Zoraki Kral bir konuşursa...

Tüm dünyanın gözünü üzerine çevirdiği Oscar Ödüllerinin açıklanmasına sayılı günler kala, on iki daldaki adaylığıyla ödüle en yakın görünen yapım Zoraki Kral ülkemiz salonlarında gösterilmeye başlandı. Bir kralın kekemelik problemini anlatan film, küçük bir insan hikâyesinden sinema tarihine geçecek büyük bir film çıkarma başarısını kaydediyor.

Naz Emel Koç
Zoraki Kral bir konuşursa…

İngiltere Kralı 5. George'un ölümü üzerine tahta geçen Edward'ın saltanat günleri skandal aşkı yüzünden fazla uzun sürmez. Onun yerine kekemeliği yüzünden aday olarak bile görülmeyen Bertie, 6.George olarak tahta geçmek zorundadır. Konuşma terapisi alan Bertie'nin en büyük korkusu topluluğa konuşma yapmak zorunda kalmasıdır. Bir yanda kapıya dayanan İkinci Dünya Savaşının, bir yanda kral olmanın baskısı altında ezilen 6. George, konuşma terapisti Lionel Louge'ın yardımlarıyla omuzlarında taşıdığı yükün altında ezilmekten kurtarılacaktır.

KRALİÇE ELİZABETH DE BEĞENMİŞ

Gerçek hayattan sinemaya uyarlanan filmin kahramanı Kral 6. George, daha doğrusu filmdeki hitap biçimiyle Bertie günümüzün İngiltere Kraliçesi 2.Elizabet'in babası. Tıpkı Cumhurbaşkanı Sayın Gül gibi, kraliçe de filmi görüp beğenenler arasında. Ama film de, “nasıl beğenmesin” dedirtecek türden… İngiltere Kralı da olsa en nihayetinde bir insan hikâyesi anlatan film, sıradan olabilecek bir öykünün fonuna bir dolu anlamı ustalıkla sığdırmayı başarıyor.

Her şeyden önce tıpkı bir dantel gibi incelikle işlenmiş bir senaryoyla karşı karşıyayız. Bertie'yi adım adım tanırken, tokalaşmanın bile kaç türlü prosedürünün olduğu kraliyet ailesinin de usulca yanına sokuluyoruz. Sarayın da tıpkı bir apartman dairesi gibi yaşanabilir bir mekân olduğunu anladıktan sonra Bertie'nin dilini tutan şeyleri çocukluk yıllarına kadar giderek saray koridorlarında buluyoruz. Özelde çocukluğunda yaşananlar, fonda ise o dönemde dünyada olup bitenler Bertie'nin diline ket vuruyor. Filmin başında gördüğümüz radyo o dönemde şekillenmeye başlayan modern dünyanın en önemli kitle iletişim aracı. Bu yüzden radyo öylesine bir nesne olmaktan çıkıyor, modern dünyaya geçişin simgesi olma vasfını taşıyor. Yeni bir form kazanan dünyada artık lider kavramının da yeniden şekillenmesi gerekiyor. Eskiden at üstünde halkı selamlamaktan başka işi olmayan kralların artık herkese hitap edip, kendini sevdirebilecek karakterde olması bekleniyor. Çünkü artık krallar yalnızca yüz metre yakınında duranlara değil, tüm topluma aynı anda hitap ediyorlar.

HİTLER'E KARŞI BERTİE

Baba figürünün en güçlü hali olan lider (kral) baba nasıl ki, Bertie üzerinde bir baskı unsuruysa, kitle iletişim araçlarıyla birlikte artık toplum da bir baskı unsuru olarak karşımıza çıkıyor. İkinci Dünya Savaşı kapıya dayanırken bir yanda Hitler, bir yanda Stalin gibi düşmanların Bertie için ne anlama geldiğini bilmiyorum söylemeye gerek var mı? O döneme damgasını vuran Hitler'in güçlü hitabeti filmde kendine yer bulurken, sözün harekete geçirici vasfına önemli bir vurgu yapılıyor. Tüm bu unsurlar filmin öyküsüne ustalıkla yerleştirildiğinden anlatım hiçbir zaman sağa sola kaymıyor ve Bertie'nin radyodan yapacağı konuşmaya odaklı olarak akmayı sürdürüyor. İnsanlık tarihinin en yıkıcı savaşlarından İkinci Dünya Savaşının anlamını bilenler, 6.George'un kral olma vasfını kazanma öyküsünün ne kadar önemli olduğunu da kavrayabileceklerdir. İşte bu yüzden film çok daha fazla şey anlatmış oluyor. Zoraki Kral gibi komedi filmlerini andıran, talihsiz bir isimle ülkemizde vizyona giren yapımda oldukça fazla diyalog olmasına rağmen, sırtını söze yaslayarak öykü anlatan bir filmle muhatap değiliz. Seyirciyi seviyesini bozmadan güldüren repliklerin tamamı yerli yerinde desek abartmış olmayız. Filmdeki yönetmenlik senaryoyu en doğru biçimde anlatmasının yanında, işin estetiğini de bir yana bırakmayarak sinemanın bir sanat olduğunu bir kez daha zarafetle hatırlatıyor. Yönetmen ve senaristin televizyonculuğa dayanan geçmişlerinde sinema tecrübesinin olmayışına rağmen böylesine klas bir iş çıkarmaları şaşırtıcı doğrusu.

Orijinal Adı : The King's Speech

Yönetmen : Tom Hooper

Senaryo : David Seidler

Tür : Dram / Tarih

Yapım : 2010, ABD, İngiltere, Avusturalia

Oyuncular : Colin Firth, Helena Bonham Carter, Derek Jacobi , Robert Portal , Geoffrey Rush , Paul Trussell , Andrew Havill , Charles Armstrong , Guy Pearce