Zorluğun üstesinden atla gel

Atların 'Benim konuşmadan söylediklerim sizin kitaplarınızda yazmıyor' dediği rivayet edilir. Biz de atları hem tedavi edici yönü, hem de binicilik sporu açısından değerlendirdik. 'At gibi olunuz' temennisini kulağımıza küpe edindik. Üç ayrı ustanın dilinden at dosyası için buyrun serbest binişe...

Merve Sena Kılıç
Zorluğun üstesinden atla gel

Binicilik hocası Mahir Başdoğan, 'At gibi olunuz' temennisinde bulunurken, kişinin ilk önce kendisini sonra karşısındakini tanımasına dikkat çekiyor. Atın dörtnala koşmasını emperyalizm ile bağdaştırıyor. 'Atla gelişelim' mottosuyla insanların kendileriyle yüzleşmesine vesile olan eğitimlere imza atan İlginay Göbüt ise atın şifa kaynağı olduğunu belirtiyor. 'At, egosu yüksek insanı yanına yaklaştırmaz' diyor. Kayra At Çiftliği'nin sahibi Aslı Mutlu ise tam bir at gönüllüsü. Barınaktan aldığı üç, toplamda dokuz atıyla her yaştan insana binicilik dersi veriyor.

/Resim/site/at147bd2546.jpg

At gibi olunuz

'Atları ilk önce estetik olarak sevdim' diyen Mahir Başdoğan sportif atçılık hiç yapmamış. Keyif için ata binen ve biniciliği öğretenlerden. 'Sokakta at arabasıyla enginar satan adamın atını da severdim. Adadaki çöp toplayan adamın atını da... Atın formu adını koymadığım zamanlarda da bana hep güzel geldi' diyen Başdoğan Prens Charles'in bir lafını hatırlatıyor: 'Atın önü ısırır, arkası teper, ortası da oturmak için çok rahat bir yer değildir.' Buna rağmen adamın hayatı at üstünde geçti. Diyeceğim şu ki; atın içinde insana iyi gelen bir şeyler var' Başdoğan atın bir mecaz olduğunu düşünüyor ve insanlara ayna olduğunu belirtiyor. Aynanın ise tasavvufta kendini gördüğün yer olduğunu hatırlatıyor. Başdoğan, 'Mecazen insanın kendi merkezini bulması için at mükemmel bir araçtır. İnsanlara 'at gibi olunuz' diyorum yani ilk önce kendinizi sonra başkalarını tanıyın. Paylaşmayı, empati kurabilmeyi, bütünün parçası olarak bir yerlere varabilmeyi amaçlayın' diyor.

Hayır demeyi öğretir

Başdoğan atların 'an'da yaşadıklarının altını çiziyor ve çevrelerinde olup bitenlere dair pek çok bilgiyi enerji boyutunda algıladıklarını söylüyor. 'Olan' ı değiştirmeye, kontrol etmeye çalışmadıklarını ve reddetmediklerini ekliyor. 'Bir başka reddetmedikleri şey ise duygularıdır' diyen Başdoğan, 'At 'hayır' deme sanatını öğretir. Ata hayır dersiniz ama ilişkinizi kesip, küsüp gidemezsiniz de… Hayır demek, olamayacak bir şeyi ata öğretmek demektir' şeklinde konuşurken atın zihni açtığına da dikkat çekiyor: 'Peygamberimiz'in Miraç'a atla çıkmasının sebebi var, zihni ve idraki açar. Atın ayağından çıkan ses zihnin yaratıcı formuna destek olur'

/Resim/site/at2f3020430.jpg

Bugünkü ata bariyer atlatma sporunun geçmişinin İngiltere'deki tilki avına dayandığını söyleyen Başdoğan, 'Tilki avında bariyerleri aşarak av yakalanır. Avrupa'daki serbest ata biniş ise, liberal emperyalizm ile doğdu. Yani serbest ama kriz anında hakimiyetin olduğu bir biniş. Hani 'bindik bir alamete gidiyoz kıyamete' lafı vardır ya, aynen onun gibi…Bir de İngiltere'de o zamanlar evlerin çevresi çitlerle çevrili olduğu için, eve girmek için çitten atlatırlarmış. Ama bizde engel atlatma yoktur. Ata binmeyi çok seven Avcı 4. Mehmet, Osmanlı'da özel mülk olmadığı, padişaha buraya giremezsin denilemediği için serbestçe gezermiş' diyor ve ilginç bir benzetme yapıyor: 'Eskiden çıkarılan petrolün artık kısmı çöpe atılırdı. Şimdi bu atıklar bir sürü yerde kullanılıyor. Yani çöpler baş tacı edildi diyebiliriz. At meselesi ise Türkiye'de bu söylemle ters orantılı. Zamanında atın önemi dünyaya biz öğrettik, şimdi onlardan tekrar öğreniyoruz. Cumhurbaşkanı Danimarka'ya gidiyor, 60 tane atlı süvari karşılıyor. Türkiye'de böyle bir süvari yok bile. İngiltere Kraliçesi'nin parası mı yok da atlı arabaya biniyor. Şimdilerde atın kişisel gelişim için de kullanılması beni daha mutlu etti. At artık adam olmamız için de bize yardım ediyor' diyor.

/Resim/site/atson5011416f.jpg

Kayra At Çiftliği İstanbul'a 20 dk mesafede bentlerin gölgesinde, ormana sırtını yaslamış, meyve ağaçları ile bezenmiş bir yer. Atlara gönül vermiş olan Aslı Mutlu çiftliğin sahibi. Dedesi süvaride veteriner hekim, babası da süvaride atlı askermiş. İlk atlarla serüveni bir ata âşık olmasıyla başlamış. 'At benim çocukluğumda ulaşılamaz bir şeydi. Atı olanlara çok özenirdim. Hep atım olduğunun hayalini kurardım' diyen Mutlu atla doğmuş bir millet olarak, bunun bu kadar ulaşılamaz olmasını normal bulmadığını söylüyor. Bundan dolayı pahalı ve havalı bir spor olarak nitelenen biniciliğin herkes için elde edilebilir bir şey olması için de kolları sıvamış. Çiftliğinde 9 atı var. Bir tanesini barınaktan ölür vaziyette almış. Bakımını yapmış, at şuan dörtnala koşabiliyor. Bir diğerini ise kasaba 250 TL'ye satılırken yakalamış. At şuan sakat durumda, sadece yürüyebiliyor, binilemiyor. Bir diğer atı da gazetede gördüğü bir haber üzerine yine barınaktan gidip almış. Atı tinerciler yakmış, neredeyse ölü gibiymiş. İyileştirmesi üç yılı bulmuş. Şimdi o at da küçük çocukların eğitimi için kullanılıyor. Atı tımarlamanın büyük bir iyileştirme sağladığını söyleyen Mutlu, en büyük keyfinin atla aynı yerde uyumak olduğunu belirtiyor. 'At tımarlarken dünyadaki bütün dertlerimi unutuyorum' diyor. Atı izlemenin bile insanı tedavi ettiğini söylüyor. Atın insanı yoğurup, olması gereken noktaya getirdiğine dikkat çeken Mutlu şu örneği veriyor: 'Çok yumuşak bir insansanız size biraz sert olmayı öğretiyor. Çünkü ata hükmedemezsiniz. Eğer çok sert bir insansanız da yumuşamayı öğretiyor. Çünkü onunla savaşmanızı kabul etmiyor' Atların hiçbir zaman para kazandırmadığını da vurgulayan Mutlu, kazanıyormuş gibi gözükse de insanların sonlarının hep hüsran olduğunu söylüyor. Çoğunun dibe vurduğunu ekliyor. Kayra at çiftliğinde 45 dk binicilik dersi 90TL. Paket alınırsa 10 ders 800 TL'ye geliyor. Çiftliğin ufak bir de kafesi var. Hafta sonu köy kahvaltısı meşhur. Gürcistan yöresine ait börekleri de bulunuyor. Hafta sonu gidecekseniz rezervasyon yaptırmakta fayda var.

/Resim/site/ilginay148959870.jpg

İlginay Göbüt öğrencilik yıllarını Avusturya'da geçirir. Mezun olduktan sonra yıllarca aktif iş hayatının içinde yer alır. Plazalarda çalışırken sürekli arazide, toprakla çalışmanın hayalini kurar. Malum modern zamanın kadınlara dayattığı plaza yaşamından bunalmıştır. Nasıl kendi işimi kursam diye düşünen Göbüt'ün aklına atlarla ilgili bir şey yapmak gelir. Daha önce atın bir şifa kaynağı olduğunu deneyimlemiştir. Bu yüzden atla ilgili yeni kuracağı işini binicilik üzerine değil, 'atlarla gelişelim' mottosu üzerine kurar. 'Atla gelişelim' bir eğitim yöntemi, binicilik dersi değil. Bu yöntemde özetle atla iletişime geçilerek, kişinin ruhsal sıkıntılarıyla, yaptığı hatalarla, kişiliğindeki sorunlarla, şartlanmışlıklarla yüzleşmesini sağlanıyor. Yani insan atlarla eğitiliyor. Avrupa'da uzun yıllardır bilinen bu eğitim 2000'den sonra Türkiye'ye gelmeye başladı. Göbüt de bu eğitimi almak için Almanya'ya gitmiş. Orada eğitimlerin normalde iki günlük ve grup halinde yapıldığını ama Türkiye'de insanlar biraz daha çekingen olduğu için bireysel yirmi dakikalık seans yapıldığını belirten Göbüt, 'İlk önce eğitimle ilgili teorik eğitim veriliyor sonra manejde atla yirmi dakika bu eğitimin pratiği yapılıyor. Atın yanında sessizce durup kendinizi de dinleyebilirsiniz ya da konuşabilirsiniz de. At ve kişi o esnada tek başlarına kalıyorlar. Atın çevresinde ilk çevresel sınırı, sonra bağlantı sınırı ve en son kendi sınırı var. Her çizgiye bastığınızda attan bir sinyal alıyorsunuz. At izin verirse ilerliyorsunuz. Mesela eğer at yanına gelen kişiden kötü enerji almışsa yanına hemen yaklaştırmıyor' diyor. Seansa gelen kişilerden ilk önce atı nitelendirilmesi isteniyor. 'Aslında kendilerini anlatıyorlar' diyen Göbüt, atların 0-6 yaş çocuk gibi olduğunu, içerideki hislerini dışarıya olduğu gibi verdiklerini söylüyor. Atların hisleri algılama kapasitesinin 15 milyon metre küplük bir alanı kapsadığını belirtiyor.

Eğitimler sırasında ilginç hikâyelerin geldiğini belirten Göbüt, 'Bir gün eğitime bir kadın geldi. At yanına yaklaştırmıyor. Atı tutamadık. Ben bir anormallik olduğunu anladım ve kadına döndüm 'Bana anlatmak istediğiniz bir şey var mı?' dedim. Kadın o gün işten atıldığını, bunu kabullenemediğini ve içindeki tansiyonunun çok yüksek olduğunu söyledi. At içeriyi hissettiği için buna dayanamadı. Eğer kadın içindeki duyguları bastırmayıp ağlayarak gelseydi, en büyük desteği attan alacaktı. Atlar insanın ve çevresindeki enerjisinden bilgi alıyor ve ona göre davranıyor. Diğer bir katılımcı küçükken tacize uğramış ve bunu kimseye söyleyememiş. Kadını atla yalnız bırakamadım çünkü kadının kafasında güç demek şiddet demekti. Bir süre atın yanında birlikte durduk. Biraz zaman geçince kadın 'çok güçlü ama hiç zarar vermiyor' dedi. Kadının kafasında gücü algılama şekli değişti. Seanstan sonra büyük bir dönüşüm oldu, güçle ilgili bariyerlerini aşmış oldu. Bir şirkette yöneticilerle grup çalışması yaptık. Takım oyununda kimin oyunbozan, kimin egosunun yüksek olduğu, kimin takım çalışmasına adapte olup olamadığı ortaya çıktı. Bir başka kadın eşi ve çocuklarının hayatına o kadar müdahale ediyormuş ki atın yanına geldiğinde at ipini koparıp kaçtı. Sonradan insanlarının hayatlarını kolaylaştırmaktan ziyade, onlara çok fazla müdahale ettiğini anladı' diyen Göbüt, atın iyi bir yüzleşme aracı olduğunu, çözümün ise kişinin kendisinde arayacağını belirtiyor. Dünyada yüzde seksen atlarla kadınlar ilgileniyor. İstatistiklere göre at sahiplerinin çoğunluğu kadın. Dolayısıyla Göbüt de eğitimlerinde ilk önce kadınları amaçlıyor. Atla Gelişelim'in kadınlara yönelik yeni eğitimi 20 Nisan'da Ömerli Kasaba Sitesi'nde 09.00-17.00 saatleri arasında.

/Resim/site/dsc_1336jpgd7e59604.jpg