Geçtiğimiz iki yüzyıl boyunca, Avrupa'nın hızlı yaşamı, Doğu'yu ve bizleri derinden etkilemiş. Birçok eser verilmiş bu konu hakkında; kitaplar yazılmış, şiirler dizilmiş. Oblomov da, bunun en güzel örneklerinden biri.
Gününü hep odasında uyuyarak, evinden çıkmayarak geçiren bir adam Oblomov. Kafasında dönüp duran projelerin hiçbirini hayata geçiremiyor. Kendine kalmış mal mülk, gittikçe elinden kayıyor.
Klasik Rus zenginlerini eleştiren kitap, bir hızlanıyor, bir yavaşlıyor. Haliyle, tembelliği anlatınca, yavaşlamamak elde olmuyor çünkü. Mesela, kapının kolunun açılması ve kapının kapanması, onlarca sayfa anlatılıyor kitapta ama azıcık da olsun sıkmadan.
Karar veriyor Oblomov ama inancı olmadığı için başaramıyor bir türlü. Olga'ya aşık oluyor, olmuyor. Ştoltz gibi hareketli, çalışkan bir arkadaşı, onun tembelliğinden kurtulması için elinden geleni yapıyor, olmuyor... ve kitabın sonunda görüyoruz ki, ne yapılırsa yapılsın olmayacak, Oblomov, Oblomov'dur.