Vefatının 76. yıldönümünde, İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy Zeytinburnu'nda anıldı. Prof. Dr. İsmail Kara'nın konuşmacı olduğu "Akif'i Anlamak" söyleşisi, programa katılan bütün dinleyicilere Zeytinburnu Belediyesi'nin hazırladığı "Sessiz Yaşadım Matbuatta Mehmet Akif 1936-1940" kitabının hediye edilmesiyle son buldu.
Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleşen söyleşi, Kara'nın; Mehmet Akif Ersoy'un "Ben Böyle Bakıp Durmayacaktım" şiirini okumasıyla başladı."Büyük mütefekkirler kendi dönemlerinin tercümanlarıdır. Akif de bunlardan biridir. Hatta döneminin en büyüğüdür." sözleriyle konuşmaya başlayan İsmail Kara, şairin doğumundan, mizacına birçok hususta bilgileri dinleyicilerle paylaştı.
Akif, şairliğinin yanında mütefekkirdir
Mehmet Akif Ersoy'un şair kimliğinin yanında, mütefekkir kimliğinin eserlerine katkılarına değinen İsmail Kara; "Akif yaşamı boyunca bilim ve din arasındaki problemleri çözüme yönelik eserler üretmiştir. Safahat'ta yer alan Fatih Kürsüsü ve Asım kitapları bu konudaki sorunları ısrarla çözmeye çalışır. O dönemde var olan, onun aşmak için çaba gösterdiği sorun, bugün ne yazık ki hala devam ediyor." dedi.
Akif'in "şiirinin doğduğu" dönem
Şairin doğmundan, birinci meclis dönemine kadarki yaşamını anlatan ve bu aralıkta dar bir çevrede yaşadığına değinen İsmail Kara; "Akif'in hayatının ikinci mühim dönemi Burdur milletvekili olarak yer aldığı 1. meclis dönemidir. Bu dönem; Akif'in fikriyatının, şiirinin, şahsiyetinin ortaya çıktığı dönemdir. 1908-1924 yılları arasında riyasetini yürüttüğü Sebil-ür Reşad dergisi; Türkiye topraklarının en önemli yayınıdır. Safahat'ın, nesirlerinin, şiirlerinin büyük çoğunluğu, neredeyse tamamı burada yayınlanmıştır. 2. Meşrutiyet ve Cumhuriyetin ilk döneminin en önemli yayınıdır." diyerek şairin Türk edebiyatına kattığı zenginliği ifade etti.
"Aynı zamanda vaizdir"
İsmail Kara, "Mehmet Akif şairliği ve yazarlığının yanısıra, aynı zamanda iyi bir vaizdir. En mühim konuşmalarını Milli Mücadele döneminde yapmıştır. Kastamonu konuşmasını, Safahat'taki vaaz şeklindeki şiirlerini incelerseniz, vaaz alanında en üst düzeyde metinler olduğunu görürsünüz." diyerek şairin topluma yön verme hususundaki çabasına da dikkat çekti.
"Akif, kendini gönüllü olarak Mısır'a sürgün etti"
Mehmet Akif tarafından hazırlanan ve üçte birlik kısmının bulunarak geçtiğimiz günlerde yayınlanan Kur'an-ı Kerim Meali hakkında, "Akif mecliste bulunduğu sırada saygın kişiliği sebebiyle direk olarak bir müdahaleye uğramamıştır. Kendisinden hoşlanmayanlar onun kişilik özelliklerine saygı duydukları için kendisine kaba herhangi bir yaptırımda bulunamamışlardır. Fakat Akif, kendisi gönüllü olarak kendini Mısır'a sürgün etmiş ve orada sanıldığının aksine refah içinde değil, sıkıntılar içinde bir yaşam sürmüştür. Buna rağmen kendisini küstürenler tarafından meal hazırlaması isteniyor. Meal için 10 yıl emek harcıyor ve buraya dönerken onu bir arkadaşına; dönüp tamamlayacağım, dönmezsem yak diyerek teslim ediyor. Evladını bırakmış bir ana gibi Türkiye'ye dönüyor ve kısa bir süre sonra vefat ediyor. Buradaki yak söyleminin manası kimilerine göre; Akif'in Ankara'nın bu meali nasıl kullanacağı yönünde endişeleri olmasıyla ilgilidir. Oysa onlarla resmi bir ilişkisi yoktu. İstese meali Mısır'da Türkçe bastırırdı. Bana göre büyük bir şair dil alanıyla ilgili bir eserini eksik bir şekilde insanların karşısına çıkarmaya razı olmaz. Hele ki bu bir meal ise. Bence bu sebepten Ankara'ya vermemiştir." diyerek düşüncelerini ifade etti.
Konuşmasının sonunda Mehmet Akif Ersoy fotoğraflarından oluşan bir slayt gösteren İsmail Kara, dinleyicilere fotoğrafların çekildikleri dönemlerle ilgili ayrıntılı bilgiler verdi; onların sorularını cevapladı. Programa katılan bütün dinleyicilere Zeytinburnu Belediyesi'nin geçtiğimiz yıl yayınladığı ve İsmail Kara ve Fulya İbanoğlu'nun hazırladığı "Sessiz Yaşadım Matbuatta Mehmet Akif 1936-1940" eserinin hediye edildiği program İsmail Kara'nın kitapları imzalaması ve basına röportaj vermesiyle sona erdi.