Kimi zaman yorgunluğumuzu atmak için minik bir fincanda yudumlarız kalbimizi ve zihnimizi uyandıran kahveyi. Bazen de bir dost sohbetine lezzet katmak için eşlik eder bize bol köpüklü kahve. Halk edebiyatının da vazgeçilmez öğesi olagelmiştir bu siyah mucizevi lezzet. Her ne kadar ' Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül sohbet ister kahve bahane' desek de sohbetlerin tadı, dostlukların ilacıdır bu mucizevî siyah inci. Kahvenin bizdeki serüveninin ne zaman başladığı hakkında çeşitli rivayetler mevcut. Ancak en çok kabul gören rivayete göre ise kahvenin Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) döneminin Habeşistan (Yemen) Valisi Özdemir Paşa tarafından getirilip Sultana sunulduğu şeklindedir. Osmanlı sarayının görkemli salonlarında, 40 kişilik kadrolu kahveci ustaları tarafından özenle Sultan'a sunulduğu, hatta haremdeki cariyelere kahve pişirme dersleri verildiği bilgisini sunuyor bize tarihi vesikalar. ' Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır' atasözü aslında kahvenin tarihten günümüze süzülüp gelen anlamını bir kez daha sunuyor bize.
Bu sergi kahveyi herkese sevdirecek
Osmanlı'da bu kadar önemli bir yere sahip olan kahve kültürünü adeta bir görsel şölene dönüştüren sitil, fincan, zarf ve puşide gibi kahvenin ikramı sırasında özenle seçilen nesneleri de unutmamak lazım. Osmanlı döneminde kahve ikramında kullanılan bu zarif kahve takımlarının sergilendiği " Tüm Zamanların Hatırına: Sarayda Bir Fincan Kahve" sergisi kahvenin Osmanlı'dan günümüze serüvenini yansıtıyor. Saray Koleksiyonları Müzesi Sanat Galerisi'nde, Milli Saraylar Daire Başkanlığı koleksiyonunun birçoğu ilk kez ziyaretçilere sunulan eserlerinden oluşan Topkapı Sarayı Müzesi, İBB Şehir Müzesi koleksiyonlarından da eserlerin yer aldığı sergi, Saray Koleksiyonları Müzesi Sanat Galerisinde 2 ay süre ile ziyaretçilerine açık kalacak.