İSTANBUL- Şair Abdurrahim Karakoç'un yazdığı, Musa Eroğlu'nun bestelediği, bir zamanlar dillerden düşmeyen Mihriban, şimdi üniversitede tez konusu. Abdurrahim Karakoç, Mihriban'ın yazıldıktan 30 yıl sonra ünlü olduğunu söylüyor. Karakoç, "Musa Eroğlu'nun kızı bir vesileyle Mihriban şiirimi görmüş ve babasına götürmüş. Babasına şiiri bestelemesi için ısrar etmiş. Eroğlu da, kızının ısrarları üzerine şiiri almış ve o gece sabaha kadar okuyup, daha sonra da besteyi yapmış" dedi. Mihriban'ın bir dönem pekçok şarkıcı tarafından okunduğunu anlatan Karakoç, şiirinin şimdi de üniversitede tez çalışmasına konu olduğunu açıkladı. Karakoç, "Şiir bestelendikten sonra ünlü oldu. Şimdi İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden bir kız öğrenci, Mihriban'ı etraflı bir şekilde araştırıyor, elde ettikleri sonuçları bir tez haline getirecek" dedi.
Müzisyenlerin şairlerle halk arasında bir nevi aracılar olduğunu ifade eden Karakoç, "Bu yüzden şiirlerimin bestelenmesi çok hoşuma gidiyor" diye konuştu.
"Şiire 'Besmeleyle' başladım"
Hemen her söyleşisinde, "Şiire nasıl başladınız?" sorusuna, "Besmeleyle" karşılığını veren Abdurrahim Karakoç, gelenekçi tavrı belirgin olmasına rağmen hayranları sayesinde çağın teknik imkanlarından da yararlanıyor. Bugün irternet üzerinden biri Amerika'da biri Almanya'da olmak üzere birçok hayranının kendi adına web sayfaları hazırladığını söyleyen Abdurrahim Karakoç, şunları söyledi: "Bir tesadüf sonucu bu sayfaları internette bir arkadaş görmüş bana da söyledi."
'Şiiri halk yaşatır'
Şiiri yaşatanın halk olduğuna inandığını söyleyen Karakoç, "Yazılan şiir halkın beğenisini kazanacak ve akılda kalacak tarzda olmalıdır. Serbest dil de yazılan şiiri akılda tutmak zordur. Ama benim şiirlerim dün Yunus Emre'nin, Karacaoğlan'ın, Köroğlu'nun, Emrah'ın şiirleri gibi halkın dilinden nesilden nesile aktarılacaktır" diye konuştu.
'İdamla yargılandım'
Şiirleriyle ilgili ilginç olaylarla karşılaştığını söyleyen Karakoç, 1970'li yıllarda da Nur cemaatine, "Hak Yol İslam Yazacağız" adlı şiirini verdiğini belirterek: "İlahi olarak bestelenen bu şiirim de kısa sürede çok ünlü oldu. Ancak daha sonra MSP'li gençler bunu 'Hak Yol Nizam Yazacağız' diye çevirip marş yapınca İstanbul'da üç ayrı mahkemede idamla yargılandım, sonra beraat ettim" dedi.
Kaset çıkartacak
Şiir kitaplarının değil kaset ve şarkıların prim yaptığı günümüzde kaset çıkarmayı düşündüğünü ama cesareti olmadığını söyleyen Karakoç: "Güzel şiir okuyamam ama Necip Fazıl hiç okuyamaz. Ama gördük ki, Üstad kendi kasetini çıkarmış. Benimki de inşallah çıkar" diye konuştu.
Edebiyat dünyasındaki ödül furyasına değinen Karakoç, bugüne kadar tek bir ödül almadığını, ilk ödülünü önümüzdeki günlerde Türkiye Yazarlar Birliği'nin vereceğini söyleyerek: "Bu yaşta ben ödülü ne yapayım. Ödülü kabul etmeyeceğim. Zaten Türkiye'de ödüller bugüne kadar layık olana değil, eşe dosta dağıtıldı. Dolayısıyla ödülün benim için bir anlamı ve değeri yok" dedi.
Mihriban
Sarı saçlarına deli gönlümü,
Bağlamışım çözülmüyor Mihriban.
Ayrılıktan zor belleme ölümü,
Görmeyince sezilmiyor Mihriban.
Yar deyince kalem elden düşüyor,
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor.
Lambada titreyen alev üşüyor,
Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban.
Önce naz sonra söz ve sonra hile
Sevilen seveni düşürür dile
Seneler asırlar değişse bile
Eski töre bozulmuyor Mihriban
Tabiplerde ilaç yoktur yarama,
Aşk deyince ötesini arama.
Her nesnenin bir bitimi var ama.
Aşka hudut çizilmiyor Mihriban
Boşa bağlanmamış bülbül gülüne
Kar koysan köz olur aşkın külüne
Saştım kara bahtım tahammülüme
Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban
Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi gamı
Bir kör düğüm baştan sona tamamı
Çözemedim çözülmüyor Mihriban