Baba şefkati görmemiş tüm kız çocuklarına adanan “O Kul Hayal Bile Etme” filminin çekimleri tamamlandı. Mayıs ayında gazetede yayınlanan bir haberden yola çıkarak böyle bir film çekmeye karar veren yönetmen Adem Uğur'la yeni filmini konuştuk. Kız çocuklarını reddetmek doğuya özgü bir durum gibi algılanıyor fakat bu problem ülkenin batısında da yaşanıyor. Bu probleme parmak basmak amacıyla yola çıkan yönetmen, 16 yaşındayken İstanbul'da kendi mahallesinde, kendi sokağında tanık olduğu bir olayı filmin alt yapısına yerleştirmiş. Onu asıl tetikleyen ise kısa bir zaman önce okuduğu bir haber olmuş. Yeni doğan bir kız çocuğunun babası tarafından öldürülüp gömülmesini konu alan haber, bir-iki gün gündemde yer alsa da çabuk silinmiş hafızalardan. Bunun üzerine hemen harekete geçen yönetmen, Hüseyin Kırca ile çalışarak filmin senaryosunu 45 günde tamamlamış. Filmin çekimlerine ise ancak Ocak 2010'da başlanmış. Oğuzeli halkının neredeyse tamamının rol aldığı filmin çekimleri 36 gün sürmüş. “Doğan kız çocuklarını öldüren babalar beni çok etkiledi ve film için karar verdim” diyen Uğur sözlerine şöyle devam ediyor: “Yaptığımız filmle bu olayları durduramasak da en azından bazı kuruluşları tetikleyebileceğimize inanıyorum”
O KUL ADI NEREDEN GELİYOR?
Her izleyen kendi anlamını çıkarsın diye filme bu isim konulmuş. Yönetmen, okul ile eğitimi, o ile filmin ana objesi olan kız çocuğunu, kul ile de ezilmişliği anlatmak istemiş. Oyuncu seçiminde oldukça titiz davranan yönetmen, filmine ve cast ekibine oldukça fazla güveniyor. Uğur, “Babayı canlandıran Ümit Çırak inanıyorum ki festivallerden ödül alacak . Küçük Ayşe'yi oynayan Sevim Sema Taşdemir'i ise Gaziantep'te cast çalışması yaparken tesadüfen bulduk ve sanki yıların oyuncusu gibi karakterini canlandırdı. Ondan da beklentim büyük” şeklinde konuşuyor. Filmiyle küçük kızlarla ilgili sorunlara dikkat çekemeye çalışan Uğur, “Benim söylemek istediğim artık olmaması gereken töreler. Kız çocuklarına karşı uygulanan zulüm ve namus kavramının içinin boşaltılması... Cennet annelerimizin ayaklarının altında. Peki kız çocukları büyüdüklerinde anne olmayacak mı? Onlara sevgi, şefkat ve değer vermemiz gerekmiyor mu?” diye soruyor.
Levent Kırca hayat ustam
Levent Kırca'nın yanında on yıl çalıştıktan sonra yönetmenliğe atılan Uğur, orayı gerçek okulu olarak görüyor. “Levent Kırca benim hayat ustam oldu”
diyen yönetmen “Levent Kırca'nın yanından ayrıldıktan sonra kendi şirketimi kurdum ve bu filmi çekmeye karar verdim. İnşallah başarmışımdır ve bir şeyler anlatabilmişimdir. Amaç sanatsa eğer ben sanatın içinde her zaman var olmak için savaşacağım” şeklinde konuşuyor.