Son meddah anılarını anlatıyor

Dersten kaytarmak için girdiği tiyatro kolunun sahnesinde adım attığı tiyatroya, elli yılını veren Erol Günaydın, o yılları “İki Kalas, Bir Heves”te anlatıyor

Emeti Saruhan
Son meddah anılarını anlatıyor

Emine Algan'ın, Nehir Söyleşi türünde hazırladığı “İki Kalas Bir Heves / Erol Günaydın Kitabı” Türkiye İş Bankası Yayınları arasından çıktı. Sekiz ay süren söyleşiler sonucunda ortaya çıkan kitabın kapak fotoğrafı Okan Bayülgen imzasını taşıyor. Elli yılı aşkın süredir tiyatromuza emek veren ve geleneksel meddahlığı icra eden son sanatçımızdan olan Günaydın için, “İyi ki okuldan kaytarma bahanesiyle tiyatro koluna girmiş” dedirten kitap, Günaydın'ın çocukluğunun geçtiği Akçaabat'tan, İstanbul'daki tiyatro kulislerine, Ağrı'nın dağ başlarındaki köylerinden, Fransa'nın en ünlü tiyatrolarına, oradan Yeşilçam'ın setlerine uzanan bir gezintiye çıkarıyor okuyucularını. Günaydın'ın tiyatro hakkındaki önemli tespitleri de yer alıyor kitapta.

ANSİKLOPEDİDEN PARA KAZANDIM

Kitapta Günaydın'ın şahsında sanatçılarımızın mücadele ettiği sıkıntılara tanık olmak mümkün. Hayatında en çok para kazandığı dönemin geçinmek için ansiklopedi sattığı zamanlar olduğunu söyleyen Günaydın, yine de tiyatro aşkının her zaman üstün geldiğini ve tiyatro sahnesinin çok sevdiği ahşap kokularına geri döndüğünü anlatıyor.

CEMAL REŞİT REY İSTANBUL KOKARDI

Cemal Reşit Rey için “O kadar kibar, o kadar ince bir adamdı ki! İstanbul kokuyor adam” diyen Günaydın Rey'in Müslümanlığının güzelliğine de şaşırdığını söylüyor: “Mesela bir gün otururken 'Bana bir dakika müsaade eder misiniz' diyor, kalkıyor, gidiyor namaz kılıyor içeride, söylemiyor tabi ne yaptığını. Namazını kılıyor, geliyor.”

Günaydın, Süleyman Demirel'le bir konu için görüşmeye gittiğinde, beklemek için Demirel'in koltuğuna buyur edilmiş. Günaydın, beklerken uyuyakalmış hatta rüyasında Neriman Köksal'ı görmüş. “Dedim herhalde burada uyuyan bunları görüyor, memleketi unutuyor... Keramet koltukta” Sanatçı, Muhsin Ertuğrul ile ilk tanışmalarında O'na neler söylediğini ise şöyle anlatıyor: “Herkes Muhsin Bey'den çok korkar, tiyatroya geldiği zaman çıt zıkmaz. Görünmez, sokaklarda yürümez bir gölgedir. 'Efendim, ben sizi çok merak ediyordum, herkes sizin çok korkunç olduğunuzu söylüyor. Oysa siz öyle bir insana benzemiyorsunuz, hatta şimdi benim içimden yanağınızdan öpmek geliyor' dedim. “Ne” diye bir döndü, ödüm koptu.”

CEM YILMAZ MEDDAHI İLK BENDEN İZLEDİ

Meddahlığın hiç bir zaman yokolmayacağına fakat özünden uzaklaşacağına değinen Erol Günaydın, Cem Yılmaz gibi 'tolk show'cuların bazılarının bu sanatı bugüne uyarlayarak devam ettirdiği görüşünde. “Cem Yılmaz zannediyorum ki ilk meddahlığı benden izledi” diyen Günaydın, Şahan Gökbakar ve Rüstem Batum'un da adını, meddahlığı farklı bir şekilde de olsa icra edenler arasında zikrediyor.