Stephen King'in bestseller roman serisinden Frank Darabont tarafından sinemaya uyarlanan Yeşil Yol (The Green Mile), 'melek' gibi gardiyanlarla (biri hariç), idamı hakketmeyecek kadar 'iyi' mahkumlar (biri hariç) arasında geçen olayları gerçek ötesi bir dille anlatıyor. Böyle bir kabulle izlenmeye başlandığında ne başkahramanın doğaüstü güçleri, ne bir ölüm koğuşunun bu kadar eğlenceli bir atmosfere sahip olması garip gelmiyor seyirciye. Dört dalda Oscar'a aday olan ve 'Esaretin Bedeli' gibi bir referansı da bulunan yönetmen Darabont'un, Stephen King'li ikinci çalışması olan Yeşil Yol, idam mahkumlarının ölüme giden sayılı günlerini anlatırken bir bakıma fani ömrünü tüketmeye çalışan insanoğlunun "yeşil bir yolda" yürüdüğünü ve adım adım ölüme yaklaştığını düşündürtüyor. İdamlarına sayılı günleri kalan mahkumlarının son yolculuklarından önce 'konuşarak' rahatlatılıp ölüme hazırlandığı bir tür 'yoğun bakım' koğuşunda yaşadıklarını uzun yıllar boyunca unutamayan baş gardiyan Paul Edgecomb'un en çok vicdan azabı duyduğu olay, suçsuz olduğunu bildiği bir mahkumun idamını yönetmesidir. Zaten o idamdan sonra Paul, başka bir bölüme tayinini ister. Mahkumların idama götürülürken yürüdükleri koridorun zemini yeşildir ve bu yüzden hapishanenin E koğuşu da bu yolun ismiyle anılmaktadır: "Yeşil Yol"
Yufka yürekli gardiyanlar
Başgardiyan Paul, mahkumlara karşı çok müşfiktir, ekibindeki tek sadist Percy Wetmore'un yaptığı bütün kötülükler karşında bile öfkesini yenmeyi bilir. Mucizeleri yanında bilgeliğiyle de filme renk katan Bay Coffey'in idama giderken söylediği sözler filmin özeti gibidir. Film boyunca üç, dört kez karşımıza çıkan ve tüyler ürperten idam sahnelerinin sonuncusunda bütün gardiyanlar gözyaşları içinde "Tanrı'nın en büyük mucizelerinden biri"ni elektrik şokuyla yokederler.
YEŞİL YOL ( The Green Mile )
Yönetmen : Frank Darabont
Oyuncular : Tom Hanks, Michael Clarke Duncan, David Morse, Sam Rockwell