Yüzyıllık kuru gürültü

Son aylarda artmış olsa da Birinci Dünya Savaşı'ndan beri başımızı ağrıtan bir konu Ermeni meselesi. Yeni Türkiye dergisi, bu alanda yapılan çalışmalara iki ciltlik özel bir sayıyla katkıda bulunuyor.

.
Yüzyıllık kuru gürültü

http://cdn.yenisafak.net/site/44423b73cf33.jpg

Son günlerde uluslararası araneda Türkiye'nin başını en çok ağrıtan konular arasında bulunan Ermeni meselesi, Yeni Türkiye dergisince iki ciltlik ve içerisinde birbirinden önemli isimlerin kaleme aldığı 103 bilimsel makaleden oluşan 1200 sayfalık dev bir özel sayıyla mercek altına alındı. İstemihan Talay, Meral Akşener, Nevzat Yalçıntaş, Yılmaz Karakoyunlu, Tayyibe Gülek, Hasan Celal Güzel, Mustafa Gül ve Agah Oktay Güner gibi politikacıların dışında Ahmet Turan Alkan, Ahmet Akgündüz ve İlber Ortaylı gibi kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerin yazılarının da yer aldığı iki ciltlik özel sayıda, Ermeni sorununun dün ve bugününe, nasıl ve neden ortaya çıktığına dikkat çekiliyor. Sorun uluslararası ilişkiler bakımından da ele alınarak stratejik analizler yapılıyor. Dergiye yazanlardan Yılmaz Karakoyunlu Ermeni soykırım iddiasını 'hain bir kurnazlık' olarak nitelerken ünlü tarihçi İlber Ortaylı, Osmanlı topraklarında dağınık bir şekilde yaşayan Ermeniler'in yaşam tarzı ve gelenekleri itibariyle Müslüman Türk halkına diğer gayr-i müslümlerden daha çok benzediğini ve Anadolu halkıyla rahatlıkla kaynaşabildiğini söylüyor. Hasan Celâl Güzel, Ermeni sorununun çözümü için bazı tekliflerde bulunurken Ahmet Akgündüz ise, Ermeniler'e uygulanan tehcir meselesini masaya yatırıyor. (Tel: 0 312 442 62 42)

Ermeni meselesini İngilizler kaşıdı

Seksen beş yıldır sürdürülen sözde Ermeni soykırım iddiasının tek cümlede özetlenebilir hain bir kurnazlığı vardır: Türkiye'yi dünya ülkeleri nezdinde 'persona Non Grata/İstenmeyen adam' ilan etmek..." diyen Yılmaz Karakoyunlu, Ermeni sorununun siyasal açıdan tartışılması gerektiğini belirtiyor. Karakoyunlu, Ermeni sorununun ortaya çıkarılışı hakkında ilginç bir tespitte bulunuyor: "Ermeni meselesi gerçekte, İngiliz Dışışleri Bakanlığı çerçevesinde kurnazca sahnelenen bir oyunun tertipçiliği ile ortaya çıktı. Ermeni iddialarına başlıca 'kaynak' olan Viscount Bryce ve Arnold Toynbee imzalı ünlü Mavi Kitap, aslında İngiliz istihbaratının yalan haber üretme makinesinin bir ürünüdür. İngiltere'de Savaş Propaganda Bürosu kuran İngilizler, Amerikalı misyonerlerin de işbirliği ile, 'belge'ye dayanmayan ve tamamen 'dedikodu' ve 'düzmece' bilgilerle sözde Ermeni katliamları yarattılar. Asıl amaç, İngiliz subaylarının kafasında Türk subaylarının kötü, korku verici ve güvenilmez kişiler olduğu intibaını güçlendirmekti."