Dünyanın göz bebeği ve kesişme noktası olarak bilinen güzel İstanbul, her bölgesinde ayrı bir tarih barındırıyor. Ramazan ayında teravih için camilerine gittiğimiz, her biri birbirinden büyük çadırlarında iftar ettiğimiz semtlerin isimleri nereden geliyor hiç merak ettiniz mi? Uğruna çetin savaşlar verilmiş bu güzel şehrin her semt ve ilçenin adının çok ilginç bir hikayesi var. İsimler arasında, antik dönemden tutun da Osmanlı ve Bizans dönemlerine uzananlar bulunuyor. Mesela, Beyazıt semti ismini, Sultan 2. Beyazıt'ın kendi adına yaptırdığı külliyeden, Bağlarbaşı, meşhur bağlarından alıyor. Coğrafi güzelliği ile eşine az rastlanan ilçelerden biri olan Beykoz'un tarihi, M.Ö 700 yılına dayanıyor. Beykoz'da ilk olarak ikamet eden Trakların yerleştiklerinde bölgeye krallarının ismi olan 'Amikos' dedikleri söylenir. Beykoz'un bilinen en eski ismi Amikoz'dur. İlçenin ismi hakkındaki en güçlü rivayet Beykoz'da çok sayıda ceviz ağacı bulunması nedeniyle bu ismi aldığı. 'Koz' kelimesi, Farsça'da hem ceviz, hem de köy anlamına geliyor. Bölgeye binlerce ceviz ağacını ifade eden 'Binkoz' adı verildiği ve zamanla bu kelimenin 'Beykoz' a dönüştüğü öne sürülüyor.
TAŞ BEŞİK Mİ BEŞ TAŞ MI
Beşiktaş ilçesinin bir dönemde ismi 'Taş beşik' anlamına gelen 'Kune Petro' idi. Semtin ismi hakkında iki ayrı rivayet bulunuyor. Birincisi, semt ismini Barbaros Hayrettin Paşa'nın gemilerini bağlamak için diktirdiği beş taştan aldığı, sonraları bu ismin Beşiktaş olarak değiştiği. Diğer rivayete göre de bir papazın bu semtteki bir kiliseye, Hz İsa'nın çocukluğunun geçtiği Beşiktaş'ını koydurduğu ve ilçenin bu taş nedeniyle Beşiktaş adını aldığı.
DENİZE AÇILAN KAPI
Yenikapı'ya ismi Osmanlı döneminde verildi ve günümüze kadar geldi. Yenikapı'yla ilgili efsane şöyledir:
"4. Murat, bir gün Üsküdar'dan bir kayığa biner. Yanındaki yolcunun "Ben gaipten haber veririm" demesi üzerine "O zaman benim şehre hangi kapıdan gireceğimi söyle" der. Yolcu bir kağıda kapının ismini yazar ve padişaha verir. 4. Murat surları yıktırarak yeni bir kapı açtırır ve şehre oradan girer. Kağıdı açıp baktıklarında "Yeni kapınız hayırlı olsun padişahım" yazdığını görürler."
Beyazıt külliyesi
Beyazıt semti ismini Fatih'in oğlu 2. Beyazıt'ın külliyesinden almıştır. İmparator Teodosius döneminde M.S 393 yılında şehrin en büyük meydanı olarak inşa edilen alanın, o dönemde ortasında dev beton zafer takının üzerinde, bronz boğa başları bulunuyordu. Boğa başlarından dolayı meydana, 'Form Tauri' adı da verildi. Bu gün zafer tapınağından geriye bir kaç mermer taş kaldı.
Taksim'de su taksimi
Taksim semti adını, 1. Mahmut döneminde yapılmış olan meydanın köşesindeki sivri kubbeli, klasik taş yapıdan aldı. Bu yapının ismi, şehre ilk defa kuzey ormanlarından su getirilip, suyun taksim edildiği yer olarak bilinen "Meksem"den geliyor. Böylece suyun taksim edildiği bir mekan olan semt, Taksim olarak günümüze kadar geliyor.