Kalbime bir kor düşmüştü

Kalbime bir kor düşmüştü

Işıktır, ışık.

Dini felah,

İşi kurtuluş,

Zamanı yakındır.

İş bittiğinde,

Kılıçlar çekildiğinde,

Mızraklar uzatıldığında.

Feryat boşunadır.

Kalbime bir kor ateş düşmüştü. Teyzemin yanından ayrılarak düşünceli bir şekilde Hz. Ebû Bekir'in yanına gittim. Yanına gittiğimde yalnızdı. Selam verip oturdum. Beni düşünceli görünce, ne düşündüğümü sordu. Ben her zaman teenni ile hareket eden biriydim. Sakin bir şekilde teyzemden duyduklarımı ona anlattım. Hz. Ebû Bekir:

-Yazık! Halbuki sen akıllı birisin. Doğru ile yanlışı rahatlıkla görüp, birbirinden ayırabilirsin. Şu kavminin tapındığı putlar nedir? Onlar hissetmeyen, görüp duymayan taşlardan ibaret değiller mi?

-Vallahi, senin dediğin gibiler.

-Teyzenin de dediği gibi. O Allah'ın Resûlü (sav)'dür. Allah, Muhammed b. Abdullah'ı insanlığı dinine davet etmesi için gönderdi. Gidip onu dinlemez misin?

-Tabii ki, giderim.

Tam o sırada Allah Resûlü (s.a.v) Ali ile yanımızdan geçiyordu. Elinde bir elbise vardı. Ebû Bekir kalkıp onun kulağına bir şeyler söyledi. Allah Resûlü (s.a.v) yanımıza oturdu. Bana döndü ve:

-Ey Osman! Allah'a yönel, cennetine gir! Ben Allah'ın sana ve bütün insanlığa gönderdiği peygamberiyim, dedi. Vallahi ona tâbi olmanın en doğru yol olduğunu anladım, tereddüt etmeden hemen şehadet getirerek Müslüman oldum.BİTTİ