Kalbi mescitlere bağlı kimse: Allah Rasulü (sav) hiçbir gölge bulunmayan günde Allah'ın Arş'ın gölgesinde gölgelendireceğini müjdelediği yedi sınıf insandan üçüncüsünün kalbi mescitlere bağlı kimseler olduğu belirtmektedir.
Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi büyük amellerin mükafaatları da büyük olmaktadır. Kalplerin mescitlere, camilere bağlı olması da en büyük amellerden sayılır. Mescitler, camiler Allah'a secde edilen yerlerdir ve Allah'a secde hali insanın ibadet olarak ulaşabileceği son noktadır. Böyle bir ibadetin yapıldığı yere kalbin bağlılığı insan için muazzam bir derecedir. Ama müjde büyük olduğu için bağlılık da öylesine değil, ezanı her duyuşunda imkanı varsa oraya koşmak, imkanı yoksa da kendisini orada hissetmek şeklinde bir bağlılık şeklinde olmalıdır. Allah Teala'nın (cc) “Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır” (Tevbe 18) ayeti, bu hususu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Mescitlerin mamur edilmesi, binasını yapmak, ihtiyaçlarını temin etmekle olduğu gibi esas itibariyle namaza mescitlerde devam etmek anlamına gelmektedir. Ebu Said'den (r.a.) rivayete göre, Resulullah (sav): “Bir adamın mescitlere devam ettiğini görürseniz, onun imanına şahitlik edin” (İbn Mace, Mesacid, 19) demiştir.
Mescitlere kalbin bağlılığı ne kadar büyük bir müjdeyi beraberinde getiriyorsa, tam tersine mescitlere uzak olup düşmanlık yapanlar da çok büyük azapla tehdit edilmektedir: “Allah'ın mescitlerinin içlerinde O'nun adının anılmasını men eden ve onların (mescitlerin) harap olmasına çalışan kimseden daha zalim kim olabilir? Aslında bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir (başka türlü girmeye hakları yoktur) Onlara dünyada rezillik, ahrette de pek büyük bir azap vardır” (Bakara, 114) ayeti de bunu açıkça vurgulamaktadır.
Mescitler, camiler İslam'ın alamet-i farikaları olan muazzam sembolleridir. 24 saat içerisinde Allah ve Rasulü'nün isimlerinin ezanla göklere yükseldiği yerlerdir mescitler. Akif'in: “Ruhumun Senden İlahi şudur ancak emeli:
Değmesin ma'bedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar ki, şehadetleri Din'in temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli” mısralarında dile getirdiği gibi sadece yurdumuzda değil, dünyanın her yerinde mevcut mescitler sayesinde bu muhteşem olay gerçekleşmektedir.
Mescitlere bağlılık, beraberinde cemaatle namazı da getirmektedir. Müslümanlar mescitlerden uzak kalmasınlar diye Allah Rasulü (sav) cemaatle kılınan namazın ferdi kılınan namazdan 27 kat daha sevap olduğunu belirtmiştir. “Her kim, güzel bir şekilde abdest alır, sonra da bu mescitlerden birisine giderse, attığı her adım için, Allah ona bir sevap yazar, derecesini bir kat yükseltir ve bir günahını da siler” diyerek kalbin mescitlere nasıl bağlanabileceğinin yolunu göstermiştir. Esasında Ramazan ayı bunun için bir fırsattır. Beş vakit namaz ve Cuma namazı dışında teravih, mukabele ve yapabilecek durumda olan Müslümanlar için i'tikâf yoluyla bağlılığı takviye etmek mümkündür. O gün Arş'ın gölgesinde gölgelenenlerden olmamız duasıyla.