Hiç düşündünüz mü bayram sevinci hangi terkipten doğar? Bayram sabahı; fecirden evvel yayılan manevi ilhamı, neşeli ışığı nereden alır? Kalplere ülfet aşılayan, dargınları barıştıran, uzakları yakın eden, zamana ve mekâna kavuşma ve barış neşesini hâkim kılan ruh kudreti nereden gelir? Sahi bayram nedir, niye gelir hiç düşündünüz mü?
Bayramın tabiatı neşedir. Daha çocukluğumuzda bayrama dair ilk idrakimiz bir sevinci karşılama heyecanı olarak belirir. Eskiden yılda bir iki kere yeni elbiseye kavuşma imkânı belki bulunan çocuklar için, bayram hürmetine alınan elbiseler ne mutluluktu. Dargınların barıştırılması girişimi, muhabbetin hürmet ve şefkat halinde tezahürü, gelip gitmelerin, kucaklaşmaların sahnelendiği selam günleri çocuk dünyamızda ne büyülü bir rüyaydı. Bu rüyayı bize bağışlayan da yalnız bayramdı.
Çocukluğuma dair bayram idrakimi düşününce meçhule son veren, sevinç ve selametten, ışıktan başka bir şey hatırlamıyorum. Bir de Almanya'da bulunan gurbetçi bir komşumuz vardı, o anlatırdı; gurbette bayram buruktu belki, ama orada bayram, hayatın getirdiği her şeyden daha değerli ve daha sevimliydi. Aynı ruh heyecanıyla, aynı inanç ve ümit etrafında bir araya gelmenin, kucaklaşmanın kıymetini en iyi onlar bilirdi. Yabancı bir iklimde birbirini bulmanın, yakınlaşmanın ne büyük mutluluk olduğunu anlatırdı. O vakit ben, bayramın; ayrılık hüznünü silen, gurbetin yabancılığını, yalnızlığı yenen, kavuşturan ve sevindiren bir mucize olduğunu düşünürdüm. Demek dünyanın neresinde olursa olsun her Müslüman bayram halkasında, bu sevincin etrafında aynı ruhla kucaklaşırdı.
Sonra fark ettim ki garip bir yolcu olduğumuz bu gurbet âleminde bayram, bizi hicran burukluğundan kurtarmaya gelir. Bu yönüyle bayram, ebedi kavuşmanın bir provası gibidir.
Alvarlı Efe Hazretleri bayramın sırrını ne güzel izhar etmiştir;
Can bula cânanını
Bayram o bayram ola
Kul bula Sultanını
Bayram o bayram ola…
Bayramın sırrı tam da budur; kavuşma, kavuşturmadır. Ülfeti tebriktir. Yakınlık kutlamasıdır. Bu yüzden sevinçle gelir, sevinç getirir. Buluşturma ve neşe bayramın mucizevi mevcutlarıdır.
Zaman içinde bayram hakkında ne düşündüğümüz, hatta bu sevinci dahi unuttuğumuz olabilir.
Oysa çocukluk bitince biten şeyler arasına karışabilir mi bayram? Ayrılıklara son verme arzumuz, kavuşma rüyamız yok olabilir mi?
Bayram ki ilahî kaynaktan gelen bir hatırlatmadır. İnsan eseri değildir. Kendi ruhuyla, ışığıyla, anlamıyla 'zemzem' gibi kendiliğinden gelir. Çünkü bayram, Rabb'in büyük ihsanıdır. Sultan'ın, kullarına kapılarını açtığı Ramazan boyunca, O'na yakınlık ve rıza kazanmak için attığımız adımların, rızasına duamızın kabul edildiğini bize bildiren bir ayet gibi gelir. Mübarek kapılardan geçtiğimizi kalbimizle görür gibi oluruz.
Kulun, Rabb'ine, ameli ve duası nispetinde yaklaşma gayreti bayramla kutlanır. Bayram sabahının seherinde ışık başkadır, zaman başkadır, kalbimiz başkadır; Rabb'imizin 'merhaba'sını duyar gibiyizdir. 'Ey yakınlaşmak isteyen Merhaba' ihsanını hissederiz. Âdeta, cennet tasviri olan “Onlara Rabblerinden selam gelir.” ayetinin tecellisi gibidir. Bu mukaddes merhabayı, bu kerim selamı bayramla tebrik ederiz. Bu ihsan öyle kutlu, öyle mübarektir ki nişanesi olarak kulları kullarla da kavuşturur. İnsanı barışa davet eder; muhabbeti, teması, bağı, selamı hatırlatır.
Yeni ve temiz elbiseler giyeriz. Çocuklarımızı bayram neşesiyle tanıştırırız. Hayatta büyük tutulması gereken hürmeti, küçüğe şefkati gözetiriz. Gönül alırız. Barışla bakarız yeryüzüne.
Ziyaretler bu neşenin, barış ve muhabbet bu keremin nişanıdır. Eksilttiğimizi tamamlarız. Küstürdüğümüzü güldürürüz. Gafletimizden döneriz. Ümitsizliğimizden utanırız. Bayram ki bir dönüş ve diriliş fırsatıdır. Ramazan boyunca keremler, lütuflar, ihsanlar yağar başımıza ve bayramla bunları fırsata çevirdiğimizi gösteririz; nasiplenebildiysek, şükürle dolduysak neşesiyle katılırız zamana. Bu bayram değil de nedir?
Teşrik tekbirleri, salavat-ı şerifelerle uyandığımız, kendimizi bize bağışlanmış hususi bir sevincin, muhabbetin kapısında bulduğumuz bayram günleri diğer günlere hiç benzer mi?
Modern algının, modası geçmiş ritüellere dönüştürdüğü bayram buluşmaları, kuru bir yaygara saydığı kavuşma sevinci, olsa da olur olmasa da olur kutlama tebriki bayram ihsanından yüz çevirmedir. Bayramı sıkıcı tatil günlerine dönüştürmek gafletin büyüğüdür, aldanmayalım.
Zamana ancak bayram günlerinde nasip olan Allah'ın muhabbetiyle neşe bulma, kalbi bayram kaynağıyla Allah'ın es-Selam ve el-Vedût isimlerine ekleyen ihsan fırsatlarından mahrum kalmayalım. Bu neşeden, bu barıştan, bu muhabbetten, bu keremden bize ne kaldı, demeyelim. Müslümanlığımızdan bize ne kaldıysa, bize ait olan kutsala hayatımızda ne kadar yer veriyorsak, o kalır.
Bayram gelmekten vazgeçmez. Bayrama ait olmayı terk etmeyelim.
Bayram hatırlatmaktan usanmaz. Bayram neşesini unutmayalım.