Çağan Irmak'tan Unutursam Fısılda

Unutursam Fısılda isimli son filmiyle seyircisini 70'lerin Türkiye'sine götüren Çağan Irmak, iki kız kardeş etrafında gelişen bir aşk hikâyesini anlatıyor. Sanat yönetimi ve oyunculuk başarısıyla dikkat çeken film, melodram atmosferinden kurtulamıyor.

Suat Köçer
Çağan Irmak'tan Unutursam Fısılda

Yeni Türkiye sinemasının önemli yönetmenlerinden Çağan Irmak, 'Tamam mıyız' isimli filminin ardından yeni hikâyesi 'Unutursam Fısılda' ile 29 Ekim'de sinemaseverlerin karşısına çıktı. Başrollerini Hümeyra, Işıl Yücesoy, Farah Zeynep Abdullah ve Mehmet Günsür'ün paylaştığı film, 1970'li yıllarda yaşanan bir aşk macerasının izini, günümüz Türkiye'sinde sürüyor.

Ailesini karşısına alarak içindeki müzik heyecanının peşine düşen Ayperi, Tarık'la yaşadığı aşkı müziğe dökerek bir anda şöhrete kavuşur.

MÜZİK BU KEZ BAŞROLDE

Ablasıyla yaşadığı sorunları Tarık'tan saklayan Ayperi, şöhretle birlikte bozulan ilişkileri yüzünden zor zamanlar geçirecektir. Çağan Irmak'ın hemen her filminde baskın biçimde kullandığı müzik, son hikâyesinde deyim yerindeyse başrolde oynuyor. Ayperi'nin sahne performansı ve şarkılarıyla 70'lerin atmosferini yansıtmayı başaran film, kullanılan mekân ve kostümlerle çok iyi bir sanat yönetmenliği performansı sergiliyor.

Zaman zaman farklı tarzlar denese de, Çağan Irmak son işlerinde tavrını melodramdan yana koymaya devam ediyor. Birçok ayrıntıyı özgün biçimde kotaran yönetmen, ne yazık ki son filmini de ağdalı bir melodram tarzına kurban ediyor. Ablasının aniden sevgiye dönüşüveren öfkesi, koşar adım ilerleyen olay örgüsü, Tarık'ın özellikle finale doğru gittikçe belirsiz bir noktaya ulaşan karakteri ve bazı karikatürize sahneler, filmin gerçeklik duygusuna büyük ölçüde zarar veriyor.