alimuratg@yahoo.com
DÜŞLER BAHÇESİ (We Bought a Zoo)
Yapım Yılı ve Ülkesi: 2011, ABD yapımı
Türü ve Süresi: Duygusal drama, 124 dakika
Gösterim Formatı: 35 mm standart sinema filmi
Perdedeki Resim Oranı: 1.85:1
Ülkemizde Gösterime Sunulan Kopya Sayısı: 55
Seslendirme Dili: İngilizce (Ülkemizde Türkçe altyazılı olarak gösterilmektedir)
Yönetmen: Cameron Crowe
Senaristler: (İngiliz gazeteci 'nin kişisel hayat deneyimlerini anlattığı tarihli adlı kitabından uyarlamayla) Aline Brosh McKenna, Cameron Crowe
Görüntü Yönetmeni: Rodrigo Prieto
Özgün Müzik Bestecisi: Jon Thor Birgisson
Kurgucu: Mark Livolsi
Yapım Tasarımcısı: Clay A. Griffith
Sanat Yönetmenleri: Peter Borck (Süpervizör), Domenic Silvestri
Set Dekoratörü: Wayne Shepherd
Kostüm Tasarımcısı: Deborah Lynn Scott
Saç Tasarım Ekibi Şefi: Barbara Olvera
Makyaj Tasarım Ekibi Şefi: Heba Thorisdottir
İthalatçı Şirket: Tiglon Film
Dağıtıcı Şirket: Tiglon Film
Resmî İnternet sitesi ve Fragmanı: www.weboughtazoo.com
Sitesinin Teknik ve İçerik Kalitesi: (4 yıldız üzerinden) * * * 1/2
İçerik Uyarıları: Doğa ve hayvan sevgisi üzerine son derece olumlu mesajlar veren hikâyesiyle, genel olarak her yaş grubundan izleyici için uygun bir yapım. Ancak, vahşi hayvanlara ilişkin bazı sahneler ilköğretim çağındaki izleyiciler açısından ürkütücü olabileceğinden, erişkin bir refakatçiyle birlikte izlenmesinde yarar bulunmaktadır.
Ailece izlenebilir mi? / EVET
Filmin Yeni Şafak-Sinema Puanı: (4 yıldız üzerinden) * * * 1/2
:::::::::::::::::::::::::::::
Ekonomik nedenlerle bir süre önce kapatılmış bulunan, bünyesindeki hayvanların bakımsızlık yüzünden telef olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı 'nı çocukları ve bir avuç akrabasıyla birlikte yeniden ihyâ etme çabasına girişen , irili ufaklı onca hayvanın hiç anlamadığı günlük bakımlarıyla boğuşmasının yanı sıra böylesine büyük ölçekli bir parkın yeniden açılabilmesi için uyulması gereken katı bürokratik kurallardan da büsbütün habersizdir. Fakat, kahramanımız hem ailesinden, hem de kendisi gibi hayatta yalnız kalmış hayvan bakıcısı 'dan gördüğü içten desteklerle, yaklaşan Temmuz ayında gerçekleştirmeyi umduğu açılışa kadar bu terk edilmiş tesiste yeniden bir yeryüzü cenneti oluşturmayı başaracaktır.
:::::::::::::::::::::::::::::
“Yine arka perdede romantizm var, fakat Amerikan iyimserliği ve aileyi yüceltme çabası, bu kez çok altı çizili verilmiş. Doğrusu, insan eski bir Rolling Stone yazarından da bu kadar ağlak ve muhafazakâr çizgilerde ilerleyen bir film beklemiyor. Valla, derginin çıktığı sürece Türkiye edisyonunun başında olan yakın arkadaşım Mehmet Tez günün birinde sinemaya atılsa ve böyle bir film çekse, kendisiyle selamı sabahı hemen keserdim!”
İşte, bana göre, bu fakirin Türk medyasında “sinema yazarı” sıfatıyla varlığının en değerli, en kişilikli anlamı da yine yukarıdaki satırlarda gizli… Yoksa, kelimeleri kimin daha kıvrak kullandığı sorunsalı üzerinden doğmuyor varlığımıza yönelik ihtiyaç; daha ziyade hayata ve ölüme ne tür anlamlar yüklediğimizde düğümleniyor farklılaşmalar…
“Bilimsel sosyalist” bir başkan ile aynı kafadaki ekibinin oluşturduğu “SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Polütbürosu” ve onlara içten içe öykünen ultra-entel/dantel yeniçağ İslâmcıları kardeşçe elele verip, gerçekte bütünüyle küstah burjuvalara özgü jakoben bir aşağılama refleksini utanmazca benimseyerek çiçeği burnunda senarist-yönetmen Mahsun Kırmızıgül'ü attığı her adımda var güçleriyle ezmeye çalışacaklar; biz ise Marksist ve/veya Kürtçü olsa kimsenin gıkını çıkartmayıp en az 15 film boyunca kendini yetiştirme/geliştirme avansı tanıyacağı (sözgelimi, ve sinemacımız 'e vaktiyle aynı avans bir boyunca rahat rahat tanınmıştı) bu coşkulu sanatçıya sütunlarımızda benzer bir kararlılıkla sahip çıkacağız.
Aynı şekilde, iki erkeğin birbirleriyle ateşli bir şekilde dudak dudağa öpüşmenin ötesinde, sinema tarihine kayıt düşecek hiçbir özel ve yenilikçi tarafları bulunmayan “Brokeback Dağı” ve “Milk” gibi misyon filmleri ülkemizin sinema medyasında yere göğe sığdırılamazken, biz ise “Bunlar, içinden eşcinsellik propagandasını çıkardığınızda geriye hiç bir şey kalmayan bomboş filmlerdir” demeyi inatla sürdüreceğiz. Ardından yağan onca “örgütlü” ve hakaretle bezenmiş e-posta mesajına rağmen…
Sinema çağımızda her ne kadar “politik” bir sanat ise “sinema yazarlığı/editörlüğü” de aynen o oranda “politik” bir gazetecilik türü artık… Gazeteleri ve dergileri yönetenler sinemaya ayrılmış sütunlarını mevkutelerinin en gerideki sayfalarına atmak gibi köhnemiş bir geleneği yaşatmakla ısrarcı davranıyor olabilirler. Bu durum, içinde yaşadığımız ve özellikle de çocuklarımızı kendisine sürekli kurban verdiğimiz “iletiler savaşı” çağında bütünüyle onların vizyonsuzluğu… ((Öte yandan, bizdeki pazar günü sinema sayfası ta en başından beri gazetenin sonunda değil, aşağı yukarı ortalarında bir yerde yayımlanıyor. yönetiminin bu bilinçli tercihini de mesajlarımı kitlelere aktarırken kendi adıma ciddi bir şans olarak görüyorum.)
“Düşler Bahçesi”, gerçek hayatta da yaşanmış, dahası halen yaşanmakta olan olağanüstü bir tecrübeyi beyazperdeye (asıl kahramanın olması ve gazetesinde çalışması gibi bazı önemsiz rötuşlar haricinde) neredeyse bire bir aktaran, tek kelimeyle nefis bir film… Bütün meselesi de ailenin varlığı ve birliğini, evlatlar karşısında iyi bir babalık sergilemenin önemini vurgulamak; yanı sıra azgın endüstriyel gelişme karşısında hızla yitip giden doğal hayatın aslında ne kadar mucizevî varlıklar ve muhteşem sırlarla bezeli olduğunu genç beyinlere keyifli bir sinematografi eşliğinde öğretmek…
* * *
YENİ ŞAFAK SİNEMA SAYFASI / YILDIZ PUANLAMA TABLOSU
* * * *
(4 Yıldız) Sinemanın sanat kimliğini pekiştiren gerçek bir başyapıt… Kaçırmanız gerçekten de yazık olur.
* * * 1/2
(3,5 Yıldız) Oldukça başarılı bir film. Şartlarınızı zorlamak pahasına mutlaka görmelisiniz.
(3 Yıldız) Çoğu bölümüyle sanatsal bir derinlik ve lezzet yakalayabilen, kayıtsız kalınmayacak bir film. Ömrünüzden bir kaç saati vermeye değer…
* * 1/2
(2,5 Yıldız) Bazı bölümlerinde iyi bir filmin kalite standartlarına erişmeyi başarabiliyor; fakat bir bütün olarak bakıldığında ise sorunlu ve tam olmamış.
* *
(2 Yıldız) Hiç bir sanatsal değeri ve akılda kalıcılığı yok. Yalnızca zaman öldürmek için tüketilebilir. Ki zamanınıza önem verdiğimiz için bunu da pek önermiyoruz.
* 1/2
(1,5 Yıldız) Kötü bir film ve neden çekildiğini anlamak zor… Görmemeniz yararınıza olacaktır.
*
(1 Yıldız) Sinema sanatı adına utanç verici bir gösteri… Arkanıza bakmadan kaçın, sevdiklerinizi de uzak tutun!