alimuratg@yahoo.com
ANADOLU KARTALLARI
Yapım Yılı ve Ülkesi: 2011, Türkiye Yapımı
Türü ve Süresi: Havacılık konulu serüven / 100 dakika
Gösterim Formatı: (HD Video tabanlı) 35 mm standart sinema filmi
Perdedeki Resim Formatı: 1.85:1
Ülkemizde Gösterime Sunulan Kopya Sayısı: 278
Yapımcı: Murat Akdilek
Uygulayıcı Yapımcı: Filmacass
Senarist: Hakan Evrensel
Görüntü Yönetmeni: Uğur İçbak
Özgün Müzik Bestecisi: Ozan Doğulu
Kurgucu: Bülent Taşar
Sanat Yönetmeni: Özkan Çimenli
Ses Kayıt Teknisyeni: Boris Dimitrov Trayanov
Yapım Tasarımcısı: Gökhan Sözeri
Oyuncular: Engin Altan Düzyatan, Çağatay Ulusoy, Hande Subaşı, Özge Özpirinççi, Alpay Kemal Atalan, İlhan Şeşen, Alper Saldıran, Şevket Çoruh, Ekin Türkmen, İsmail Filiz, Ediz Hun, Filiz Taçbaş, Ayşe Tunaboylu, Tuncay Beyazıt, Orhan Aydın
Yapımcı Şirket: Fida Film
Dağıtıcı Şirket: Tiglon Film
İçerik Uyarıları: Her yaş grubundan izleyici için uygun bir yapımdır.
Ailece izlenebilir mi? / EVET
Resmî İnternet Sitesi ve Fragmanı: www.anadolukartallarifilm.com
Yeni Şafak-Sinema Yıldız Puanı: * * *
:::::::::::::::::::::::
:::::::::::::::::::::::
“Anadolu Kartalları”, “sinema” denilince akıllarına hemen gaddarca ve giderek düşmanca bir üslûpla sistem eleştirisi yapan, daha açık bir deyişle “devlet”e ya da toplumun bir kesimine (çoğunlukla da dindarlara) “iştahla giydiren filmler"in geldiği kesimler için, ne bir eksik ne bir fazla, dört dörtlük bir “misyon filmi”…
Pekiyi, üstlendiği "misyon" tam olarak nedir bu yapımın?
Sonuç olarak, yılda 70-80 film üreten bir ulusal sinemanın ürettiği bütün o filmlerden 2-3 tanesinin de böyle bir amaca hizmet etmesinin ne gibi bir sakıncası olabilir?
Teknik ve ahlâkî olarak hiç bir sakıncası yok. Dahası, Amerikan sinemasının kalbi Hollywood'un, yanı sıra Britanya ve Fransa gibi köklü sinema endüstrilerinin bir yüzyıldan beri özellikle savaş ve casusluk filmlerinde yaptığı şey de tam olarak bu zaten; ulusal gururu ve özgüven duygusunu ayakta tutmak…
Hem bizim kuşağımızın, hem de şimdikilerin ayıla bayıla izledikleri bütün o "James Bond"lar, "Rambo"lar, "Rocky"ler, "Missing In Action"lar, "Red Dawn"lar, "Delta Force"lar, "Armageddon"lar, "Independence Day"ler, "Top Gun"lar ve Batı sinemasından yerküreye yayılan daha yüzlerce savaş, casusluk, serüven, bilim-kurgu formundaki örnek hangi temel amaca hizmet etmekteydi?
Ancak, en batıdan en doğuya kadar pek çok ülke için gayet olağan ve sıradan olan bu refleks, ülkemizde ise filmlerin ele alınış sürecinde başlıbaşına bir “utanç gerekçesi”ne dönüştürülmüş durumda… Çünkü ne yazık ki seveni kadar nefret edeni de bol bir ülkenin yurttaşlarıyız biz; üstelik bu nefret edenlerin hepsi sınırın öte taraflarından da uzatmıyorlar yılan gibi sokmaya çalışan dillerini… Aralarında bol miktarda “Te-Ce kimliği” taşıyanları da var.
Ülkesiyle (geçmişte ve günümüzde yaşanmış, yaşanmakta olan bütün olumsuzluklara rağmen) gönül rabıtasını hiç koparmamış, koparmak da istemeyen, gerçekten yurtsever bütün gençlere bu “ucuz gaz”a gelmemelerini önemle tavsiye ediyorum. Türkiye, ekonomik, kültürel, tarihsel ve askerî birikimiyle gerçekten “büyük bir ülke”dir; bütün büyük ülkeler gibi onun da bu tür zenginliklerini vurgulayan sinema filmleri, televizyon dizileri yapma hakkı vardır. Olmayan medeniyetlerinden “Bizim 10 bin yıllık tarihimiz var” şeklinde sallama hikâyeler türetenlerin ne dediğinin hiç bir önemi yok; tarih gerektiğinde denilmesi gerekeni fazlasıyla diyor zaten…
Geçen hafta sonu, “Türk Pasaportu” adlı yarı-dramatik anlatıma sahip belgeselin gösterime girişi de bende benzer türden bir coşkuya yol açmıştı. Hemen ardından “Anadolu Kartalları”nın gelişiyle keyfim ikiye katlandı. Dahası, bu güzel yapıtın bir "sinema filmi" olarak sahip olduğu pek çok teknik, estetik ve politik erdemin yanısıra, 25 Ekim Salı günü İstanbul'da düzenlenmesi planlanan gala gösterisinin Van'daki deprem felaketi ve ardı ardına gelen terorist saldırılarda şehit olan askerlerimiz nedeniyle iptal edilmesi, yapım, yönetim ve dağıtım ekibine yönelik saygımı iyice perçinlemiş bulunuyor.
Yeni Türk sinemasının, “Bizden hiç bir halt olmaz” depresyonuna saplanıp kalmış durumdaki gençliği motive edip ayağa kaldıracak bu tür pozitif örneklere öylesine çok ihtiyacı var ki…
* * *
YENİ ŞAFAK SİNEMA SAYFASI / YILDIZ PUANLAMA TABLOSU
* * * *
(4 Yıldız) Sinemanın sanat kimliğini pekiştiren gerçek bir başyapıt… Kaçırmanız gerçekten de yazık olur.
* * * 1/2
(3,5 Yıldız) Oldukça başarılı bir film. Şartlarınızı zorlamak pahasına mutlaka görmelisiniz.
(3 Yıldız) Çoğu bölümüyle sanatsal bir derinlik ve lezzet yakalayabilen, kayıtsız kalınmayacak bir film. Ömrünüzden bir kaç saati vermeye değer…
* * 1/2
(2,5 Yıldız) Bazı bölümlerinde iyi bir filmin kalite standartlarına erişmeyi başarabiliyor; fakat bir bütün olarak bakıldığında ise sorunlu ve tam olmamış.
* *
(2 Yıldız) Hiç bir sanatsal değeri ve akılda kalıcılığı yok. Yalnızca zaman öldürmek için tüketilebilir. Ki zamanınıza önem verdiğimiz için bunu da pek önermiyoruz.
* 1/2
(1,5 Yıldız) Kötü bir film ve neden çekildiğini anlamak zor… Görmemeniz yararınıza olacaktır.
*
(1 Yıldız) Sinema sanatı adına utanç verici bir gösteri… Arkanıza bakmadan kaçın, sevdiklerinizi de uzak tutun!