Güney Kore sineması kan ve vahşete ne zaman doyacak?

1990'lı yılların ortalarından itibaren 'gore' kategorisindeki filmleri ulusal sinemalarında marjinal bir alt-tür olmaktan çıkartıp neredeyse elbirliği hâlinde yegâne ifade biçimine dönüştüren Koreli genç kuşak yönetmenler, bu cinnet gösterilerinin her yeni halkasında sınırları biraz daha zorluyorlar.

Ali Murat Güven
Güney Kore sineması kan ve vahşete ne zaman doyaca

alimuratg@yahoo.com

PEŞİNDE ÖLÜM VAR / Du-saram yida / Voices / Someone Behind You

Yapım Yılı ve Ülkesi: 2007, Güney Kore yapımı Türü ve Süresi: Korku-gerilim / 84 Dakika Gösterim Dili: Orijinali Korece olan bu film, ülkemizde Türkçe altyazılı kopyalarla gösterime sunulmaktadır. Yönetmen: Ki-hwan Oh Senaristler: (Kang Kyung-ok'un çizgi romanından uyarlamayla) Ki-hwan Oh, Lee Hyo-Chul ve Lee Shin-ae Görüntü Yönetmeni: Young-heung Kim Özgün Müzik Bestecisi: Jun-seok Kim Kurgu Yönetmeni: Sun-min Kim Oyuncular: Jin-seo Yun (Ka-in), Gi-woong Park (Seok-min), So-eun Kim (Ka-in'in kızkardeşi), Ki-woo Lee, Nae-sang Ahn, Yu-seon Hum, In-gi Jeong, Yu-mi Jeong, Kan-hie Lee, Haet-nim Oh, Yu-jeong Seo İthalatçı Şirket: Hayalet Film Dağıtıcı Şirket: Medyavizyon Film İçerik Uyarıları: Sert şiddet gösterileri içerdiğinden dolayı, 18 yaşından küçükler ve bu tür temalardan hoşlanmayanlar için uygun değildir. Resmî İnternet Sitesi ve Fragmanı: www.2people.co.kr Yıldız Puanı: * * ½

/resim/site/01291931de8019111cc3by.jpg
Lise öğrencisi Ka-in, akrabası olan bir kadının, görünürde hiç bir neden yokken, nikâh töreni sırasında müstakbel eşi tarafından balkondan itilerek öldürülmesine tanık olur. Kahramanımız, aile çevresini dehşet içinde bırakan bu olayın hemen ardından, teyzesinin -yine nedensiz biçimde- çıldırıp vahşi bir katile dönüşmesiyle iyice dumura uğrar. Bu ve bunun gibi bir dizi kanlı cinayetin sonrasında da genç kız, gerek akrabaları, gerekse arkadaşlarını en acımasız yöntemlerle öldüren bir “lanet” tarafından izlendiğini fark edecektir. Dahası, bir sonraki seferde ölüm sırasının ona geldiği anlaşılmaktadır. Artık çevresindeki hiç kimseye güvenemeyecek duruma gelen Ka-in, lânet tarafından kurban edilmeden önce, bu canice saldırı dalgasının ardındaki sırrı çözebilmek için eceliyle soluk soluğa bir yarışa girer.

“Korku-gerilim filmleri”ne sinemanın popüler bir türü olarak hiç bir özel önyargım yok. Aksine, bu türün nitelikli örneklerini pek çok sinemasever gibi ben de fırsat buldukça ilgiyle takip ediyorum. Sözgelimi, 1976 yapımı “Kehanet” (The Omen) muhtemelen ölene kadar söz konusu kategorideki en beğendiğim yapıtlardan biri olarak kalmaya aday…

/resim/site/03191931f75d19111cc4by.jpg
Ancak, konu Güney Kore sineması ve bu ülkedeki yönetmenlerin ürettiği -tahammülü gerçekten de zor- filmlere gelince, iş bir anda değişiyor. Bir toplum, oyuncuları, senaristleri, yönetmenleri, yapımcıları ve izleyicisiyle, neredeyse bir bütün olarak şiddet kültürüne bu denli nasıl teslim olabilir Allah aşkına? Bırakın “gore” tarzı bir filmi, psikiyatrik bir rahatsızlığın pençelerinde kıvranan aşureye dönmüş bir muhayyilenin bile üretmekte zorlanacağı kimi sapkın fantezileri beyazperdeye nasıl olur da bu rahatlıkta ve pervasızlıkta yansıtabilir?

Son 10-15 yıldır ürettiği her dört filmden üçü izleyiciye “kan banyosu” yaptıran Güney Kore sinemasında, şiddete yönelik bu ağır takıntının kökenlerini, ülkenin içinden geçtiği acılı tarihsel serüvenlerde, özellikle de 1950'lerin başlarında yaşanan “bölünme travması”nda aramak pek de abartılı bir yorum olmaz sanırım. Çin'in komünist işgali sonrasında milyonlarca insanın kaybı pahasına “Kuzey” ve “Güney” olarak ikiye bölünen, sonrasında da “büyük kurtarıcı ABD”nin topraklarındaki ayrıcalıklı askerî-siyasî-iktisadî konumunu içine sindirmek zorunda kalan Kore'de ardarda iki kuşak bu travmanın gölgesinde büyüdü. Eh, bu denli çok sayıda “parçalanmış ruh”a ev sahipliği yapan böylesine yorgun bir toplumdan da şiddetin kimi zaman başka meselelerin birer metaforu, kimi zaman düpedüz meselenin özü olarak kullanıldığı, fakat sürekli baş köşede oturduğu filmler gelmesi fazla şaşırtıcı olmamalı…

Korku filmlerine bir yere kadar tamam da, bir ülkenin sineması hayatın neredeyse bütün cephelerini şiddet ve vahşet filmleri düzleminde yorumlar olmuşsa, ulusal sinemasının omurgasını en sert korku temaları üzerine kurmayı tercih etmişse, orada artık patolojik bir durum yaşanıyor demektir.

/resim/site/04101932097619111cc5by.jpg
2007 yapım tarihli “Peşinde Ölüm Var”, set ekibinde yine en çok kan makyajcılarının yorulduğu bu tür Güney Kore korku öykülerinin tipik bir örneği… Filmin senaryosunda önemli bir yer tutan “akrabadan gelen tehdit” ve bu tehdit karşısında duyulan ölümcül korku, sakın ola Kuzey'de yaşayan komünist ırkdaşlar ve orada bulunan gözükara diktatör Kim Jong-il idaresine yönelik toplumsal endişelerin bir tür metaforik dışavurumu olmasın?

Midesi sağlam korku-gerilim tutkunları, eğer ki bu ülkenin sinemacılarının üretmekte pek mahir oldukları estetize edilmiş şiddete ve abartılı oyunculuk gösterilerine yatkınlarsa, kan revan içinde ilerleyen bu öyküyü de belli bir ilgiyle izleyebilirler. Ancak, çocuklar, gençler ve sinemadan daha ulvî, daha şiirsel beklentileri olan duygusal izleyiciler kesinlikle uzak durmalı…