Ali Murat Efendi,
23 Şubat Cumartesi günü, idolümüz Şahan Gökbakar'ın “Recep İvedik” filmi hakkında yazdığın o rezil yazıyı okudum. Bu ne kuyruk acısıdır böyle? Eh tabiî, akranın Şahan, çektiği o güzel ve başarılı filmle daha bu yaşta milyonlarca YTL'yi cebe indirirken, sen de orada oturmuş sinirinden çatır çatır çatlıyorsun. Onun elde ettiği büyük gişe başarısı ve kazandığı paralar sana feci şekilde koyuyor, öyle değil mi aslanım? Ne de olsa, küçük çaplı bir gazetenin üç kuruş paraya talim eden aç ve kompleksli bir yazarısın sen...
Çatlasan da patlasan da bizler Şahan'ın hastasıyız Ali Murat Güven… Senin gibi gerici bir fosil beğense de beğenmese de Türk gençliği olarak biz böyle bir komedi anlayışından çok hoşlanıyoruz. Canımız ister, Şahan'ın o….masına güleriz, canımız ister geğirmesine ya da küfürlerine… Ne sen, ne de bir başkası bizleri bu kısa hayatta gönlümüzce eğlenmekten alıkoyamayacak. Ben de “Recep İvedik”e daha gösterime girdiği ilk gün gittim ve 90 dakika boyunca gülmekten yarıldım. Sana inat, önümüzdeki günlerde bu süper filme başka arkadaşlarımla da tekrar tekrar gideceğim. Şunu iyi bil ki “Recep İvedik” Türk sinemasında 2008 yılının gişe şampiyonu olacaktır. Örümcek ağıyla kaplanmış beyninden çıkan gerici fikirler bizleri hiç mi hiç ilgilendirmiyor.
BARIŞ-C / ...@gmail.com
Ali Murat Güven'in notu: Geçen cumartesi günü bu sayfada yayımlanan, “ Çok konuşan adamın boş konuşan filmi ” başlıklı eleştiri yazımdan sonra, yurdun dört bir köşesindeki “Recep İvedik” hayranı gençlerden gelen küfür, hakaret, aşağılama ve suçlama ifadeleriyle bezeli 250 dolayındaki mesajın arasından, nisbeten “yayınlanabilir nitelikte” bir örnek...
Yukarıdaki mektuba özel olarak cevap vermeye gerek duymuyorum. Arkadaş ne yazmışsa, hepsinde sonuna kadar haklıdır elbet. O bilmiyor ki ben, -bırakın zengin bir yazar olmayı ya da Recep İvedik'i- İslâmcısıyla, hedonistiyle, sağcısıyla, solcusuyla ülke gençliğinde gözlemlediğim genel hâl ve gidiş karşısında zaten nicedir yaşamaktan bezmiş bir adamım.
Öte yandan, eğer okurlarım arasında böylesi mesajlar hakkında ne düşündüğümü ille de merak edenler varsa, konuyla ilgili olarak internet sitemizde yer alan “ Recep İvedik ve çetesi tarafından boğazlanan 120 Vanlı çocuk ” başlıklı ekstra köşe yazıma göz atabilirler.
Bu vesileyle ellerimi göğe doğru açarak bir kez daha diyorum ki “Yüce Allah sonumuzu hayır etsin.”
Bir de küçük not… Ben Şahan Gökbakar ile pek akran sayılmam. O 22 Ekim 1980-İzmir doğumludur; ben ise 7 Mart 1968-İstanbul doğumluyum. Yani, kendisinin İzmir'de dünyaya geldiği günlerde, bu fakir de İstanbul'da babasının (ortaokula başlaması vesilesiyle) armağan olarak aldığı Kodak marka süper 8 mm kamerasıyla, mahalle arkadaşlarını oynatacağı ilk kısa filminin çekim hazırlıklarını yürütüyordu.