Kısa film dünyasındaki yarışma ve festivallerin organizasyon takvimini dikkatle takip eden okurlarımız hemen hatırlayacaklardır: Sizlere yaklaşık iki ay kadar önce bu sütunlarda Konya Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği “Mesnevî'den Hikâyeler” konulu yeni bir kısa film yarışmasını duyurmuş ve söz konusu yarışmanın jüri üyeliğine davet edildiğimi belirtmiştim. Son başvuru tarihi 6 Ekim 2008 Pazartesi olarak belirlenen etkinliğin en önemli katılım şartı ise gönderilecek yapıtların, ilhamlarını, Selçuklu dönemi Konya'sının yetiştirip insanlığa armağan ettiği büyük İslâm âlimi Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî'nin günümüzde artık yeryüzünün dört bir köşesinde tanınıp okunan ölümsüz eseri “Mesnevî”den almış olmalarıydı.
Ancak, yarışmayı kitlelere duyururken, evde yapılan iyi niyetli bir hesap çarşıya uymadı. Aradan geçen iki aylık sürede, gerek şahsım, gerekse Konya'da yarışmayı organize etmekle uğraşan değerli dostum Akif Kuruçay, Türkiye'nin dört bir köşesindeki kısa film yönetmenlerinden bu organizasyona ilişkin bir çok mesaj aldık; halen de almaktayız. Gönderilen mesajlardaki genel soru ise şu: “İmkânları son derece kısıtlı kısa film sevdalıları olarak bizler, gayet ciddi düzeyde dekor ve kostüm çalışması gerektiren Hz. Mevlânâ dönemi Konya'sı gibi çok zor bir konsepti nasıl hayata geçirebiliriz? Bir kısa film yarışmasında böyle masraflı bir konu seçmek, işi biraz da yokuşa sürmek olmuyor mu?”
Böylesi durumlarda kusuru “anlayamayan”da değil, “anlatamayan”da aramak çok daha doğru olacaktır. Yarışmanın 6 jüri üyesinden biri olarak geçen hafta Konya'yı arayıp, elektronik posta kutuma ulaşan böylesi soru ve şikayetleri organizasyon komitesi başkanı Akif Kuruçay ile paylaştığımda o da benzer türde mesajlar aldığını belirterek başvuran yapıtlarda nasıl bir konsept arandığını ilkine göre çok daha ayrıntılı biçimde açıklayan ikinci bir duyuru kaleme aldı. Katılımcılar açısından son derece aydınlatıcı olan bu yeni metni gazetemizin internet sitesinde okuyabilirsiniz.
Sonuç itibarıyla, Konya'da önümüzdeki sonbaharda düzenlenecek olan yarışma, aday filmlerde 13'üncü yüzyıl İç Anadolu'suna ilişkin bir “dönem tasviri” değil, doğrudan doğruya Hz. Mevlânâ'nın “Mesnevî”sindeki hikmetleri ve bu esere sinen ruhu arayacak. Yani, hikâyeleriniz rahatlıkla çağımızda, günümüzün İstanbul'unda, Berlin'inde ya da Tokyo'sunda geçebilir. Ancak, izleyiciye aktardığı temel mesajlarda Mesnevî'deki hikâyelerin herhangi birinden ilham almış olma şartı aranacak.
Konunun ayrıntılarını tam olarak öğrenmek isteyenler ise buyursunlar internet edisyonumuzdaki ayrıntılı açıklamaya!
* * *
“KISA'DAN HİSSE” / KONYA 1. ULUSAL KISA FİLM YARIŞMASI
-ADAY YAPITLARDA ARANACAK NİTELİKLERE İLİŞKİN AYRINTILI AÇIKLAMA-
Değerli kısa film sanatçıları,
Konya Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlediğimiz bu yarışma, birbirinden önemli iki içeriğe sahip olacaktır. İlki, özü itibariyle “sinema sanatı”nda anlamını bulan bir yarışma olması... Şöyle ki, kısa filmler, genellikle sinemacının dünya görüşünü özgürce yansıtabildiği yapıtlar olarak bilinir ve tanımlanır. “Kısa film”, bu yönüyle bir “sinema olayı”dır. Konuya sinema sanatı üzerinden yaklaştığımızda, yüzyıllardır önemini yitirmemiş bir ana fikirden yola çıkıyor olması, bu yarışmayı benzerlerinden çok daha önemli kılıyor. “Mesnevî” gibi dibi bucağı olmayan bir “derya”ya dalıp, oradan “küçük ama paha biçilmez inciler” çıkarmayı hangi sinemacı istemez ki!
Sahip olduğumuz bu büyük kültürel hazine, hiç şüphe yok ki işini bilen bir sinemacıya ve onun sinemasına sonsuz olanaklar sağlayacak, artılar katacaktır. Bu anlamda, “Mesnevî”nin mesajlarının sinema sanatının incelikleriyle bir araya geldiğinde, kalplerdeki etkisinin bir kat daha artacağına inanıyoruz.
İkinci olarak, konuya “fikir” cephesinden baktığımızda da “Mesnevî”nin muhteşem konu zenginliğine sahip bir hazine olduğunu görmekteyiz. Bu eser, içerdiği konular ve nasihatlerle günümüzde hâlâ son derece güncel olup, âdetâ hayatın hemen her alanındaki binlerce soru ve soruna cevap veren çağlarüstü bir kılavuz niteliğindedir. Bu güncelliğini de bizzat Hz. Mevlânâ'dan aktaracağımız bir söz, çok daha iyi anlatmış olacaktır:
“Bizden sonra kalplere Mesnevî önderlik edecek, arayanlara ve isteyenlere hep doğru yolu gösterecektir.”
İşte, yukarıda okuduğunuz bu önemli söz, düzenlediğimiz yarışmanın da âdetâ ana kuralı, ana fikri konumundadır. Konuya bu açıdan bakılınca, aşağıdaki soruların cevaplarının da yavaş yavaş belirginleştiği görülecektir.
Yarışmaya katılmayı planlayan kısa film sanatçıları ne yapmalılar? Yarışmayı nasıl mütalaa etmeliler?
“Mesnevî”, günümüzden 735 yıl önce yazılmış bir eserdir. Doğal olarak, zahiren de yazıldığı dönemi ve mekânı yansıtmaktadır. Ancak, söz konusu esere muhteva açısından bakıldığında ise görülür ki, içinde anlatılan hikâyeler kesinlikle herhangi bir zamana ve mekâna bağlı değildir. O, bu tür sınırlayıcı olguların tamamen dışındadır. Zaten, aradan geçen 735 yıla rağmen 21'inci yüzyılda hâlâ güncel kalabilmesinin, dünyanın dört bir köşesindeki insanların gönüllerini fethedebilmesinin sırrı da budur.
Böyle bir durumda yapılacak şey de son derece açıktır. Sinemacıların “Mesnevî'den Hikâyeler”i muhtevası itibariyle anlayıp, o şekilde mütalaa edip, zaman ve mekânı günümüz zaman ve mekânı kılmaktır. Günümüzü de o gün…
Zaten, organizasyon komitesi olarak bizler de bir kısa film gönüllüsü için tersi bir durumun çok zor ve neredeyse imkânsız olduğunun bilincindeyiz. Anılan dönemin görsel şartlarını hazırlamak bir sinemacı, hele de kıt bütçelerle çalışan bir kısa filmci için oldukça maliyetli bir proje anlamına gelecektir. Oysa kısa filmler bir yönüyle de sinemacıya maliyet avantajı sağlayan filmlerdir.
Senaryo oluşturulurken öncelikli hedef “Mesnevî”yi dikkatle okuyup anlamak, ardından da bizlere aktardığı bilgi ve nasihatleri günümüz koşullarında değerlendirmek olmalıdır. Zaten, Hz. Mevlânâ da “Bizden sonra bu kitap önderlik edecek” derken sanki yüzyıllar ötesini işaret etmekte, ardından gelen “Arayanlara ve isteyenlere doğru yolu gösterecektir” sözleriyle de âdetâ günümüz insanlarına seslenmektedir.
Evet; hakikati arıyor ve onu istiyorsak, senaryomuzu yazmadan önce tez elden “Mesnevî”ye bir bakalım ve onu günümüz koşullarında anlamaya, yeniden tanımlamaya çalışalım. Sizlerden beklentimiz, sinemaya “Mesnevî”nin nefesini, “Mesnevî”ye de sinemanın rengini katmanızdır.
Nasıl bir seçim?
Hepimizin bildiği üzere, “Mesnevî”, iç içe geçmiş kısa hikâyelerden oluşan bir hikmetler kitabıdır. Hz. Mevlânâ'nın insanlık değerlerini ele aldığı bu şaheseri günümüzde de pek çok sanatçıya ilham kaynağı olmayı sürdürüyor. Örneğin, Güney Amerikalı yazar Paulo Coelho son yıllarda satış rekorları kıran eseri “Simyacı”yı, “Mesnevî”nin son cildinde bulunan bir kıssadan esinlenerek kaleme almıştır. Coelho, özünde “Mesnevî” kıssasına ne kadar sadıksa şekil ve üslûp açısından da o denli özgün olmayı becermiş, sonuçta da “Simyacı” yeni bir edebiyat eseri olarak hak ettiği başarıya dünya çapında ulaşmıştır.
“Mesnevî”, içeriği itibarıyla, onu lâyıkıyla kavramış bir sinemacı açısından paha biçilmez bir konu zenginliği sunmaktadır. Sizin ise yapmanız gereken şey, eseri yüksek bir konsantrasyonla okuyarak, sayfaları arasında sinema diline çevireceğiniz en uygun hikâyeyi bulmak ve ona kendi yorumunuzu katarak özgün bir eser oluşturmaktır.
Nasıl bir bakış?
“Durduğunuz yer”den bakmakla işe başlayabilirsiniz. Durduğunuz o yer, yaşadığımız dünyayı, toplumu ve insanı algılayışınızı “Mesnevî”deki o mesajla buluşturacak; bakışınız, çekeceğiniz filmin de ruhunu oluşturacaktır.
Nasıl bir film?
Akıllara hemen şöyle bir soru gelebilir:
“Tamam, Mesnevî'den bir hikâyeyi kısa film hâline getireceğiz! İyi de dönemin dekor ve kostümlerini nereden temin edeceğiz? Bütün bunları temin ettik diyelim; böyle bir durumda maliyetin altından kalkabilecek miyiz?”
Doğru; dönemin dekor ve kostümleriyle bir film çekmeye çalışmak hem çok zor, hem de maliyet açısından epeyce hırpalayıcı olacaktır. Ancak, gelin, biz ta en başından bu tarz yanlış anlaşılmaları peşinen ortadan kaldıralım.
Değerli kısa filmciler, organizasyon komitesi olarak sizlerden ve yapıtlarınızdan temel beklentimiz “Mesnevî”den seçtiğiniz hikâyenin “zaman” ve “mekân” öğelerine uymanız, öyküyü birebir görsel dile aktarmanız değil. Bilakis, sanatçıyı -kendisini kısıtlayabilecek- bu tür zamansal ve mekânsal bağllardan tamamen koparmak ve onu olabildiğine özgür, yaratıcı, çağrışım olanakları fevkalade bir çeşitliliğe doğru çekmek istiyoruz.
Elbette ki zaman ve mekân olgusu bir filmin belkemiğidir; anlatmak istediğimiz şey ürettiğiniz filmin zaman ve mekân öğelerini belirsizleştirmeniz, muğlaklaştırmanız anlamına gelmez. Filminiz “Mesnevî”deki kıssanın özüne sadık kalmak kaydıyla, dilediğiniz zaman ve mekânda geçebilir. İster geçmişte, ister günümüzde, isterseniz günümüzden bin yıl sonra! Bu tamamen sizin hayâl gücünüze ve fizikî imkânlarınıza kalmış bir tercih...
Sinema tarihi, yüzlerce edebiyat uyarlamasıyla doludur. Pek çok edebî yapıt sinemaya da konu olmuş, çeşitli kültürler ve farklı uluslardan yönetmenler insanlığın ortak kültür mirasına dönüşmüş belli başlı roman ve hikâyeleri ardarda sinemaya uyarlamıştır. Bunların en unutulmazlarından biri de Japon yönetmen Akira Kurosawa'nın 1985 yılında çektiği “Ran”dır. “Ran” ise 16'ncı yüzyılın en önemli edebî şahsiyetlerinden biri olan İngiliz yazar William Shakespeare'in ünlü eseri “Kral Lear”ın Japon toplumuna çok başarılı bir uyarlamasıdır. Çağımızda yaşamış bir Japon yönetmeniyle 16'ncı yüzyılda yaşamış bir İngiliz yazarı 19'uncu yüzyılın feodal Japon toplumunda buluşturan bu eserin özünde ise evrensel değere sahip bir insanlık trajedisi yer almaktadır. O trajedi de “iktidar mücadelesi”dir. Kostümler, mekânlar ve filmde konuşulan dil, bu temel hareket noktası karşısında yalnızca bir teferruattan ibarettir.
Verdiğimiz bu ayrıntılı bilgiler ışığında, yarışmamıza katılmayı düşünen kısa filmcilerin ufkunun şimdi biraz daha berraklaşmış olduğunu umut ediyor ve Türkiye'nin dört bir köşesindeki genç yetenekleri “Mesnevî”nin birleştirici-bütünleştirici ikliminde buluşmaya davet ediyoruz.
Yarışma Seçici Kurulu kimlerden oluşuyor?
- Sadık Yalsızuçanlar (Yazar-Televizyon Program Yapımcısı) - Ali Murat Güven (Yeni Şafak Gazetesi Sinema Yazarı ve Yönetmen) - Doç. Dr. Aytekin Can (Konya-Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema Bölüm Başkanı) - Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu (Kırıkkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölüm Başkanı-Mesnevî Mütercimi) - Kemal Sezer (Reklâmcı-Sinema Yazarı) - Ercan Uslu (Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanı)
Yarışmanın teknik şartnamesi ve diğer bilgiler için bakınız: www.konya.bel.tr/kisafilm_08