Korkunun adı yok

Bu hafta vizyona üçü yerli, ikisi yabancı olmak üzere beş film girdi. ''Korkunun adı'' sloganıyla tanıtılan ''Ammar/Cin Tarikatı'', beklentileri boşa çıkarırken, ''Soğuk'', Uğur Yücel sinemasının ustalık dönemini müjdeliyor. Üçüncü yerli yapım Mavi Ring ise ideolojik sloganlardan öteye geçemiyor.

Suat Köçer
Korkunun adı yok

Bir grup gencin gitiği ıssız bir ev ve o eve musallat olan kötü güçlerin sebep olduğu sözüm ona korku dolu saatler... Kötü güçler gruptan birilerini öldürür, geriye kalan bir ya da iki kişi, olayın aydınlatılması için sağ bırakılır. Kimi zaman kurgu açısından ana akım hikaye tarzı tercih edilirken, bazen de farklı kurgu biçimleriyle bu zaaflar giderilmeye çalışılır.

KONU TANIDIK, BİÇİM YABANCI

Türk korku yapımı olarak lanse edilen Ammar, bu türden klişelerle donatılmış, vasat bir Hollywood esintisi. Konu itibariyle Kur''andan beslenen Ammar: Cin Tarikatı filmiyle bir kez daha su yüzüne çıkan taklit unsuru, yeni Türkiye sineması için büyük riskler taşıyor.

TAKLİT, YEREL BAĞLARI ÖRSELİYOR

Özellikle korku başta olmak üzere, son yıllarda çeşitli türlere ait deneysel yapımların sayısı artmışken, Hollywood taklidi yapımlar, yeni kuşak sinemacıların yerel kaynaklarla olan bağını önemli ölçüde örseliyor. Hikayelerini İslam ve Anadolu''nun diğer inançlarından alan sinemacılar, anlatım biçimleri için de bu değerlerden daha fazla yararlanmaları gerektiğini hatırdan çıkarmamalı.

Hep aynı, her şey aynı

Özgür Bakan''ın yönettiği, başrollerini Duygu Paracıkoğlu, Eylül Su Sapan, Ozan Akbaba, Burak Sarımola ve Dilşah Demir''in paylaştığı Ammar, sloganıyla Türk, hikaye ve genel yapısıyla klasik bir Hollywood filmi. Mekanlar, açılar ve hatta diyaloglarıyla bu klişeler üzerinden ilerleyen filmin inandırıcılıktan uzak atmosferi ve yapay diyalogları, seyirciye korkudan çok gülünecek sahneler sunuyor. Başlangıç sahnesi, şık bazı kamera haraketleri ile Dilşah Demir''in doğal oyunculuğu, filme dair bir kaç olumlu ayrıntı.