Penahi ve Resulov: İran bu garabete bir son vermeli

Günümüzde bütün dünyada kadim kültürlerin, uygarlıkların ve sanatların ülkesi olarak tanınıp bilinen, özellikle bu gibi ayırıcı vasıflarından dolayı her sanatsal platformda büyük bir saygıyla karşılanan İran, uluslararası kamuoyuna halen benzer bir medeniyet algısına sahip olduğunu, öz zenginliklerine yönelik herhangi bir eksen kayması yaşamadığını gösterebilmek için, kendisini uluslararası alanda yıllardır en üst düzeyde onurlandıran sinemacılarına yönelik baskıcı tavırlardan ve onları abartılı cezalarla bunaltmaktan en kısa zamanda vazgeçmek zorundadır.

Yeni Şafak
Penahi ve Resulov: İran bu garabete bir son vermel

Yeni Şafak gazetesi sinema editörü/köşe yazarı Ali Murat Güven ve yönetimindeki sinema kültürü sayfası, İranlı yapımcı-yönetmenler Cafer Penahi ve Muhammed Resulov'un politik görüşleri nedeniyle İran yargı makamları tarafından 6'şar yıl hapis, yanı sıra da 20 yıl boyunca yurt dışına çıkmama, film yapmama, ulusal/uluslararası medya organlarına demeç vermeme gibi “acayip” cezalar almalarına ilişkin olarak, Sinema Yazarları Derneği (SİYAD), Yeni Sinema Hareketi, Sinema Eser Sahipleri Meslek Birliği (SİNEBİR) ve diğer meslek örgütlerinin, sivil toplum oluşumlarının, bu konuda bireysel girişimlerde bulunan sanatçıların İran İslâm Cumhuriyeti nezdindeki barışçıl çabalarına açık destek vermektedir.

/resim/site/penahi215de60b815d065c5by.jpg
İçinde yaşadığımız çağda, kendi politik görüşlerini hakaret, ayrımcılık ve şiddete başvurmaksızın, kâh yazılı, kâh sesli, kâh görüntülü eserler üzerinden dile getiren sanatçılara yönelik böylesi ağır cezaların, ne seküler hukuk, ne de kaynağını Kur'an'dan alan şeriat hukuku açısından hiç bir tutarlı tarafı yoktur. Hele de dile getirilen görüşler herhangi bir semavî dine ve onun kutsal kitabına hakaret etme kapsamında değil de salt bir politik sistemin yönetici erkini oluşturan kişilerin canını sıkacak düzlemde seyrediyorsa, bu gibi cezalar İslâmî açıdan daha da anlamsızlaşmaktadır.

İlgili konudaki tavrını 2 Ocak 2011 Pazar günkü manşetinde yer alan “Sinemacılarını özgür bırak sevgili Ahmedinejad Başkan” başlıklı köşe yazısında da çok açık ve ayrıntılı bir biçimde ortaya koyan sayfamız, her iki İranlı sinemacının yaşadığı tradejinin yakın takipçisi olmayı, ayrıca bu konudaki çabalara (söz konusu çabalar aslî amacından sapmadığı sürece) destek vermeyi sürdürecektir.

/resim/site/vinyet15dee19a15d065c7by.jpg
Günümüzde bütün dünyada kadim kültürlerin, uygarlıkların ve sanatların ülkesi olarak tanınıp bilinen, özellikle bu gibi ayırıcı vasıflarından dolayı her sanatsal platformda büyük bir saygıyla karşılanan İran, uluslararası kamuoyuna halen benzer bir medeniyet algısına sahip olduğunu, öz zenginliklerine yönelik herhangi bir eksen kayması yaşamadığını gösterebilmek için, kendisini uluslararası alanda yıllardır en üst düzeyde onurlandıran sinemacılarına yönelik baskıcı tavırlardan ve onları abartılı cezalarla bunaltmaktan en kısa zamanda vazgeçmek zorundadır.

Bu, aynı zamanda “yönetsel ilhamlarını İslâm dininden alan bir politik sistem”in, temsil ettiği o yüce dini küresel ölçekte mahçup etmemek, önyargılı ve kötü niyetli çevrelerin ellerine koz vermemek adına da boynunun borcudur.

* * *

'in günü 'ta yayımlanan köşe yazısı:

SİNEMACILARINI ÖZGÜR BIRAK SEVGİLİ AHMEDİNEJAD BAŞKAN...

http://www.yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=25545&y=AliMuratGuven

/resim/site/resulov15e7f53915d065c9by.jpg

(Yanda) 'nin hemen ardından tutuklanan ve benzer cezalara çarptırılan bir diğer İranlı sinemacı:

* * *

"PENAHİ VE RESULOV'UN SERBEST BIRAKILMASI İÇİN ARACILIK ETMENİZİ DİLİYORUZ"

Sinema sektörümüzün önde gelen sanatçıları, İran'da politik suçlamalarla 6'şar yıl hapis, 20'şer yıl da meslekten men cezasına çarptırılan yönetmenler Cafer Penahi ve Muhammed Resulov için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün arabulucu olmasını umut ediyor.

İranlı saygın sinemacılar Penahi ve Resulov'un ülkedeki rejimin karşıtları ve ulusal güvenliği çöketmeye çalışan düşmanlarla ittifak kurma suçlamasından yargılanıp ağır cezalara çarptırılmaları dünya çapında büyük infial uyandırdı. Türkiye'de de sinemacılar fırsat buldukları her vesile ve platformda bu olaya ilişkin protestolarını dile getirmeyi sürdürüyorlar.

/resim/site/gul162542fc16202edbby.jpg
Ülkemizdeki çeşitli sinema kurumlarının temsilcileri, Türkiye'nin bölgesindeki politik ağırlığı ve oynadığı rolü göz önüne alarak, meslektaşlarının uğradığı bu haksızlığa çözüm bulmak amacıyla Cumhurbaşkanı Gül'e bir mektup yazdı.

Mektupta, bu cezaların İran'daki yönetim anlayışına muhalif olmanın karşılığı olarak “dinî” değil tamamen “politik” bir gerekçeyle verildiğini; ceza sürelerinin de adalet ve akıl ölçüleriyle değil zorbalık ve kör bir nefretin güdümüyle belirlendiğini vurgulayan sinemacılar, Cumhurbaşkanı Gül'den her iki değerli sinemacıya yardım için harekete geçmesini rica ettiler.

Üyesi oldukları sinema kurumlarını da temsil eden 45 sanatçının imzasıyla Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ne iletilen bu mektubu okurlarımızın bilgisine sunuyoruz:

Sayın Cumhurbaşkanımız,

2010 yılının son ayında komşumuz İran'dan gelen bir haber, bizi ve dünyanın bir çok ülkesindeki sinema sanatçılarını derin bir üzüntüye sevk etti.

Bu ülkede yaşayan iki meslektaşımız, film yönetmenleri Cafer Penahi ve Muhammed Resulov İran yargı makamları tarafından 6'şar yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Öte yandan, yazdığı ve yönettiği filmlerle bütün dünyada takdir toplamış bir sanatçı olan Penahi'ye, bu ağır hapis cezasının yanı sıra, tarihe kazınacak ölçüde zalimâne bir ceza daha verildi:

20 boyunca yazı yazmama, film çekmeme, yerli-yabancı basına demeç vermeme ve yurt dışına çıkmama cezası!

Sayın Cumhurbaşkanımız,

Batı ve doğu coğrafyalarının tam ortasında yer alan bir ülkenin devlet başkanı olarak, bu cezanın gerekçesini ve anlamını bizim kadar siz de biliyorsunuz. Cezalar “politik” bir nedenle verilmiştir, bütünüyle oradaki yönetim anlayışına “muhalif” olmanın karşılığıdır. Ayrıca, böylesine ağır bir cezalandırma yapılırken adalet ve aklın ölçülerine göre değil, zorbalığın ve kör bir nefretin güdümüne girilerek karara varılmıştır.

Bizler, Türkiye'nin sinemacıları olarak sizden Penahi ve Resulov'a yardım etmek için harekete geçmenizi diliyoruz.

Kuşkusuz, bu iki değerli İranlı sinemacı için dünyanın bir çok köşesindeki başka sanatçılar ve toplum önderleri de üzüntü duymaktadır; aynı şekilde onlar da çaba gösterecektir.

/resim/site/g162601d816202edfby.jpg
Fakat, akıbeti henüz bitmeyen yargı sürecinin âdil bir sonuca ulaşması için, İran'la ortak bir coğrafyayı, ortak bir tarihi ve kültürü paylaşan Türkiye'nin sanatçıları ve devlet adamlarının yapacakları girişimler, bizlerin duygu ve düşünceleri, bu coğrafyaya uzak ülkelerdeki aydınların girişimlerinden çok daha anlamlıdır.

İran makamlarına, yakın tarihimizde sizin de bizler kadar tanık olduğunuz “farklı” ve “muhalif” düşünen yurttaşlara yönelik haksız, hukuksuz ve zâlimane cezaları kamu vicdanı ve bilincinde açtığı onulmaz yaralardan söz edilebilir; düşünce ve ifade özgürlüğünün önüne engel koyan güç ve iktidar sahiplerinin sonradan tarih kitaplarında nasıl anıldıklarını hatırlatabilirsiniz.

Türkiye'nin kendi tarihi ve toplumuyla barışmaya yönelik girişimlerde bulunduğu şu günlerde, Penahi ve Resulov'un özgürlüklerine kavuşabilmesi yolunda İranlı muhataplarınıza söylenebilecek en uygun “cümle”yi hiç kuşkusuz ki ancak siz ifade edebilirsiniz.

Saygılarımızla,

* * *

/resim/site/011165db4a4165db4a5by.jpg
PANAHİ VE RESULOV'A ÖZGÜRLÜK!

İranlı yönetmenler Cafer Penahi ve Muhammed Resulov, “rejime muhalif oldukları” gerekçesiyle 6'şar yıl hapis cezasına çarptırılmış bulunuyorlar. Aynı zamanda, Penahi'nin 20 yıl boyunca film yapması yasaklanmış ve ulusal ya da uluslararası basına demeç ya da röportaj verme özgürlüğü de elinden alınmıştır.

Devlet baskısı, sansür, düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan uygulamalar bugün sadece İran'da değil, bütün dünyada giderek ve daha da sertleşerek artmaktadır. Bundan dolayı, muhalif bir ses olmak her geçen gün biraz daha zorlaşıyor.

/resim/site/ysh1661b31e165db4a7by.jpg
Ülkemizde de sıklıkla karşılaştığımız uygulamalara, baskılara ve yasaklara karşı ses çıkarabilmek için, sinemanın düşünce ve ifade özgürlüğü alanında elzem bir araç olduğunu akılda tutarak, bu ve benzeri uygulamaları kınıyor, kamuoyunu Penahi ve Resulov olayında duyarlılık sergilemeye çağırıyoruz.

Cafer Penahi'nin tutsaklığını bir nebze kırabilmek ve sanatçının kısılmaya çalışılan sesini kendi imkânlarımız dahilinde duyurabilmek üzere, sizleri Penahi'nin filmlerini izlemeye, bu yapıtlar üzerine düşünmeye ve konuşmaya davet ediyoruz.

2 Şubat 2011 Çarşamba günü saat 18.00'de, İstanbul-Beyoğlu Sineması'nda Penahi'nin 2000 yılı yapımı “Daire” adlı filminin gösterimi yapılacaktır.

3 ve 10 Şubat 2011 tarihlerinde ise İstanbul Modern Sinema'da sanatçının bütün filmleri ardarda ücretsiz olarak gösterilecektir.

Sizleri Cafer Penahi'nin filmlerini özgürleştirmeye çağırıyoruz!

* * *

ÜCRETSİZ FİLM GÖSTERİM PROGRAMI

“Daire” / Saat: 18.00

“Beyaz Balon” / Saat: 13.00

“Ayna” / Saat: 15.00

“Daire” / Saat: 17.00

“Kanlı Altın” / Saat: 19.00

“Ofsayt” / Saat: 13.00

“Beyaz Balon” / Saat: 15.00

“Ayna” / Saat: 17.00

“Daire” / Saat: 19.00