NEŞELİ DALGALAR (Surf's Up) 2007, ABD yapımı Türkçe seslendirmeli animasyon film Yönetmenler: Ash Brannon ve Chris Buck Müzik: Mychael Danna Görüntü yönetimi: Andres Martinez Süre: 85 dakika Özel Sınırlamalar: Her yaştan izleyici için uygundur. Yabancı sinemaseverlerden aldığı puan: 7.2/10 (Kaynak: www.imdb.com ) Dağıtıcı şirket: Warner Bros
* * *
Kutuplarda yaşayan küçük penguen Cody Maverick, zor zamanlarda tüketmek üzere balık istifi yapan annesi ve ağabeyinin kendisi için kurduğu mütevazı dünyayı sıkıcı bulmakta ve günlerini sörf yaparak geçirmektedir. Günün birinde, penguen dünyasının efsane sörfçüsü “Büyük Z” adına her yıl düzenlenen sörf yarışmasına katılacak bir kervan kahramanımızın yaşadığı Buztanbul şehrine de uğrar. Binbir zorluğu aşarak bu kervana katılmayı başaran küçük Cody, kendisini izleyen bir kamera ekibiyle birlikte yarışmaların yapıldığı Pen Gu Adası'na ulaşır. Yolda onun gibi sörf meraklısı Tavuk Joe ile tanışıp arkadaş olan Cody, penguen cankurtaranı Lani Aliikai'ye ise kendini fena kaptırır. Büyük yarışı kazanmanın getireceği popülariteyle yanıp tutuşan Cody, gözden ırak yaşayan ihtiyar bir penguenin sırrını öğrenince hayatta dostluğun da gerçek yeri ve önemini kavrar. Cody artık anlamıştır ki “kazanmak” her zaman için yarışı birinci sırada bitirmek değildir.
Bir 'penguen animasyonu' da Sony'den
“Neşeli Dalgalar”, Fransız sinemacıların 2005 yılında gerçekleştirdikleri “İmparatorluğun Yolculuğu” belgeseliyle meşakkatli hayatları hakkında hiç bilinmedik ayrıntılara vâkıf olduğumuz bu sevimli hayvancıklar üzerine, Hollywood'un iki dev şirketi Walt Disney ve Sony Pictures'ın kıyasıya rekabetinin bir ürünü olarak doğdu.
Amerikan sinemasının en büyük iki animasyon film yapımcısından biri olan Walt Disney'in geçtiğimiz aylarda bütün dünyada tantanalı bir biçimde gösterime giren “Neşeli Ayaklar”ının ardından, amansız rakibi Sony Pictures de piyasaya sürdüğü yeni bir penguen filmiyle canlandırma sinemasında benzer bir kahraman grubuna nisbeten daha farklı bir yapım tekniğiyle eğilmeyi deniyor. Önceki yıllarda “Tarzan” ve “Oyuncak Öyküsü-2” gibi gişe rekortmeni animasyonları gerçekleştirmiş olan Ash Brannon ve Chris Buck'ın ortak yönetmenliğini üstlendikleri filmin seslendirme kadrosunda da birbirinden popüler Amerikalı yıldızların adları sıralanmakta. “Neşeli Dalgalar”da baş karakter Cody Maverick'i Shia LaBeouf, Koca Z'yi Jeff Bridges, Lani'yi Zooey Deschanel, Tavuk Joe'yu Jon Heder ve öykünün kötü adamı Tank'ı Diedrich Bader seslendirmiş. Filmin ülkemizde vizyona giren Türkçe dublajlı versiyonunda ise Arda Aydın, Nüvit Candaner, Mehpare Özlük, Murat Şenol, Engin Alkan, Emrah Özertem ve Ali Gül gibi usta sesler görev alıyorlar.
Eğer ki küçük çocuklarınız ve kafanızda da bu hafta sonunda sinemaya gitme niyeti var ise miniklerinizin ellerinden tutup onları mutlaka “Neşeli Dalgalar”a götürün derim. Dahası, iyi yazılıp iyi yönetilmiş, güzel ve anlamlı öyküler anlatan animasyon filmlerin çocuklara olduğu kadar büyüklere de hitap eden renkli dünyasına fazla yabancı olmayan bir ebeveynseniz, eminim ki bu filmden siz de büyük bir keyif alacaksınız. Filmin esas adamı Penguen Cody'nin filmin başında anlatılan sıkışmışlığı, kendini ifade etme isteği, başarının yolunda -ortalara doğru tanık olduğumuz- inadı ve azmi, takdir edilesi çalışkanlığı, sonlarda da gerçek zaferin bir yarışı her zaman ilk sırada bitirmek olmadığını kavrayışı sonrasındaki duygusal değişimi biz büyükler için de son derece tanıdık bir hayat deneyimine işaret ediyor.
Sonuç itibarıyla, “Neşeli Dalgalar”, bu hafta sonunda gösterime giren 6 yeni film arasında, her yaştan izleyiciye gönül rahatlığıyla önerebileceğimiz tek örneği oluşturmakta…
* * *
Türk çizgi filmciliği için 'imdat' çağrısı
Türk sineması, “bilinen ilk Türk çizgi filmi” olarak kayıtlara giren Vedat Ar imzalı “Zeybek Oyunu”nun (1947) üzerinden tamı tamına 60 yıl geçmesine karşılık, sinemalarda gösterilmek üzere hazırlanmış yüksek standartlarda bir animasyon filmini neden hâlâ çekemedi?
Günümüzde Türk televizyonlarını (ve son 10-15 yıldır da sinema salonlarını) işgal etmekte olan düzinelerce ABD ve Japon kökenli çizgi filmin yanında, ekranda gösterim şansı bulabilmiş tek bir Türk çizgi dizisinin olmayışı sorunsalı ve bunun doğurduğu utanca artık sizce de doğru düzgün bir cevap verme zamanı gelmedi mi?
Bana göre, sadece köşeye sıkıştırıcı nitelikte acı sorular sormak ve bu işin günah biletini bir grup sinemacıya kesmek hiç de ahlâkî bir tutum değil. Dünya (özellikle de batı) sinemacılığında gitgide yükselen bir tür olan “animasyon”da bizim de yerimizi almamız için teşvik edici haberler yapmak, yazılar yazmak, projeler geliştirmek ve yapımcıların kapısını ısrarla çalmak gerek. Bu sayfanın değerli editörü, sinema yazarı sevgili ağabeyim Ali Murat Güven'den son iki yıldır kısa film için yaptığı ve oldukça da ses getiren o içten çağrıların bir benzerini çizgi filmciliğimizin gelişmesi için de yapmasını, bu uğurda çaba harcayanları desteklemesini istemek gerek. Elbette, sinema üzerine yazılı basında kalem oynatan ve televizyonda programlar yapan diğer dostlardan da bekliyoruz bu yapıcı tavrı…
Çizgi film sektöründe neredeyse 70-80 yıldan bu yana açık bir tekel oluşturan Walt Disney şirketinin filmlerinde Hıristiyanlık propagandası yaptığı, ABD'li muhtelif yapımcıların “subliminal” adı verilen yöntemle çizgi filmlerin arka fonlarına cinsel objeler ya da çeşitli propaganda yazıları gömerek hedef kitlelerini oluşturan çocuk ve gençleri zamanından çok erken yaşta bir cinselliğe yönlendirdikleri artık sinemayla ilgilenen herkesçe bilinen birer vakıa. Aynı şekilde, insanlık ailesinin beyaz ırkın dışındaki mensuplarına yönelik örtülü bir ırkçılık, Amerikan hayat tarzını yücelten, kendileri hayvan görünümünde olup konuşma ve davranışlarıyla alabildiğine “insanlaştırılmış” kahramanlar da batının çizgi sinemasından hiç yabancısı olmadığımız diğer düzenbazlıklar arasında yer alıyor. Hâl böyleyken, yeryüzünün orta büyüklükteki siyasi, askeri ve ekonomik güçlerinden biri olan Türkiye'nin de her alanda olduğu gibi sinema alanında da kendi özgün dil ve yaklaşımını artık mutlaka kurması gerekiyor. İşin aslına bakarszanız bu yolda çok geç bile kalındı, fakat zararın neresinden dönülürse yine de kârdır demek gerek…
Bu sayfanın, paralarını ve zamanlarını harcadıkları sinemasal gösteriler konusunda son derece duyarlı olan okurları, basın gsöteriminde izlerken beni hüzünlendirip aklıma yukarıdaki imdat çağrısını getiren “Neşeli Dalgalar”a çocuklarını gönül rahatlığıyla götürebilirler. Fakat, bu muhteşem gösteri, -en azından büyükler için- salt eğlenme amacının ötesine geçip biraz da “gıpta etme ve örnek alma” amacını taşısa, kanımca çok daha hayırlı olur. Kıskanılacak düzeyde zengin bir tarihsel ve kültürel mirasın üzerinde yükselen çağdaş Türkiye Cumhuriyeti, genç nesillerine artık kendi öykülerini ve kahramanlarını, yerel malzemelerden hareketle üretilmiş Türk malı çizgi filmleri izletmeyi hedeflemek zorunda. Türk toplumunun çocuklarının ağzından, burnundan, belleğinden içeri bunca yıldır ithal kahramanlar boca ettiğimiz artık yeter. Perdede ve beyazcamda bundan böyle birbirlerine Türkçe isimlerle seslenen kahramanlar görmek, kendi davranış kalıplarımıza yakın duran karakterler izlemek istiyoruz. Daha öncekiler gibi benim kuşağım da böyle bir görsel devrime hasret büyüdü.
Bu yolda kısa vadede somut sonuçlar almak için de bakanlığından yönetmenine, senaristinden çizerine kadar herkesin “yerli çizgi film” düşüncesine -bir an önce bütün bilinaçltı komplekslerinden kurtulup- ciddiyetle odaklanması gerekiyor.
Düşmanıyla savaşırken bile sağduyu sahibi olan Tarkan'ın “barbar” nâmlı Conan'dan hiç bir eksiği olmadığı gibi, aksine insanî kalite yönünden pek çok fazlası vardı. Kimmeryalı Conan çizgi romanlarda ve sinemada hâlâ düşmanlarını kesip biçmeye devam ediyor. Pekiyi ya, bir zamanlar çizimleri batılılarca çok güzel bulunup yabancı dergi ve gazetelerde bile tefrika edilmiş olan Tarkan nasıl ve neden yok olup gitti, bileniniz var mı?