1- Sevgi Sözcükleri (Terms of Endearment, 1983) / Yönetmen: James L. Brooks
2- Donmuş Irmak (Frozen River, 2008) / Yönetmen: Courtney Hunt
3- Karanlıkta Bir Çığlık (A Cry in the Dark, 1988) / Yönetmen: Fred Schepisi
4- Ayrı Bir Dünya (A World Apart, 1988) / Yönetmen: Chris Menges
5- Sol Ayağım (My Left Food: The Story of Christy Brown, 1989) / Yönetmen: Jim Sheridan
6- Gazap Üzümleri (The Grapes of Wrath, 1940) / Yönetmen: John Ford
7- Sahtekâr (Changeling, 2008) / Yönetmen: Clint Eastwood
8- Kızkardeşimin Hikâyesi (My Sister's Keeper, 2009) / Yönetmen: Nick Cassavetes
9- Oyuncakçı (The Dollmaker, 1984 / TV Filmi) / Yönetmen: Daniel Petrie
10- Postacı (Il Postino, 1994) / Yönetmen: Michael Radford
11- Yaralı Yüz (Scarface, 1983) / Yönetmen: Brian De Palma
12- Küçük Adam Tate (Little Man Tate, 1991) / Yönetmen: Jodie Foster
13- Cennet Sineması (Nuovo Cinema Paradiso, 1988) / Yönetmen: Giuseppe Tornatore
14- Selvi Boylum Al Yazmalım, 1978 / Yönetmen: Atıf Yılmaz
15- Şeytan Kovucu (The Exorcist, 1973) / Yönetmen: William Friedkin
OPSİYONEL ÖNERİ:
16- Çok Şey Bilen Adam (The Man Who Knew Too Much, 1956) / Yönetmen: Alfred Hitchcock
3 UNUTULMAZ SAHNE:
2- “Cennet Sineması”nda, İtalyan film yapımcısı Salvatore Di Vita çeyrek yüzyıllık bir ayrılıktan sonra köyüne geri döndüğünde, artık iyice yaşlanmış olan annesi Maria'nın, çocuklukta yaşadığı odanın kapısını açıp ona bütün kişisel eşyalarını (bisikleti ve 8 mm'lik sinema makinesi de dahil) gittiği ilk günkü düzeni içinde yeniden teslim etmesi…
3- “Postacı”da, gariban mektup dağıtıcısı Mario'ya (Massimo Troisi) gönlünü kaptıran köylü güzeli Beatrice Russo'nun (Maria Grazia Cucinotta), bu ilişkiden fena hâlde rahatsız durumdaki görmüş geçirmiş analığından “erkeklerin aslında ne hin oğlu hin yaratıklar olduğuna” dair o muhteşem nasihatı dinlediği bölüm…
Gelecek haftanın listesi: Sinema tarihinden 'dürüstlük ve cesaret' üzerine en iyi 15 film
* * *
Ve Türk şiirinin büyük ustası Behçet Necatigil'den, bütün bu filmlerin anlattığı ortak öyküyü pekiştirir nitelikte bir şiir:
ÇOCUKLAR
Kasaplarda, manavlarda bazı yorgun kadınlar Hep de tenha saatleri seçerler Sonra, yavaş bir sesle “Çocuk için, hasta kaç gündür, yemiyor” Biraz et, biraz meyve isterler…
Sevdiği bir reçeli günaşırı yalnız ona Kaşıklarla beraber büyür bir üzüntü Yağların, şekerlerin, çayların
Uykularda bile bitiyorsa Annelere düşündürdüğü…
İnsanlara, tezgâhlara, kâğıtlara kolaydı; Biz bu kadar eğilmezdik, çocuklar olmasaydı…