Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk anayasa Fransa ve Belçika anayasalarından esinlenerek hazıranan 1876 tarihli Kanun-i Esasî'dir. Padişah tarafından atanan ve iki asker, 16 sivil bürokrat (3'ü Hıristiyan) ve 10 ulemadan oluşan Cemiyet-i Mahsusa isimli bir kurul tarafından hazırlanan Kanun-u Esasi Belçika, Polonya ve Prusya anayasalarından esinlenerek hazırlanmıştı. Mithat Paşa'nın başkanlığındaki Heyet-i Vükelâ'dan geçip padişah tarafından kabul ve ilân edilen bu ilk anayasa halkı temsil eden bir kurucu meclis tarafından hazırlanmadığı gibi, bir referandumla da kabul edilmiş değildi. Sonuç olarak, Kanun-u Esasî, hukukî olarak padişahın tek yanlı bir işleminden doğmuş bir fermandı.
Padişahın sonsuz olan yetkilerini sınırlamak yerine pekiştirmesine ve devletin bir monarşi olduğunu, başının halife unvanı da taşıyan padişah olduğunu, dininin İslam olduğunu, resmi dilinin Türkçe olduğunu ilan ederek bir anlamda fiili durumu teyid etmekten öteye gitmemesine rağmen, Müslüman olsun gayrimüslim olsun tüm tebaanın temel hak ve özgürlüklerinin düzenlenmesini, yargı yetkisinin bağımsız mahkemelere devrini ve Heyet-i Ayan ve Heyet-i Mebusan adıyla iki kamaralı bir parlamento kurulmasını mümkün kıldığı için Kanun-u Esasî, mutlak monarşiden meşruti monarşiye, böylece de demokrasiye doğru atılmış büyük bir adımdı.
ÖMRÜ UZUN SÜRMEDİ
Ancak ömrü çok kısa oldu ve ilk meclisin 13 Şubat 1878 tarihinde II. Abdühamid tarafından kapatılması üzerine Kanun-u Esasî de 30 yıl süreyle askıya alındı. 1908'de Meşrutiyet'in tekrar ilanından sonra bazı hukukçuların “1909 Kanun-i Esasisi” dedikleri değişiklikler ile parlamenter demokratik sisteme doğru ilk adımlar atıldı. Ancak bu da uzun sürmedi, çünkü 21 Aralık 1918'de Meclis-i Mebusan Vahdettin tarafından feshedildi ve ülke kararnameler ile yönetilmeye başladı. Aralık 1919'da yapılan genel seçimlerin ardından 12 Ocak 1920'de toplanan Meclis-i Mebusan'ın son işi ise meşhur “Misak-i Milli” belgesini kabul etmek oldu. 16 Mart 1920'de İstanbul'un İtilaf Güçleri tarafından işgalinin ardından son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nın Damat Ferit Paşa Hükümeti tarafından 11 Nisan 1920'de feshedilmesinden sonra Anadolu ve Trakya'daki iktidar boşluğunu doldurma işi “milli iradeyi temsil etme” iddiasındaki kongrelere kalmıştı.
Kazım Karabekir'in Ankara'da bir ulusal meclis toplanması önerisi doğrultusunda Mustafa Kemal tarafından yayınlanan “İntihabat Tebliği” yeni dönemin başlangıcını oluşturdu.
* Araştırmacı – Yazar