900 yıl önce papa konuştu yüzbinlerce masum öldü

Papa XVI. Benedict'in 900 yıl önce yaşayan selefi Urbanus'un Fransa'da halka yaptığı bir konuşmasının bedeli, ikiyüz yıl süren savaşlar ve yüzbinlerce insanın ölümü oldu

Abdullah Muradoğlu
900 yıl önce papa konuştu yüzbinlerce masum öldü

Alman asıllı Papa XVI. Benedict'in Berlin'de yaptığı konuşma, İslam dünyasında tepkilere neden oldu. Papa'nın sözlerinin İsrail'in Lübnan'daki katliamlarının arkasından gelmesi ilginçti. Papa, hakaret içeren sözlerini, Bizans İmparatoru II. Manuel'den iktibas etmişti. Papa'nın 911 yıl önceki halefi Papa Urbanus da Fransa'nın Clermont kentinde halka hitab edip, Haçlı Seferi ilan etmişti. Böylece ikiyüz yıl süren savaşlara ve yüzbinlerce insanın ölümüne neden olmuştu. Papa'nın 1095'de sarfettiği birkaç cümlenin maliyeti bu kadar ağırdı.

'TANRI BÖYLE İSTİYOR'

İngiliz tarihçi Prof. Steven Runciman'ın “Haçlı Seferleri Tarihi” başlıklı çalışmasında Fransız asıllı Papa Urbanus'un 'Kutsal Savaş' çağrısı şöyle anlatılıyor:

“27 Kasım 1095 günü Papa, Clermont'ta halka hitap etti. Karanlık bir tablo çizdi. Batı Hıristiyan âlemi doğuyu kurtarmak için yola çıkmalı idi. Birbirlerini öldürmeyi bırakıp haklı bir savaş yapmalı idiler. Böylece Tanrı'nın istediği bir iş yapmış olacaklardı ve Tanrı onlara rehber olacaktı. 'Tanrı böyle istiyor' sesleri papanın sözlerini kesiyordu. Le Guy Piskoposu tahtın önünde diz çökerek kutsal sefere katılma izni istedi. Yüzlerce kişi de koşuştu. Kardinal Gregorius diz üstü çöküp günah çıkarma duasını okumaya başladı. Halk bir ağızdan tekrar etti. Dua bitince Urbanus halkı takdis etti. Sefere katılanların günahları bağışlanacaktı. Sefere katılan herkes kırmızı bezden haç işareti taşıyacaktı.”

YÜZÜ EŞEĞİNKİNE BENZİYORDU

'Kutsal Savaş' ilanı geniş yankı bulmuştu. Papa, keşişlerden haçlı seferini vaaz etmelerini emretmişti. Ama bir keşiş vardı ki, Haçlı Seferleri'nin simgesi oldu: Pierre l'Hermite. Runciman'ın kitabında Keşiş'in portresini şöyle çiziliyor: “Küçük ve kısa bacaklı, koyu esmer renkli bir adamdı; yüzü, halk tarafından büyük hürmet gören eşeğinin suratına şaşılacak derecede benziyordu. Bu surat uzun ve etsizdi. Yalın ayak olup elbiseleri pislik içinde yüzüyordu. Ne ekmek, ne de et yer, fakat balık ve bol bol şarap atıştırırdı. Aşağılık görünüşüne karşılık kendisinde insanların ruhlarını harekete geçiren bir kudret vardı. Üstünden nevi şahsına özgü bir kudret fışkırır gibi idi”

Keşiş Piyer, binlerce havari topladı. Eşeğinin sırtında, onbinlerce Hıristiyanla Nisan sonu gibi Köln'den hareket etti. İstanbul üzerinden Kudüs'e gideceklerdi. Haçlılar yolda yağma ve gasp yaptılar. Bizans İmparatoru'nun kızı Anne Komena, Haçlılar'ın gelişini, “Omuzlarında kırmızı bir haç taşıyan, aralarında kadınlar ve çocuklar olan sayısız bir kitle. Sayıları deniz kıyısındaki kumlardan ve gökyüzündeki yıldızlardan fazla” diye anlatır. Bizans İmparatoru bu kontrolsüz sürüyü hemen Anadolu yakasına nakletti. Haçlılar Türk bölgesindeki Grek-Hıristiyan köylerini bile basarak ahalisini öldürdüler. Selçuklu Sultanı Kılıçarslan, Haçlılar'ı, İznik'e ulaşmadan durdurdu. Binlerce haçlı öldürüldü. Sağ kalanları Bizans'ın deniz filosu kurtardı. Eylül 1096 sonuydu. 'Halkın Haçlı seferi' sona ermişti. Asıl Haçlı Seferleri arkadan geldi. İmparatorların ve kralların destek verdiği Birinci Haçlı Seferi sonucunda 15 Temmuz 1099 günü Kudüs Haçlılar'ın eline düştü. Papa, Kudüs'ün düşüşünü öğre-nemeden öldü. Bu arada Almanya, Çek ve Macar Yahudileri'nden binlercesi öldürüldü. Kutsal Savaş'ın ilk yankıları böyleydi.

Haçlı Savaşları'nın ortasında bile İslam hoşgörüsü vardı

'Hıristiyan kutsal savaşının varlığı, Müslüman kutsal savaşını uyandırdı mı, bu yola dönüştürdü mü?' Batılı tarihçi Claude Cahen 1955'de Roma'da sunduğu tebliğinde bu soruyu şöyle cevaplıyor: “Haçlı vahşetine rağmen, Müslüman himayesi altında yaşayan Hıristiyanlara karşı Müslümanların tole-ransında bir değişiklik olmamıştır. Bunun tersini söyleyenler ya iyi kaynaktan bilgi alamamışlardır veya kötü niyetlidirler. Hıristiyanlar çok az durumlarda zarar görmüşlerdir. Bu da ancak aynı ile mukabele ve Frank suikastlerine karşı yapılmıştır.” Cahen, doğudaki Türk beylerinin Hıristiyanlara tavrının Haçlı Savaşları'nın ortasında bile tam müsamahalı olduğunu kaydeder. Haçlıların Türklerin ezdiği Hıristiyanların yardımına koşmaya ve tehlikeye düşen haccı yeniden tesise gittikleri iddiasını sorgulayarak, “Gerçek çok farklıdır” der. Cahen, Papa'yı haklı çıkaracak bir gelişme olmadığını belirterek, “Haçlı Seferleri'nin halka açıklanan amaçlarının dışında amaçları olmadığını söylemek pek safça olur” diyor. Cahen yerli Hıristiyanların Haçlılara katılmadıklarını kaydeder.

RASTGELE KONUŞMADI

İngiliz tarihçi P. M Holt da “Haçlılar Çağı” başlıklı kitabında Prof. Cahen'in yaklaşımını destekler. Papa'nın iddialarının aksine doğudaki kiliseler, Müslüman hükümdarlara karşı hiçbir düşmanlık ifade etmemiş, üstelik Selçukluları Bizanslılara yeğlemişlerdi.

Papa Urbanus'un 'Kutsal Savaş' çağrısı nasıl yorumlanabilir? Bunu Holt şöyle değerlendirir: “Gerçi Papa, başka meselelere ayrılmış bir konsilin sonunda Haçlı Seferi ilan etmişti, ama rastgele veya düşünmeden ortaya atılmış değildi bu. Tersine onlarca yıldır gelişmekte olan Papalık politikalarının tek kanalda toplanmasını temsil ediyordu. Bu politikalar, Papalığın Ortodoks Kilisesi ile Bizans'a karşı tutumuyla, başta Kutsal Roma Germen İmparatoru olmak üzere Batılı hükümdarlarla, Güney İtalya'daki Normanlarla Papalık arasındaki ilişkilerle bağlantılıydı. Nitekim Normanlar, Birinci Haçlı Seferi'nde önemli rol oynadılar.” Clermont'tan önce Bizans İmparatoru Türklere karşı Papa'dan yardım istemişti. Papa, Roma ve İstanbul'un dini birleşmesini, Bizans ise Yakın Doğu'yu elde etmek istiyordu. Doğu kiliseleri ve bağlıları Bizans'ı istemiyordu. Şimdiki Papa, Haçlı kışkırtıcısı Bizans İmparatoru Manuel'in abuk sabuk yorumlarını aktaracağına, akıl dışı ve utanç verici katliamlardan ötürü, Haçlı Seferleri'nin baş aktörü olan Papalık adına özür bildirseydi daha yerinde olurdu.

Papa'nın şahidini I. Murat ipten kurtardı

Papa'nın alıntı yaptığı Bizans İmparatoru Manuel II, Sultan Murad döneminde, Bizans'ın Selanik valisi idi. 1374'de Serez'li Rumları isyana tahrik etti. Sultan Murad, Çandarlı Hayrettin Paşa'ya Selanik'i almasını ve Manuel'i yakalamasını emretti. Manuel kaçıp İstanbul'a geldi, İmparator babası Ioannis kabul etmedi. Akrabası olan Midilli beyi de ilticasını reddetti. Çaresiz kalan

Manuel, Sultan Murad'a gidip af diledi. Sultan da onun canını bağışladı.

BİZANS HALKI BİLE KARŞIYDI

Manuel, babası ile birlikte Sultan Bayezit'in Karaman seferinde bulunmuştu. 1376'da İoannis, torunu tarafından tahttan indirilince, Osmanlı'nın yardımıyla başa geçmişti. Oğlu Manuel de saltanat ortağı olmuştu. İmparator İoannis ve oğlu Manuel her fırsatta Papa'dan yardım istedi. Hatta Roma ve İstanbul klisesini birleştirmeyi vaad ettiler. Ama Bizans halkı ve kilisesi istemedi. Papa ve Avrupa, Bizans'ı hep oyaladı. İoannis 1369'da Roma'ya gidip katolikliği bile kabul etti. Manuel de 3 yıl Avrupa'da kalıp Haçlı ittifakına çalıştı. 1439'da Floransa'da Union(İki kilisenin birleşimi) ilan edildi, ama Bizans halkı Ortodoks inanca sadık kaldı. 1452'de bir Papa elçisi Ayasofya'da Union ilan etti, Roma usûlünde ayin yaptı. Bizans halkı tepki gösterdi. Grandük Notaras, “İstanbul'da Latin papaz başlıkları yerine Türk sarığı görmek daha iyidir” sözünü söylemişti.