ABD ile Rusya'nın bitmeyen gerilimi

ABD'nin Rusya'nın güçlenmesinden ve izlediği politikadan rahatsız olması, Rusya'nın ise ABD'nin her adımını kendisine yönelik tehdit olarak algılaması ve uluslararası arenada sözünü yeterince geçirememesinden yakınması, iki ülkenin sağlam temelli işbirliğine gitmesini engelledi

İlyas Kamalov
ABD ile Rusya'nın bitmeyen gerilimi

Mayıs ayının başında devlet başkanlığı görevini Dmitriy Medvedev'e devredecek Vladimir Putin, Soçi kentinde ABD Başkanı Bush'u misafir etti. Bush ile Putin arasındaki bu görüşme iki lider arasında son resmî görüşme oldu. Putin'in bundan sonraki süreçte de aktif siyasette kalması kesinleşirken, aynı şeyi Bush için söylemek mümkün değil. Aslında iki lider de aynı tarihte görevlerine başlamışlardı. Bush 2000 yılının Kasım ayında görevine başlarken, Putin de 2000 yılının son gününde devlet başkanlığı görevlerini üstlenmiş, Mart ayında ise resmî olarak devlet başkanı seçilmişti.

İki liderin döneminde (son sekiz yıl) Rus-Amerikan ilişkileri inişli çıkışlı bir seyir izledi. 11 Eylül olayları sonrasında özellikle uluslararası terörizm konusunda taraflar işbirliğine giderek, iki ülke arasında romantik ilişkileri de başlatmış oldular. Bu bağlamda Moskova, ABD'nin Afganistan ve Irak operasyonlarına ve Orta Asya'da askerî üsler açmasına karşı çıkmadı, ABD ise bir zamanlar eleştirdiği Rusya'nın Çeçenistan sorunu ile insan hakları ihlali konularını görmezlikten geldi. Ancak, ABD'nin yayılmacılık politikasının Rusya'nın çıkarlarını tehdit etmeye başlaması, başta Ukrayna ve Gürcistan olmak üzere BDT coğrafyasında renkli devrimleri desteklemesi, Rusya'nın her geçen gün güçlenmesi ve özellikle de Avrasya coğrafyasında enerji devi haline gelmesinden rahatsız olması, romantik ilişkilere son verdiği gibi, Soğuk Savaş dönemine benzer rekabeti de beraberinde getirdi. ABD'nin Doğu Avrupa'ya füze radar sistemleri yerleştirmeye yönelik planları, Ukrayna ve Gürcistan'ı NATO üyeliği konusunda desteklemesi, Kosova'yı bağımsızlığa kavuşturması gibi politikaları karşısında Moskova da AKKA'dan çekildi, kendi füzelerini Avrupa ülkelerine yönelteceğini açıkladı, İran ve diğer konularda ABD'nin işini zorlaştırmaya çalıştı.

RUSYA-ABD STRATEJİK ÇERÇEVE BİLDİRİSİ NEDİR?

İki liderin kişisel ilişkileri hep olumlu kaldı. İki liderin birbirine duyduğu saygı, bütün sorunlara rağmen, iki ülke arasında diyaloğun kesilmesini engelledi. Soçi'deki görüşmelerin samimi bir ortamda yapılması hiç şüphesiz daha verimli oldu. Tarafların 8 yıl boyunca anlaşamadıkları konularda “son günde” ortak görüşe varmaları da zaten beklenemezdi.

İki liderin görüşmesi sonrasında “Rusya-ABD Stratejik Çerçeve” Bildirisi yayınlandı. Bildirinin giriş kısmında iki ülkenin terör ve uyuşturucu ticareti ile mücadele ve nükleer silahların yayılmasını engelleme konularındaki işbirliğinden söz edilmekte, Rus-Amerikan işbirliğinin Ortadoğu'daki ve Kore krizlerinin çözümünde oynadığı rolün altı çizilmektedir. İki ülke arasında sorun teşkil eden konular ise beklenildiği gibi, haleflere bırakıldı. Bu konuların başında hiç şüphesiz ABD'nin Çek Cumhuriyeti ile Polonya'ya yerleştirmek istediği füze radar sistemleri, NATO'nun genişlemesi, Rusya'nın Dünya Ticaret Örgütü'ne üyeliği ve ABD'nin bu konudaki desteği, Rusya'nın AKKA'dan çekilmesi, Kosova'nın bağımsızlığa kavuşması ve Kosova'nın diğer bölgelere örnek teşkil edip etmemesi, İran'ın nükleer çalışmaları gibi konular gelmektedir.

Her ne kadar Rusya ile ABD'nin bölgesel sorunlara yaklaşımlarında farklılıklar arz etse ve bu iki ülke birçok bölgede rekabet içerisinde olsalar da, iki ülkenin işbirliğine gidecek alanların sayısı da az değildir. Terörizm ile mücadele ve toplu imha silahlarının yayılmasını önleme sürecinde her iki ülke de ortak görüşlere sahiptir. Yine rekabet alanı olarak görünse de Rusya ile ABD enerji alanında da ortak çalışmalar yürütebilirler. ABD dünyada en fazla enerji tüketen ülke konumunda iken Rusya, enerji ihracatında ve sahip olduğu doğal zenginlikler konusunda birinci sırada yer almaktadır. Ancak siyasi rekabet, coğrafi mesafe ve Rus ekonomisinin “özel” yapısı, bu iki ülke arasında başta enerji alanı olmak üzere ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini engellemektedir. ABD bir taraftan Rusya'nın Dünya Ticaret Örgütü'ne üyeliğini desteklemesi, diğer taraftan da Rus-Amerikan ticarî ilişkilerin gelişmesini engelleyen Jackson-Venik Deklorasyonu'nun kaldırması, Rusya-ABD ekonomik ilişkilerin gelişmesini sağlayacaktır.

BİRBİRLERİNDEN KORKUYORLAR

Siyasî anlamda da Rusya ile bazı konularda işbirliğine gitmesi ABD'nin işine yarayabilir. Rusya, Çin, Japonya ve Brezilya gibi ülkeler son yıllarda büyük mesafe katetmiştir. Birçok ülkenin ABD'nin askerî üstünlüğünü yakalamak için uzun yıllara ihtiyacı olduğu açıkça görülmektedir. Ancak, Afganistan ve özellikle de Irak Savaşı, ABD'nin gücünün potansiyelini de ortaya koymuştur. Birçok bölgede hâlâ söz sahibi olan ve Batı'nın ilişkileri kestiği ülkelerle bağlantıları olan Rusya, Irak ve İsrail-Filistin sorunları da dahil olmak üzere birçok uluslararası sorunun çözümünde katkısı olabilir. Nükleer silaha ve enerji kaynaklarına sahip, uzay çalışmaları yürüten BM Güvenlik Konseyi'nin daimî üyesi olan Rusya, birçok konuda ABD'ye destek olabilecek potansiyele sahiptir.

Diğer taraftan Rusya'nın da ABD'ye ihtiyacı olduğunu belirtmek gerekmektedir. Her ne kadar Putin, devlet başkanı olduktan sonra Rusya'da ülkenin bütünlüğünü korumaya ve halkın durumunu iyileştirmeye yönelik reformlar gerçekleştirse ve bu yönde büyük başarılar elde etse de Rusya, nüfusunun gittikçe azalması, enerji kaynaklarına bağlı bir ekonomiye ve etnik çeşitliliğe sahip olması, demokrasiden giderek uzaklaşması gibi sorunlarla karşılaşmaya devam etmektedir. Bu sorunların ortadan kaldırılmasında ABD'nin Rusya'ya yardımcı olabileceğini söylemek mümkündür. Ancak, ABD'nin Rusya'nın güçlenmesinden ve buna paralel olarak izlediği politikadan rahatsız olması, Rusya'nın ise ABD'nin her adımını kendisine yönelik tehdit olarak algılaması ve uluslararası arenada sözünü yeterince geçirememesinden yakınması, iki ülkenin sağlam temelli işbirliğine gitmesini engellemektedir. Bundan dolayıdır ki her ne kadar Bush ile Putin birçok sorunun çözümünü haleflere bıraksa ve bu görüşmeyle bazı sorunları çözebileceklerini gösterseler de, haleflerinin işinin hiç de kolay olmadığını söylemek mümkündür.

* ASAM Rusya-Ukrayna Uzmanı