Açlık ve hastalığa umut olan eller

Ramazan Bayramı'nda bir grup doktor Somali'de hastalıktan boğuşan ve makus kaderlerine teslim olmuş insanların yardımına koştu. Yeryüzü Doktorları yaptıkları ameliyatlarla pekçok insana şifa dağıttı.

M. İhsan Karaman
Açlık ve hastalığa umut olan eller

Yeryüzü Doktorları'ndan bir grup gönüllü, buruk bayramlarını paylaşmak, hüzünlerine ortak olabilmek, insan sıcağını hissettirebilmek için Ramazan'ın son günü Somalili kardeşlerine doğru yola çıktılar. Sevenlerini, sevdiklerini, sıla-i rahim için yollarını gözleyenleri arkada bırakıp Mogadişu'ya doğru zorlu bir yolculuğa çıkarken, koca bir insanlığın yüzyıllarca birikmiş borçlarını ödemeye gider gibiydiler. Bu borçta onların payı yoktu oysa. “Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar”dı bu facianın sorumlusu. Asırlar boyu Afrika'nın taşını, toprağını sömüren; kanını ve canını emen, posasını bile rahat bırakmayan “gelişmiş”lerdi bu cinayetin “meçhul olmayan” failleri. Onların gelişmişlikleri yüzündendi, Afrikalıların “en az gelişmiş”ler olması. Tıpkı, kuzeyin seçkinlerinin doymak bilmez oburlukları yüzünden, güney gettosuna hapsedilen mazlumların açlıktan eriyip yok olması gibi... Ama “olsun”du; değil mi ki Yeryüzü Doktorları, tüm yeryüzü sakinleri ihtiyaç duyduğunda “orada ve her yerde” olmaya and içmişti; o halde bu bayram analarının, eşlerinin, yavrularının bayramı değil, Somalili kardeşlerinin bayramı olacaktı onlar için.

Çöller, okyanuslar, dağlar aşıldı; bayram namazı Somalinin mazlum müminleriyle beraber kılındı. Takip eden günler ise, Mogadişu'da hem hastaların, dertlilerin imdadına koşma, hem de onlara layık oldukları bir hastane kurma çabalarıyla geçiyordu. Yeryüzü Doktorları bunun için oradaydı; Keremler, Faysallar, İbrahimler, Abdullahlar... bunun için her yerdeydi!

CANA CAN KATTIK

Yolları Medine Hastanesi'ne düştü Yeryüzü Doktorları'nın... Bir köşede, iki büklüm 40 yaşlarında bir kadına rastladılar. Adına, gelin biz “Ayşe” diyelim bu hikayede. Ayşe, nefes almakta zorlanıyordu, bir deri-bir kemik kalmıştı adeta. Sordular, “derdi nedir” diye. Anladılar ki, boğazında oturmuş ve hem yemek borusunu, hem soluk borusunu tıkayan bir tümör yüzünden bu haldeydi Ayşe. Onu ameliyat edecek bir cerrah olmadığından, karnından midesine yerleştirilmiş bir borudan beslenerek ölümü bekliyordu. Bu drama tanık olan Yeryüzü Doktorları arasında, ömrünü yeryüzünün muhtaç ve mazlumlarına adamış bir güzel insan vardı. Harun Cansız, bir kulak-burun-boğaz profesörüydü. O, ülkemizin en büyük tıp fakültelerinden birinde hocaydı. O, bir YÖK üyesiydi. O, bir yeryüzü doktoruydu. Onu daha önce insanlığa hizmet için Gazze'ye, Keşmir'e, Bişkek'e, Beyrut'a, Darfur'a gönderen kudret, bu bayramı Ayşe'ye bayram kılmak için Mogadişu'ya getirmişti... Karar verildi, hasta Medine Hastanesi'nin derme-çatma ameliyathanesinde uyutuldu. Anestezi cihazı yoktu, maske ve balon kullanıldı; koter cihazı yoktu, kanayan her damar tek tek iplikle bağlandı; majör ameliyat seti yoktu, ele ne geçerse onunla yapıldı ameliyatı Ayşe'nin. Ama yaklaşık iki saat sonra, boğazına bir yumruk gibi oturan, onu boğan, onu dermansız bırakan tümöründen kurtulmuştu Ayşe. Harun Cansız'ın nice ameliyatı başarıyla tamamlayan elleri, cesur yüreği, inancı ve azmi ile, Yeryüzü Doktorları'nın binlerce cana can katan nefesi bir olmuş, İstanbul'dan Mogadişu'ya bir kardeşlik köprüsü kurmuştu. Birkaç gün sonra tekrar çocuklarını kucağına alacak, onlarla fakir ama mutlu sofralarına oturacak olan Ayşe, bilmese de, tanımasa da ezelde kardeş olduğu bir insan evladının, bir Yeryüzü Doktoru'nun elinden şifa bulmuş, ebede kadar söylenecek bir kardeşlik türküsünün dizeleri olmuştu artık...

İYİLİK YARIŞI VAR

Hani, “Bir insana hayat veren, bütün insanlığa hayat vermiş gibidir” düsturumuz vardı ya. İşte Harun Cansız'ın orada, Somali'de, Mogadişu'da yaptığını yapabilmenin; işte Yeryüzü Doktorları'na gönül vermenin, daracık bir ömre sınırsız bir anlam sığdırmanın, kendisine ihtiyaç duyulduğunda sağına ve soluna bakınmadan “ben varım” diyebilmenin sırrı bu inanç ve düşüncede yatıyor. Soruyorum size? Açlığın, sefaletin, çaresizliğin, savaşların ve bunların mahkum kıldığı hastalık ve sakatlıkların bilinmeyeceği bir dünya mümkün mü? Neden olmasın? Yeryüzü Doktorları, bu evrensel hedefe varmak için yollarda. Bu kutlu seferin son durağı çaresizlikten bir insan tekinin dahi ölmeyeceği bir yeryüzü coğrafyasıdır. Varamasak da, hayatımızı o yolda harcamaktır muradımız. Orada ve her yerde!

Sizi de bu iyilik yarışına katılmaya çağırıyoruz!

Haydi, hep birlikte acıları dindirelim.

* Prof.Dr., Yeryüzü Doktorları Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı