tatürk İlkeleri 1937 yılında anayasaya girmişti. CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 1950 seçimlerine giderken Kırıkkale'de yaptığı seçim konuşmasında CHP'nin “altı oku”nu anayasadan çıkaracağını bir seçim vaadi olarak halka bildiriyordu. (Cumhuriyet, 26 Mart 1950)
CHP yayınladığı seçim bildirgesiyle sadece bu vaatle kalmadı. Bildirgeye göre CHP ekonomik alanda devletin rolünün kısıtlanmasını, özel teşebbüse daha çok fırsat tanınmasını istiyordu. Ayrıca yabancı sermeyenin ülkeye girişini kolaylaştıracak koşulların sağlanması; vergi reformu gibi konular da vaatler arasındaydı. CHP'nin bu tür ekonomik vaatlerinin yanısıra siyasal vaatleri de son derece ilginçti. CHP, ikinci bir meclisin ya da senatonun kurulmasını, cumhurbaşkanının görevlerinin tekrar tanımlanmasını, bölge özerkliğinin arttırılmasını ve “altı okun”, yani Atatürk İlkeleri'nin anayasadan çıkarılmasını vaat ediyordu. (Basın, 28 Nisan 1950)
Fakat 1950 seçimlerini CHP değil, DP kazandı. Birçok kesim tarafından “karşı devrim” diye nitelendirilen DP iktidarı, CHP'nin iktidara gelecek olursa anayasadan çıkarmayı vaat ettiği “altı ok” anayasadan çıkarmadı. Son günlerin moda deyişiyle işin daha da ezber bozucu yanı, DP'nin iktidar yılları Celal Bayar'ın öncülüğünde Atatürkçülük'ün kurumsallaştığı bir dönem oldu. Zaten Bayar'ın Atatürkçülüğünden, CHP'liler de dahil olmak üzere kimsenin kuşkusu yoktu. Ama diğer yandan DP'nin İsmet Paşa gibi “gözlerinin içine bakan” bir ordu, dayandığı reel askeri bir klik de yoktu. Meşruiyetini Atatürkçülük üzerinden oluşturmaya ve Atatürkçülüğü kurumsallaştırarak iktidarını pekiştirmeye çalıştı.
KURUMSALLAŞAN ATATÜRKÇÜLÜK
Daha çok Bayar'ın inisiyatifiyle başlatılan girişimlerde, DP devlet dairelerinde Atatürk'ün resimleri dışında başka resimlerin asılmasını yasakladı. Daha önceki uygulama, görevdeki cumhurbaşkanlarının resimlerinin de asılması yönündeydi. Bayar kendi resimlerinin asılmasından da vazgeçerek bu uygulamayı kaldırdı. Kurumsallaşmanın bu sembolik göstergeleri Türk parası üzerinden de devam etti ve İnönü'nün resimlerinin üzerinde bulunduğu banknotlar tedavülden kaldırıldı. Artık banknotlar üzerinde de bir tek Atatürk'ün resimleri olacaktı.
DP iktidarı boyunca Atatürk ilkeleri anayasada kaldı. 1960'ta askerler yönetime el koydu. DP anayasayı ihlal etmekle suçlanıyordu. Yönetimi devralan askerlerin yaptığı ilk işlerden biri ihlal edildiği iddia edilen 1924 Anayasası'nı tümüyle ortadan kaldırmak oldu.
Darbe ordudaki hiyerarşi ilkesi çiğnenerek yapılmıştı. Bu nedenle lideri yoktu. İktidara gelenler bir komite oluşturmak zorunda kaldılar. CHP lideri İnönü, 1950 seçimleri öncesi “Atatürk İlkeleri 'ni anayasadan çıkarma” ve çift meclisli (senato) TBMM vaatlerini, MBK'nın gözetimi ve denetiminde, Kurucular Meclisi aracılığıyla 61 Anayasası'nda gerçekleştirme imkânı buldu. “Kurucular Meclis'i” çoğunlukla CHP taraftarları ya da DP karşıtlarından oluşuyordu.
Hazırlatılan 61 Anayasası halkoyuna sunularak yüzde 64 oy oranıyla kabul edildi. CHP'nin 1950 seçimlerine giderken vaat ettiği gibi artık anayasada Atatürk İlkeleri yoktu. Atatürk İlkeleri, CHP-Ordu birlikteliği ile Anayasa'dan çıkartılmıştı. Atatürk İlkeleri, ancak ordunun kendini CHP etkisinden kurtardığı 12 Eylül döneminde yeniden Anayasa'ya girebilecekti.
82 Anayasası'nda on beşten fazla yerde doğrudan veya dolaylı Atatürk'e ve ilkelerine yer verilirken, hatta gençliğin Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda eğitilmesi anayasa hükmü haline getirilirken 61 Anayasası'nın bir tek dibacesinde “Atatürk Devrimleri” ibaresi bir cümle içinde geçiyordu. Başka hiçbir madde içinde Atatürk'e ismen bile bir atıf yapılmamıştı. Atatürk 61 Anayasası'ndan adeta kazınmıştı.
82 Anayasası'nın 81. maddesinde düzenlenen milletvekili andı ile 61 Anayasası'nın 77. maddesinde düzenlenen milletvekili andı arasındaki tek fark da yine “Atatürk İlkeleri”iydi. 82 Anayasası'nda “...Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma...” diye yemin edilirken, 61 Anayasası'nda değil Atatürk ilkeleri ve inkılapları üzerine yemin etmek Atatürk'e atıf bile yoktu. Oysa metnin geri kalan kısmı neredeyse kelimesi kelimesine aynıydı.
* Araştırmacı Yazar