'Ork'ların son kurbanı Burma'daki Müslümanlar

Görüntüleri izleyince zulmedenleri Yüzüklerin Efendisi'ndeki Orklara benzetiyorum. Maalesef Orklar sadece Burma'da yok. İşin asıl kötü tarafı Orklar her yerde mevzilenmiş durumdalar ve saldırmak için fırsat ve bahane kolluyorlar. Onlara fırsat vermeyelim.

Hakan Özden
'Ork'ların son kurbanı Burma'daki Müslümanlar

Ne yazayım? Ne yazacaksam kalemin ucunu sivriltmeden yazayım diyorum ama zor. Az önce internette bir görüntüye rastladım. İzlemeye başladım fakat sonunu getiremeden kapattım. İşlenen vahşeti, burada kelimelerle ifade etmek inanın çok daha zor. Görüntüdeki vahşilere, insan desek, eşref-i mahlûkat'a saygısızlık etmiş oluruz. Hayvan desek, hayvanları yermiş oluruz. Ben, böylesi vahşileri, Yüzüklerin Efendisi film ya da romanındaki 'Orklara' benzetiyorum. Ve maalesef Orklar sadece Burma'da yok. Ayrıca, meşhur ifadeyle, zalimin dini olmadığı gibi, bunların da dininin olduğuna inanmıyorum. Zira, hangi din olursa olsun, zulüm ve dini yan yana koyamazsınız. Fakat, işin asıl kötü tarafı Orklar her yerde mevzilenmiş durumdalar ve saldırmak için fırsat ve bahane kolluyorlar.

ORKLARIN VAHŞETİ

Orkların bu seferki durağı yine Burma oldu. Yine diyoruz çünkü bu, onların Burma'daki ilk marifetleri değil. 1942'de, 100.000 Müslüman'ın ölümüyle sonuçlanan Arakan katliamının sorumluları da onlardır. İnsan hakları kuruluşlarının vermiş olduğu raporlara göre, 1962-1984 yılları arasında 20.000 Arakan Müslüman'ı öldürüldü. Müslümanlar tüm haklarından mahrum edildi; tüm İslami eğitim kurumları, camiler kapatıldı. Hacca gitmek, kurban kesmek, toplu namaz kılmak ve diğer ibadetler yasaklandı. Keyfi tutuklamalar ve işkence uygulamaları yüzünden bir milyondan fazla Müslüman Burma'yı terk etmek zorundan kaldı. Orklar, vahşetin gizli kalması için ülkeye gazeteci ve hatta turist dahi kabul etmedi. 1978 yılının baharında, 200.000 Müslüman daha, Bangladeş'e göç etmek zorunda kaldı. Ocak 1992'de, Burma'da yaşayan Müslüman azınlığa mensup 700 kişinin, Bangladeş sınırı yakınlarında boğularak öldürüldüğü ortaya çıktı. 1994'de ise, 1000'den fazla Müslüman yargısız infaz yöntemiyle öldürüldü. Çok fakir olan Bangladeş ise, Burmalı mültecileri topraklarında ağırlamakta, yiyecek ve barınma konusunda yardım etmekte çok zorlanıyor. Yıllardır, bu kamplarda yaşamını sürdürmeye çalışan Kala'nın dilinden dökülen 'Bizi bütün acılarımızdan kurtaracak ölümü bekliyoruz' sözü sanki hepimizin tedris etmesi gereken cümleler olarak karşımızda duruyor. Durumu daha da trajik hala getiren durum ise, Bangladeş'in Haziran ayından itibaren ülkeye sığınmak isteyen mültecileri kabul etmek istememesi ve ülkede bulunan mültecileri geri göndermeye başlaması oldu.

Son katliam, 3 Haziran 2012'de başkent Akyab'da, 10 Müslüman'ın öldürülmesiyle başladı. Müslüman âlimleri taşıyan bir otobüs, Müslümanların neredeyse hiç bulunmadığı kasabada mola verdi. Otobüs mola verince, Orklardan bir grup alçakça bir bahaneyle kendilerine saldırdı. Yaklaşık 460 Ork, Müslüman âlim ve davetlilerin ellerini ve ayaklarını bağladıktan sonra yüzlerine ve kafalarına sopalarla vurarak öldürdüler. Bir Arakanlı aktivist, otobüs saldırısının bilinmeyen yönlerini şu şekilde anlatıyor: 'Cemaat kontrol noktasından geçtikten sonra, güpegündüz 15.30-16.00 sıralarında, [saldırgan] grup otobüsü durdurduğunda ilk önce otobüsün hostesi olan bir bayan karşılarına çıkıyor. Bu bayan Mongolodi denen, 'Moğol yüzlü', yani Tayland'daki ve Çin'deki insanlar gibi yuvarlak yüzlü, çekik gözlü bir bayan. Onların yerel dillerini de bildiğinden, dışarıda onun Müslüman olduğu anlaşılmayan biriydi. Otobüse saldırı amacıyla gelen gruba, bu hostes bayan saldırmamaları için, 'lütfen dokunmayın, bunlar tamamen suçsuz diyerek' oldukça dil dökmesine rağmen onu dinlemediler. Anladığım kadarıyla şoför oradan bir şekilde kaçtı. Grup, otobüsün içindekileri çok kötü bir biçimde ve insanlık dışı surette katletti. Otobüsün hostesi olan bayanı ise, en son Müslüman olduğunu anladıkları zaman tecavüz ediyor ve öldürüyorlar. Öldürdükleri insanların üzerine idrar ve içtikleri şaraplardan döktüklerini görenler var. Daha önce Müslümanları nerede görürsek öldürürüz diyerek provokasyon başlatmışlar ve onun ardından otobüse saldırıyorlar zaten...'

HER YERİ YAKIP YIKTILAR

Bu olay karşısında, hükümetin durumu her zaman ki gibi utanç verici oldu. Âlimleri öldüren Orklar serbest bırakıldı. 8 Haziran'da ordu, 10 Müslüman davetlinin öldürülmesini protesto etmek için herhangi bir gösteri ya da ayaklanma olur beklentisiyle, Müslüman çoğunluğun yaşadığı Mangdo'daki camileri sardı. Protestocularla çıkan çatışmalar sonucunda, hükümet sokağa çıkma yasağı koydu ve Müslüman mahalleleri polis tarafından sıkı ablukaya alındı. Müslüman çoğunluğun yaşadığı bölgelerde, hükümetin sokağa çıkma yasağını fırsat bilerek Müslümanların mahalleleri olduğu gibi ateşe verilmeye başlandı. Evler, içlerindeki kadınlarla, çocuklarla ve yaşlılarla birlikte ateşe verildi. Benim birazını izleyebildiğim görüntülerde insanları diri diri yakıyorlardı. Çığlıklar ve yakarışlar arasında diri diri yakılan insanları gördüm. Aman Ya Rabbi, Aman Ya Rabbi...

ÖZLEM

Bazen yeniden ve işte yeniden dünya devleti olduğumuzu düşlüyorum. Sayısız uçak gemileri olan, tüm denizlerin bizden sorulduğu ve biz olmadan dünya devletleri adına karar verilemediği bir dünya düşlüyorum. Dünyanın hangi bölgesinde sıkıntı olduğunda, güçlerimizin oraya gittiği ve sükûneti sağladı bir dünya. Adımız geçtiğinde tüm cihanın hürmetten titrediği bir dünyayı özlüyorum. Saygın, vakur ve erdemli olmak istiyorum.

Saygıyı ve sevgiyi kerhen değil, canı gönülden istiyorum.

* Gazeteci-Yazar