Yeni dönemde Mısır'ın dış politikası ve Türkiye

Mısır'da yeni bir dönem başladı. Bundan sonra Mısır dış politikasının ekseninin tek başına Batı olmayacağı açıktır. Musri'nin hafta sonu Türkiye'ye yaptığı ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da derinleşeceğini gösteriyor.

Ahmet Uysal
Yeni dönemde Mısır'ın dış politikası ve Türkiye

Arap Baharı ile Ortadoğu'nun en kritik ülkesi olan Mısır'da büyük bir değişim görülmektedir. Bu değişimin etkisi dünyada derinden hissedilecektir. Bu çerçevede Mısır Devrimi'nden sonra başkan seçilen Muhammed Mursi'nin Türkiye'ye yaptığı çalışma ziyareti ve AK Parti kongresinde konuşması çok anlamlıdır. Bu ziyaret göreve başlamasından yaklaşık üç ay sonra Mısır'ın yeni dönemdeki dış politikasının nasıl olacağını anlamak yararlı olacaktır.

19. yy'ın sonunda İngiliz işgaline uğrayan Mısır, bağımsızlığına ancak II. Dünya Savaşı'ndan sonra kavuşmuştur. Ancak bir darbe ile krallığı deviren Cemal Abdunnasır ve arkadaşları demokrasiye dayanmadıkları için fazla yol alamamıştır. Anti-sömürü söylemi ile Arap Dünyası'nı birleştirme projesi ve İsrail karşıtlığı ile bölgede ciddi bir destek buluyordu. Nasır'ın İhvan dahil içerdeki muhalefeti bastırıp diktatörlüğe yönelmesi ve Sovyet ekseninde hareket etmesi içerdeki gücünü azalttığı gibi dışardaki başarısını engellemiştir.

MISIR'IN BÖLGESİNDEKİ ÖZEL YERİ

Nasır'ın yerine geçen Enver Sedat ise Mısır'ın rotasını değiştirerek Batı kampına yerleştirdi. Mübarek de onun Amerikan yanlısı politikalarını sürdürdü. Selefleri ve Mübarek, demokrasi ve iyi yönetim getirmediği için Mısır geriledi ve bölgedeki etkinliği çok azaldı. Bölgedeki boşluğu İran ve Arabistan doldurmaya çalışıyordu. İran, Şii olduğu için Arabistan da maddi desteklerle ve Selefi hareketlerin yayılmasına yardımcı olarak bölgede etkili olmaya çalışıyordu. Ancak nüfuzları liderlik seviyesine yükselemedi ve yükselmesi de kolay değil. Son yıllarda bu boşluğu Türkiye doldurmaya çalışmaktadır ancak Türkiye'nin açılımı daha çok ekonomik ve biraz da kültürel alanla sınırlı kalmıştır.

Mısır'ın dış politika kozları ve bölgedeki ağırlığı oldukça fazladır. Mısır, Arap Dünyası'nın en kalabalık ve hacimli ülkesidir. Süveyş Kanalı ile Kuzey ve Güney'i bağlamakta ve coğrafi konumu ile Doğu ve Batı'yı birleştirmektedir. Petrolü kendisine yetmekte ve ihraç edebileceği doğal gazı bulunmaktadır. Ayrıca, ülkeyi daha kritik hale getiren İsrail'e komşu olmasıdır. Oldukça gerilemiş olsa da Ortadoğu'da ciddi bir entellektüel ağırlığa sahiptir. Ezher gibi İslam Dünyası'nda dini eğitim verildiği en köklü kuruluşu ev sahipliği yapması ve diğer İslam ülkelerinde de kolları olan İhvan-ı Müslimin gibi köklü bir cemaatin merkezi olması ciddi bir yumuşak güç imkanı vermektedir. Ancak, İhvan-ı Müslimin Hürriyet ve Adalet Partisi başa geçtikten sonra bunu avantaja çevirebilecek ve başarılı olması halinde bölge dengelerini ciddi etkileyecektir.

İhvan'ın temsilcisi Muhammed Mursi başa geçtikten sonra Mısır'ın eksenini fazla değiştirmeden yani Batı'ya cephe almadan daha bağımsız ve dengeli bir politika uygulayacağının işaretlerini vermiştir. Mursi ilk önce bölgenin önemli ülkesi Suudi Arabistan'a gitti çünkü Mısır ekonomisinin toparlanması için Arabistan'ın desteğine ihtiyacı açıktır. Daha sonra Çin'e gitti ve Bağlantısızlar Zirvesi için 1979'dan beri ilişkileri kopuk olan İran'a gitti. Aynı zamanda toplantıda İran'ın Esad'a destek vermesini eleştirerek, iç ve dış kamuoyunda ciddi takdir topladı. Batı'da bazı soru işaretleri oluşsa da ciddi bir eleştiri geldiği söylenemez. Ama halen herkesin bekleyip yeni Mısır yönetiminin nasıl bir dış politika benimseyeceği merakla izlenmektedir.

MISIR İRAN'I DENGELEYEBİLİR Mİ?

Mursi'nin bu çıkışları dış politikadan daha çok iç politika ile ilgiliydi çünkü zor bir seçimden sonra uygulayacağı ekonomik ve siyasi programların başarısı için kamuoyu desteğine ihtiyacı vardır. 1880'lerden beri Batı'nın sömürü ve müdahalelerinden bıkmış Mısır'ı daha bağımsız bir çizgiye çekmeye çalışması kamuoyundan ciddi destek bulmaktadır. Mısır'ın yeni bağımsız dış politikası daha çok İran'ın aleyhine olacaktır çünkü İran hem Esad rejimine desteği ile Arap kamuoyunun desteğini kaybetmekte hem de nükleer silah projeleri ve Körfez ülkelerinde Şiileri tahrik ettiği gerekçesiyle giderek daha olumsuz algılanmaktadır. Anti-İsrail ve anti-Batı sempatisi artık İhvanlı Mısır'a yönelecektir.

Bu hamleler ile Mısır'ın Türkiye'den rol çaldığı eleştirileri gelmektedir ama bu eleştiriler doğru değildir. Türkiye'nin dış poltika anlayışı ne Batıcı veya Batı karşıtı sayılır. Yine İran'ın Şii odaklı politikalarına karşı eskiden beri mezhepler-üstü bir politika izlemeye çalışmaktadır. Hatta örneğin Mübarek döneminde bile Filistin ve Hamas mücadelesinde kendisini tek bir tarafa angaje etmemiştir. Hamas'a daha yakın olsa da Türkiye Fetih'e daha yakın olan Mubarek Hükümetine arabuluculuk için fırsat vermiştir. Suriye konusunda Mısır'ın devreye girerek yeni çözüm arayışlarına ev sahipliği yapmasına Türkiye destek vermiştir çünkü Suriye sorununu Türkiye'nin tek başına çözmesi zordur. Dolayısıyla, tek başına hereket etmek yerine kendi anlayışına yakın Suriye ve Filistin politikalarından daha memnun olacaktır. Aslında uluslararası alanda gücünüz sizin anlayışınızı savunan geniş bir grubun olmasıyla bağlantılıdır ve Mısır'ın bu çıkışları Türkiye'ye de haklılık ve güç katmaktadır.

Bölgenin ve Mısır'ın en önemli sıkıntı kaynağı İsrail'dir. Mısır'ın şu anda İsrail ile mücadele edecek askeri ve ekonomik gücü yoktur. Yine de bölgede İsrail'in hoşlanmadığı bir durum gelişmektedir çünkü Hamas İhvan'ın Filistin uzantısıdır ve İhvanlı Mısır'ın Hamas'a yüz çevirmesi mümkün değildir. Yalnızca İhvan'la değil Mısır'daki herhangi bir demokratik yönetimle eskisi gibi kapalı kapılar ardında anlaşarak ya da tehdit ve şantajla sindiremeyecektir. İsrail, Mavi Marmara'dan sonra Türkiye ile ilişkilerin bozulması dolayısıyla Kıbrıs ve Yunanistan'a sarılarak etrafımızı çevirmeye çalışmaktadır. Mısır'ın İsrail yaklaşımının Türkiye'ye benzemesi Türkiye'ye de stratejik rahatlama getirecektir.

Abdunnasır döneminde Batı'dan zarar gören Mısır, Doğu kampına yönelmişti. Bugün Doğu'nun önemli iki gücü Rusya ve Çin ile iyi geçineceği anlaşılan Mısır, özellikle Suriye krizinde sınıfta kalan Doğu Kampı'na geçmeyeceği beklenmektedir. Bu açıdan bölgede işbirliğini artırması bu yüzden Türkiye ve Suudi Arabistan ile yakın ilişkiler kurmak isteyeceği açıktır. Hem Hürriyet ve Adalet Partisi kadrosu hem de Mursi'nin dış politika yardımcıları bu vizyonu hayata geçirmektedir.

İKİ ÜLKE İLİŞKİLERİ DERİNLEŞECEK

Devrim sonrasında Türkiye-Mısır ilişkileri ciddi gelişme potansiyeline sahiptir. Mübarek döneminin durağan ve çarpık vizyonlu bakışına karşılık, Türkiye kendisine daha yakın bir yönetim ile muhatap olmaya başlamıştır. Türkiye Mısır'ı Arap Dünyası'na ve Afrika'ya açılan bir kapı ve müttefik olarak değerlendirebilir. Ekonomik ilişkileri geliştirmek iki tarafın da yararına olacaktır. Özellikle Mısır Türkiye'den gelecek mali destek ve yatırımlara ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca, yeni yönetim ile iki ülke arasında ciddi sorun kalmamıştır. Mavi Marmara dolayısıyla İsrail ile ve Suriye yüzünden İran ve Irak ile sıkışan ilişkilere denge olarak Mısır ve Kuzey Afrika ile ilişkilerin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Muhammed Mursi'nin Türkiye ziyaretinde verdiği mesajlar, bu yönde büyük bir potansiyel bulunduğunu göstermektedir. İki ülkede halkları arasındaki tarihi bağlara dayanarak yönetimler çok daha yakın ve güçlü işbirliği için yola koyulmuşlardır. Bundan sonra karşılıklı güvene ve anlayışa dayalı olarak ilişkiler daha da gelişecek ve iki ülke için çok olumlu sonuçlar alınacaktır.

* Doç.Dr., Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi