Ankaragücü'nde Gerson Rodrigues ile Ante Kulusic yumruk yumruğa kavga etti
Spor
Ankaragücü'nde Gerson Rodrigues ile Ante Kulusic yumruk yumruğa kavga etti
Süper Lig'in 32. haftasında bugün Galatasaray ile karşılaşacak olan MKE Ankaragücü'nde kaptan Ante Kulusic'e saldıran Gerson Rodrigues, süresiz kadro dışı bırakıldı. MKE Ankaragücü Başkanı Fatih Mert, Süper Lig'in 32. haftasında bu akşam Galatasaray'ı ağırlayacakları maç öncesinde Ante Kulusic'le yaşadığı tartışma nedeniyle Gerson Rodrigues'in kadrodan çıkarıldığını açıkladı.
AA
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'dan UNESCO açıklaması: Ayasofya cami olunca 'dünya mirası' statüsünü neden kaybedecek?
Gündem
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'dan UNESCO açıklaması: Ayasofya cami olunca 'dünya mirası' statüsünü neden kaybedecek?
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, BBC ve TRT World'de Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesi kararını değerlendirdi. Asıl sorunun Ayasofya'nın neden 1934'te müzeye çevrildiği olduğunun altını çizen Kalın, "Cumhuriyet 1923'te kuruldu, Atatürk bile 11 sene bekledi. Bu konu tarihi bir perspektiften araştırılmalı" ifadelerini kullandı. Kalın ayroca UNESCO'nun Ayasofya ile ilgili açıklamasını da değerlendirerek, "UNESCO'nun açıklamasını da gördük. Anlaşılması güç olan, Ayasofya cami olarak kullanılmaya başladığında neden 'dünya mirası' statüsünü kaybedecek olması. Bu camilere karşı bir ayrımcılık mı? Eğer bu karar alınırsa UNESCO'nun kriterleri sorgulanabilir olacaktır" diye konuştu.
AA
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: Ayasofya'nın ibadete açılması, tarihi dünya mirası kimliğinden bir şey eksiltmez
Gündem
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: Ayasofya'nın ibadete açılması, tarihi dünya mirası kimliğinden bir şey eksiltmez
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, "Sosyal medyanın kapatılması diye bir plan yok ama düzenlenmesi gerektiği konusunda artık bir konsensüs oluştu" değerlendirmesinde bulundu. Ayasofya'yla ilgili tartışmalara ilişkin de açıklamada bulunan Kalın, "İbadete açılması, tarihi dünya mirası kimliğinden bir şey eksiltmez. Daha fazla insan orayı ziyaret edebilir" ifadelerini kullandı.
AA
Ölümü bekleyen padişah: Sultan İbrahim
Hayat
Ölümü bekleyen padişah: Sultan İbrahim
Osmanlı Devletinin on sekizinci padişahı olan Sultan İbrahim, Osmanlı hanedanını yok olma tehlikesinden kurtararak Osmanoğlu soyunu devam ettirmeyi başardı. Fakat bu onu deli olarak anılmaktan kurtaramadı. Ağabeyi II. Osman'ın yeniçeriler tarafından öldürülüşüne ve IV. Murat'ın kardeşlerini ortadan kaldırmasına bizzat şahit olan Sultan İbrahim, sürekli ölüm korkusu içerisinde yaşadığı için tahta dahi çıkmak istemedi. Kendisini ölümden koruyacağına inandığı samur kürkü de ne yazık ki sonunu getirdi. Peki, Sultan İbrahim kimidr? Gerçekten de deli miydi yoksa sadece sinirleri yıpranmış bir padişah mıydı?
Yeni Şafak
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın noktayı koydu: Meşru Trablus hükümetine desteğimiz devam edecek
Gündem
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın noktayı koydu: Meşru Trablus hükümetine desteğimiz devam edecek
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın, başta Libya ve Doğu Akdeniz olmak üzere bölgesel ve uluslararası gelişmeler, Türkiye'nin dış politika hamleleri ve atılan adımların yansımalarına ilişkin soruları yanıtladı. Türkiye'nin Libya'ya dışarıdan getirilen paralı askerlerin savaş arenası haline gelmesini asla arzu etmeyeceğini belirten Kalın, "Siyasi çözüm uygulanacaksa bu askeri çözümlerin bir kenara bırakılması mutlaka gerekiyor" dedi. Doğu Akdeniz'in doğal kaynaklarını herkesin adil paylaşım ilkesi çerçevesinde sahiplenmesi gerektiğini belirten ifade eden Kalın, "Akdenizdeki kaynakların adil şekilde bölüşmesi, paylaşması ve bu zenginlikten herkesin istifade etmesi gerekli. Bizi Antalya Körfezi'ne hapsetmeye çalışan girişimlere bigane kalamayız" şeklinde konuştu.

AA
Milan Juventus maçına Ibrahimovic ve Ronaldo damga vurdu
Spor
Milan Juventus maçına Ibrahimovic ve Ronaldo damga vurdu
İtalya Serie A'nın 31. haftasında oynanan Milan-Juventus karşılaşmasına Zlatan Ibrahimovic ve Cristiano Ronaldo damga vurdu. Milan'da Ibrahimovic'in penaltı kullanacağı esnada, Ronaldo'nun kaleci Szczesny'ye seslenmesi ve Ibra'nın attığı golden sonra Cristiano ile gülüşmesi maçın önüne geçti.
Yeni Şafak
Zlatan Ibrahimovic verdiği cevaplarla yine şaşırtmadı
Spor
Zlatan Ibrahimovic verdiği cevaplarla yine şaşırtmadı
İtalya Birinci Futbol Ligi (Serie A) takımlarından Milan'da forma giyen Zlatan İbrahimovic, kendine özgü açıklamalarını yapmaya devam ediyor. Daha önce sorulara karşı verdiği cevaplarla da gündeme gelen yıldız oyuncu, takıma sezon başında katılsaydı şampiyonluğa ulaşabileceklerini söyledi.
AA
Perde ve Mânâ
Perde ve Mânâ

İbrahim Kalın’ın üretme azmine hayranım. Türkiye’nin en yoğun mesai gerektiren politik pozisyonlarından birini yürütmesine rağmen hem düşünce hem de müzik alanında üretmeye devam ediyor.

Bunu, bir başka bağlamda Mahir Ünal ve Nabi Avcı ile de konuşmuştuk. Politikanın kalabalık dehlizleri içinde yapması gerekeni yaparken entelektüel ilgilerine devam edebilmek, dahası üretim ortaya koyabilmek epeyce meşakkatli bir mesele…

Bu dengeyi çözmüş görünen İbrahim Kalın’ın son kitabı son bir haftadır elimde. Perde ve Mânâ ismini taşıyan ve İnsan Yayınları etiketiyle okuru selâmlayan kitabın alt başlığı “akıl üzerine bir tahlil.”

Kitabın önsözündeki bir cümle aslında kitabın niçin yazıldığının da şifresi gibi: “Aklı mutlaklaştırmadan ve önemsizleştirmeden büyük varlık dairesi içinde ait olduğu yere oturtmayı amaçlıyor.”

İslâm dünyasının “akıl” olgusuna karşı geliştirdiği son derece sağlıklı yaklaşım, yüzyıllar ilerledikçe kimi sorunlarla malul hale gelmiş ne yazık ki. Aklın sınırlarını “dosdoğru” bir yöntemle çizen İslâm düşünürleri ve felsefecilerinin bu birikimi iki sapmayla karşı karşıya kalmış. Birincisi aklın sınırlarını ve imkânlarını çekebildiği kadar geriye çeken “savunmacı sapma.” İkincisi ise akıl ile dini aynılaştırmaya çalışan “uyumcu sapma.”

Denebilir ki İbrahim Kalın, Perde ve Mânâ’da bir çeşit mayın temizliği yapıp hem savunmacı hem de uyumcu sapmayı işaret ederek akıl olgusu için bir ufuk çizgisi, bir “sağlam yaklaşım” işaretlemesi yapıyor.

Örneğin Kalın’ın şu tespitleri bu mayın temizliğinin önemli operasyonlarından biri: “Müslümanların, çoğunlukla modern rasyonalizm ve Batı’ya yönelik aşağılık kompleksinin baskısı altında ‘İslâm’ın akıl ve mantık dini olduğunu’ söylerken kastettikleri şey, İslâm inancının beşerî akla indirgenebileceği değildir. Böyle bir iddia imanı, deneysel bir ifadeye veya mantıksal bir önermeye dönüştürmek anlamına gelir. İmanın, tanım gereği çıkarımsal aklın ötesine geçen bir boyuta sahip olması gerekir; aksi halde vahye ve peygamberlere gerek kalmazdı. Ancak çıkarımsal aklın ötesinde olmak, akla muhalif olmak anlamına gelmez. Bu daha ziyade, beşerî aklın bilişsel kabiliyetini aşan akıl-üstü olmak anlamına gelir.”

“Her şeyin akla uygun olması düpedüz çılgınlıktır” cümlesinde aklın beşerî akıl, çıkarımsal akıl olduğu su götürmez. Fakat bu su götürmezlik “akletmenin” önünde bir engel teşkil etmeye başladığında da “savunmacı sapma”ya uğrar ve bu bizi “âlât ilmine” bile karşı çıkma yobazlığına ulaştırır. Korkunç bir sıkışma yaşadığımız yer burasıdır.

Bugün, İslâm medeniyetinin durduğu, İslâm bilim üretiminin sona erdiği gibi tezler öne sürerek “medeniyet-bilim” üretimini bir çeşit müzeye indirgeyen anlayış, bu savunmacı anlayıştır. Söz gelimi Aziz Sancar’ın, Selçuk Bayraktar’ın, Gülzar Haydar’ın, Ömer Türker’in, Seyyid Hüseyin Nasr’ın üretmeye devam ettiği bilim, kültür ve teknolojiyi “İslâm aklının doğal üretimleri” olarak kodlamak yerine “rastlantısal” ve “İslâm’dan ayrı” olarak ele almak içine düştüğümüz bir çıkışsızlıktır. Bu üretimleri desteklemenin önüne de engeldir. “Üretemiyoruz azizim, üretemiyoruz” sızlanması yerine “üretimi desteklememiz gerekir” cümlesine ilerlemek lazım gelir. Dahası “İslâm düşüncesi” kavramına bile “İslâm bir düşünce biçimi değildir” aptallığıyla karşı çıkan adamların kanaat önderi sayılması tehlikesi az tehlike değildir.

Dolayısıyla İbrahim Kalın’ın Perde ve Mânâ’da ortaya koyduğu “sağlam yaklaşım” bu bakımdan çok kıymetlidir. Akla tapınan ya da aklı yok sayan, böyle yaparak da ifrat ve tefrit çukurlarından birini doldurmaktan başkaca işe yaramayan yaklaşımları “yok hükmünde” kabul edip bu sağlam yaklaşıma ilerlemek “çıkışın nerede olduğuna” dair bir yol da gösterecektir bize.

Kalın, tam da şöyle işaretliyor bu yolu: “Bu nedenle, insan olmanın anlamını geri kazanmak için insanın ‘düşünen bir varlık’ (hayvan-ı nâtık), yani gören, duyan, dinleyen, karşılaşan, cevap veren, tepki gösteren, tefekkür eden, seven, koruyan, beşerî aklın diğer eylemlerini yerine getiren ve parçası olduğu büyük gerçeklik vizyonunu asla kaybetmeyen bir varlık olarak yeni bir akıl kavramına ihtiyacı vardır. Böyle bir geri kazanım elbette mümkündür ancak bunun için bugün kullandığımız temel kavram ve değerlerin yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.”

Bu arada bu meseleyi derinleştirecek ve meseleyi öncesiyle de ele alan bir eserin haberini vermiş olayım. Ketebe Yayınları’ndan yayımlanacak Ömer Türker imzalı “İslâm Düşünce Gelenekleri” kitabını da bu sütunlarda değerlendiririz nasipse.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.