Hayat Adanmışlık başarıya götürür

Adanmışlık başarıya götürür

Önemli başarılara imza atan iş insanı Bülent Yar, Mevlana’nın “Kader gayrete aşıktır derler, çektiğin zahmetler gün gelir rahmete dönüşür” sözünün iş hayatıyla ilgili tecrübelerini yansıttığını dile getiriyor. Yar, “Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz der atalarımız. Adanmışlık olması lazım, onu da ortaya tutku çıkarır. Adanmışlık başarıya götürür. Dolayısıyla gençlerin hangi alanda ne iş yaparlarsa kendilerini iyi hissedeceklerine odaklanmaları lazım.” diyor.

Hatice Saka Yeni Şafak
İş insanı Bülent Yar
İş insanı Bülent Yar

Reklam ve pazarlama dünyasının önemli başarılara imza atan ismi Bülent Yar, ‘Kader Gayrete Aşıktır’ adlı kitabıyla 25 yıllık tecrübesini paylaştı. Gençlere konfor alanından çıkıp, risk almaları gerektiğini öğütleyen Yar, yeni dünya düzeninde beklentilerin üstüne çıkanların başarıya ulaşacağının altını çiziyor.Biz de Bülent Yar ile hem kitabını hem de iş dünyasında başarıya giden yolları konuştuk.

“Kader Gayrete Aşıktır” kitabı ismiyle müsemma bir çalışma. Sıradan başarıya gitme yöntemleri yok. Bunu nasıl sağladınız?

Türkiye’de internette başarı kelimesi 12 bin kez aranmış, bunun sekiz bini başarı duası. Oysa ki Kuran-ı Kerim, kaderinizi gayretinize bağlı kıldık diyor. İnsanlar başarılı olmak için kendilerini geliştirmeleri gerektiğini unutmalılar. Ben de Mevlana’nın, “Kader gayrete aşıktır derler, çektiğin zahmetler gün gelir rahmete dönüşür” sözünü okuyunca işte benim anlatmak istediğim her şeyin özü bu sözde dedim. Benmerkezci, klasik kişisel gelişim söylemlerinden özellikle kaçındım. Bu yüzden bu kitapta başarıya giden 50 yol gibi altı boş ve temeli olmayan anlatımlar yok.

Peki 25 yıllık birikiminizi paylaşmaya sizi ne teşvik etti?

Deneyiminiz artıkça insanların sizin görüşünüzü alma ihtiyaçları da artıyor. Gerek şirkette birlikte çalıştığım, gerek sosyal çevremdeki insanlara tavsiyeler de bulunup destek oluyordum. Bu tavsiyelerimin işe yaradığını görmek beni mutlu ediyordu. Bir de iş dünyasında kişisel gelişime dair eğitim veren çok uluslu ve güçlü şirketlerden aldığımı eğitimlerim vardı. Bu şirketlerden aldığım eğitimlerden ve kendi gözlemlerimden harmanladığım bayağı bir birikimim olduğunu fark ettim. Ben de kader anı ve karar anı dediği anlarında insanların ‘hangi alanı seçmeliyim’, ‘ne yapmalıyım’ ya da bir yerde çalışıyor ise ‘daha fazlasını başarmak için neler yapabilirim’şeklindeki sorularına cevap vermek istedim. Bu doğrultuda birikimlerimi paylaşmam gerektiğini düşündüm ve kitabı yazmaya karar verdim.

Son teknolojik gelişmeler ve yeni dünya düzeni neler getirdi?

Aslında teknolojinin hayatımıza hızla girdiği yıllardan başlayıp, bugüne kadar baktığımızda bilgiye ulaşmanın çok daha demokratik hale geldiğini görüyoruz. Bugün Türkiye’nin çok küçük bir mezrasında yaşayan bir insan bile bilgiye ulaşabiliyor ve bu tüm hayat biçimimizi değiştiriyor. Bu da üretim biçimlerini yeniden gözden geçirmeyi gerektiriyor. Teknolojik gelişmelerin insanların hayatı zenginleştiren ve farklılaştıran bir etkisi var. Bu da yeni ürün ve hizmetleri zorunlu kılıyor.

TRAVMALARI BAŞARIYI GETİRMİŞ

Doğal olarak iş dünyasında bundan etkileniyor değil mi?

Elbette etkileniyor. Ancak bu bize yenilikler sağlıyor. Çalışan profillerini beşli bir skalada düşünün; birincisi beklentileri karşılayamayan, ikincisi arada sırada karşılayan, üçüncüsü beklentileri karşılayabilen, dördüncüsü arada sırada beklentinin üstüne çıkan, beşincisi ise her zaman beklentinin üstüne çıkan profiller var. Eski dünyaya baktığımızda çalışan bekleneni veriyor ise çok başarılı bulunurdu. Ancak yeni dünyada beklentileri karşılamak yeterli değil. Beklentilerin hep üzerine çıkmanız gerekiyor. Bir de üstüne dijital transformasyon ile beraber bilgiye erişim bu kadar kolaylaşmışken, üniversitede aldığınız eğitimlerin üstüne bir şey koymak zorundasınız.

Bu noktada gençler nasıl başarıya ulaşabilir ?

En çok beğendikleri, hayranlık duydukları insanların biyografisini okusunlar ve örnek alsınlar. Tüm başarılı insanların geçmişlerinde kan, ter ve gözyaşı göreceklerdir.

İlk olarak nereden başlasınlar?

Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz der atalarımız. Adanmışlık olması lazım, onu da tutku ortaya çıkarır. Dolayısıyla hangi alanda kendilerini iyi hissettiklerine odaklanmalılar. Bunun içinde denemeleri gerekiyor. Sadece kafalarında yaratıklarıyla değil, stajlarla ya da başka yollarla deneyimlesinler. Gerçekten hangi alanda kalplerinin çarptığını öğrenirlerse adanmışlık gelir. Ardından da bıkmadan, saatlerce çalışmaları gerekiyor. Zaten birçok kuramcıya göre yetenek diye bir şey yoktur ve yetenek çalıştıkça ortaya çıkan bir şeydir. Konfor alanını yani annenin, babanın ve çevrenin sunduğu imkanlarla oluşan düzeni kırsınlar ve risk alsınlar. Konfordan çıkarsan öğrenme alanına geçebilirsin. ‘Okulu bitirince bakarız’ demesinler.

TUTKUSUNU FARK EDEN ÖNE ÇIKAR

Ama iş bulmak kolay değil.

Evet iş bulma güçlüğü var. Bu noktada karamsar olmasınlar. Kamçısını bulup, tutkusunu fark eden ve adanmışlıkla üzerine giden herkes için başarı kaçınılmaz diye düşünüyorum.

Bir de başarı hikayelerinde neden hep yabancı isimlere yer verdiniz ?

Anlattığım hikayelere uygun geçmişi ve başarı hikayesi olan kişileri taradığımda bu isimler karşıma çıktı. Seçtiğim isimlerin hepsinin hikayelerinde karanlık bir taraf, travmalar ve asla pes etmediklerine dair çok güçlü motivasyonlar var. Çok büyük travmalara rağmen başarabilmiş olmaları beni gerçekten etkiledi.

Türkler’de benzeri bir hikaye yok mu?

Topraklarımızda “Kol kırılır yen içinde kalır”sözü içimizde yer etmiş. Aile ortamında bile “aman duymasınlar, aman bilmesinler” mantığı geçerli. Sadece kötü olaylarda değil başarılarımızda da nazar değmesin diye paylaşmazlar. Bir de başarılı olmuş Türkler’in kendi travmalarına ve başarısızlık anlarına dair açık olmadıklarını düşünüyorum.

Televizyon programınızda da başarı hikayelerine yer veriyorsunuz. Orada da mı aynı durum geçerli?

Evet. Bu markayı nasıl yarattınız diye sorduğumda sadece başarısını anlatıyor. Bireyin kendisi, kişisel hikayesi ve zorlukları ortada yok. Mesela şunu anlatabilse; varlıklı bir ailede doğdum ama babam çok küçük yaşımdan beri beni iş hayatına sürükledi, oyun bile oynayamadım, ilerde anladım ki çocukluğumda yaşadığım travmalar beni buraya taşıdı diyebilsin. Bunları paylaşabilen insanlarımızın sayısının artmasını dilerim.

Elimizden gelenin fazlasını yapalım

İş hayatınız boyunca büyük kırılmalar yaşadınız mı? Bu zor dönemleri nasıl atlattınız?

En büyük müşterimi kaybettiğimde bir yakınımı kaybetmiş gibi üzülmüştüm. Yıllarca hizmet vermiştim, eve rakip marka almamıştım, o şirkete gitmek için her gün kilometrelerce yol yapmıştım. Bir talihsizlik oldu ve müşterimi kaybettim. Hayatımda unutmadığım anlardan biriydi. Bunu kabullenmem zor olmuştu. İlerleyen zamanlarda bu olayın bana ne öğrettiğiyle yüzleştim. Oradan nasıl çıkabildiğime gelince; bana inanan, güvenen ve yanımda olan insanlarla çıktım. Elimden gelenin fazlasını yapıp yapmadığıma ve ne öğrendiğime odaklandım.

İş insanı Bülent Yar ve Hatice Saka'nın sorularını cevapladı.

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: İstanbul depremi için ulusal seferberlik şart
HAYAT
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: İstanbul depremi için ulusal seferberlik şart

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.