Hayat Ebussuud tefsirinin ilmi kriterli ilk neşri

Ebussuud tefsirinin ilmi kriterli ilk neşri

Bundan beş yüz yıl önce Osmanlı döneminin en önemli alimlerinden Ebussuud Efendi tarafından hazırlanan tefsirin orijinali gözetilerek ilk kez ilmi kriterle Diyanet tarafından hazırlandı. İki yıl süren çalışmanın başında olan Doç.Dr. Taha Boyalık, “Bu çalışma Ebussuud Tefsiri’nin ilmi kriterleri karşılayan ilk neşri diyebiliriz. Ebussuud Tefsiri talep gören meşhur bir tefsir olduğu için çoğu ticari saiklerle olmak üzere birçok neşri yapılmış ancak ilmi kriterler göz ardı edilmiş” diyor.

Abone Ol Google News
Ayşe Olgun Yeni Şafak
Ebussuud tefsirinin ilmi kriterli ilk neşri
Arşiv

Arap Edebiyatının şahaserleri arasında sayılan Ebussuud tefsiri Diyanet tarafından iki yıllık titiz bir çalışmanın sonucunda yayımlandı. “İrşâdü’l-Akli’s-Selîm ilâ Mezâya’l-Kitâbi’l-Kerîm” adlı dokuz ciltlik eser orijinali üzerinden hazırlandı. Beş yüz yıllık tefsir ilk kez hazırlandığı dönemden bugüne İslam dünyasında büyük ilgi görüyor. İslam ilim dünyasının en önemli eseri sayılan bu çalışma 500 yıldır aynı zamanda diliyle de edebiyat şahaseri kabul ediliyor. İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi hocalarından Doç. Dr. Taha Boyalık başkanlığında yürütülen çalışmaya Ahmet Aytep, Ziyaüddin El Kaliş ve Muhammed İmed El Nabulsi destek verdi. Neşirde ilk defa müellif nüshası ve müelliften mukabele görmüş nüshalar kullanıldı, müellifin açıklama amaçlı notları, yansıttığı harekeler ve her türlü hâmiş notu kayıt altına alındı ve gerektiğinde irap çözümlemeleri yapıldı. Neşrin Doç. Dr. M. Taha Boyalık’ın kaleme aldığı inceleme (dirase) cildinde müellifin hayatı ve tefsiri ayrıntılı olarak ele alındı. Bu önemli çalışma hakkında Doç.Dr. Taha Boyalık sorularımızı cevaplandırdı.

Doç.Dr. Taha Boyalık
Doç.Dr. Taha Boyalık

Ebussuud Efendi ve onun yazdığı eserlerin önemi nedir? Sizden bu konuda öncelikle kısaca bilgi almak isteriz?

Ebussuud Efendi Osmanlı ilim geleneğinin en parlak şahsiyetlerinden biri. “Hünkar şeyhi” olarak şöhret bulan büyük âlim ve mürşid Muhyiddin Muhammed’in -Şeyh Yavsî olarak da bilinir- oğlu olarak II. Bayezid döneminde dünyaya gelmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminde müderrislik kariyerine başlamış, Kânûnî Sultan Süleyman döneminde müderrislik görevlerinin ardından altı ay Bursa kadılığı, dört yıl İstanbul kadılığı ve sekiz yıl Rumeli Kazaskerliği yapmıştır. Kazaskerlik görevi sırasında Kânûnî Sultan Süleyman’ın itimadını kazanmış ve onun döneminde başladığı şeyhülislamlık vazifesini II. Selim döneminin sonlarındaki vefatına kadar yaklaşık otuz yıl sürdürmüştür. Bu yoğun idari görevlerinin yanı sıra eser telifini de aksatmayarak elliyi aşkın eser kaleme almıştır. En bilinen eseri İrşâdü’l-akli’s-selîm ilâ mezâye’l-Kitâbil’l-kerîm adlı tefsiridir. Ebussuud Efendi özellikle dil ilimleri, tefsir ve fıkıh alanlarında zirveye ulaşmıştır. Birçok biyografi yazarı ve âlimin şahitliğine göre bu alanlarda döneminin en büyük otoritesi kabul edilmiştir.

İKİ YILLIK BİR ÇALIŞMA

Bu önemli tefsiri iki yıllık bir çalışmayla yeniden hazırladınız. Bu çalışmayı yaparken nasıl bir metot izlediniz?

Ebussuud tefsirinin bu tahkikli neşrinde TDV İslam Araştırmaları Merkezi’nin (İSAM) belirlediği tahkik esasları uygulandı. En nitelikli yazma nüshalar belirlenerek tefsir müellifin kaleminden çıktığı orijinal haliyle ortaya konuldu. Müellifin bütün kayıtları ve notları da aktarıldı. İlmî bir tahkikli neşirde olması gereken bütün kriterlerin en iyi şekilde sağlanması yönünde azami gayret sarf edildi.

Bu çalışmanın şimdiye kadar yapılmış diğer çalışmalardan farkı tam olarak nedir?

  • Bu çalışma Ebussuud Tefsiri’nin ilmi kriterleri karşılayan ilk neşri diyebiliriz. Ebussuud Tefsiri talep gören meşhur bir tefsir olduğu için çoğu ticari saiklerle olmak üzere birçok neşri yapılmış. Fakat tahkikli neşir görünümündeki baskılarda bile nitelikli yazma nüshalar kullanılmamış ve ilmi kriterlere riayet edilmemiş. Yanlış yazımlar, gramer hataları hatta bazen uzun cümle düşüklüklerine varıncaya kadar eksiklikler görülebiliyor. Bizim hazırladığımız neşirde, başta müellif nüshası olmak üzere en nitelikli nüshalar kullanıldı, yazarın bütün kayıtları ve harekeleri korundu, açıklama amaçlı bini aşkın notlarının tamamı dipnot olarak verildi, hadisler, rivayetler, şiirler, kıraatler tahriç edilerek ana kaynaklarından gösterildi, sahih ve şâz kıraatler ayrıştırıldı, bilinmeyen kelimeler, deyimler, şahıs, yer ve kabile isimleri açıklandı, gerekli yerlerde cümle yapısı (irab) çözümlemesi yapıldı, kapsamlı indeksler hazırlandı ve inceleme kısmında müellifin biyografisi ve tefsirin kaynakları, muhtevası ve yöntemi hakkında ayrıntılı bilgiler verildi. Biyografi yazılırken temel biyografi kaynaklarının yanı sıra arşiv kayıtları, vakfiyeler ve icazetnameler gibi önemli belgeler de kullanıldı. Önceki neşirler tüm bu özelliklerden birkaçını bile karşılamaktan uzak maalesef.

EDEBİ OLARAK ZİRVE BİR ESER

Ebussuud Efendi’nin yazdığı bu tefsir hem kendi döneminde hem de daha sonraki dönemlerde büyük ilgi görmüş. Bu tefsirin öne çıkması ve yüzyıllarca ilgi görmesinin sebebi nedir?

Bunun başlıca sebebi bu tefsirin dilbilimsel ve edebi tefsir geleneğinin zirvesinde yer almasıdır. Ebussuud Efendi bu tefsiriyle Arap olsun Acem olsun bütün ulemaya otoritesini kabul ettirmiştir. Daha önce Zemahşerî’nin el-Keşşâf’ı ile Beyzâvî’nin Envârü’t-tenzîl’i de benzer bir yöntem ve muhteva ile yazılsa da Ebussuud Efendi özellikle dilbilim ve belagat konularında bu iki kaynağını aşarak onların eksiklerini tamamlamıştır. Cümle yapısı analizleri ve edebî anlam inceliklerinin tespiti konusunda eşsiz katkıları vardır. Tefsirin veciz bir dille ve Arap dilinin üslup özelliklerini en iyi şekilde yansıtacak tarzda yazılması da hayranlık uyandırmıştır. Daha yazıldığı günden itibaren büyük teveccüh görmüş, hızla çoğaltılarak İslam âleminin ilim merkezlerine ulaştırılmış ve ilmî bir kaynak olmanın yanı sıra tedris metni olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Sonraki süreçte üzerine şerhler de yazılmıştır.

Tefsirin pek çok nüshasında düzenlemeler yapılmıs ancak bu eserler karşılaştırılarak ilmi neşri bugüne kadar yapılmamış.
Tefsirin pek çok nüshasında düzenlemeler yapılmıs ancak bu eserler karşılaştırılarak ilmi neşri bugüne kadar yapılmamış.

TÜRKÇE TERCÜME TALEPLERİ VAR

Tefsir Arapça hazırlanmış. Beş asırlık tefsirin Türkçeye çevrilmesi de çok yakın zamanda yapıldı. Bu hususta da sizin hazırladığınız nüsha üzerinde de böyle bir çalışması olacak mı?

Buna ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz. Bu yeni neşrin tefsirin orijinal halini temsil eden yegâne neşir olması ve önceki tercümenin önemli bazı kusurlar içermesi yeni bir tercümenin yapılması gerektiğini gösteriyor. Şu an için bu konuda bir proje hazırlanmış değil. Fakat bu konudaki talepler önümüzdeki dönemlerde yeni bir tercüme projesini gündeme getirebilir.

SIRADA MOLLA FENARİ’NİN ESERLERİNİN NEŞRİ VAR

Bu çalışmanın bir özelliği de bu topraklarda yapılmış çalışmaların yeniden gün yüzüne çıkarılması. Bu hususta son yıllarda ciddi çalışmalar yapılıyor. Bu hususta neler söylersiniz?

  • Bu konuda gerçekten heyecan verici gelişmeler yaşanıyor. TDV İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu gibi güçlü kurumsal kimliğe sahip müesseselerin bu topraklarda ortaya konulmuş ilim-irfan mirasına sahip çıkarak bunları ilmî esaslara uygun şekilde okurla buluşturmaları son derece önemli. Bu tür temel çalışmaların çoğalmasıyla birlikte ihmal edilmiş olan Anadolu ilim mirası daha fazla gündem olacak ve İslam bilim tarihini ve bilim tarihi yazımlarını gözden geçirmeyi gerektirebilecek nitelikli ilmî çalışmalar kolaylıkla yapılabilecektir. Sadece neşirler yapılmış olmuyor aynı zamanda bu eserler gündeme getirilerek genç araştırmacıların ilgisine sunuluyor. Yine bu çerçevede heyecan uyandırıcı bir haberi paylaşmak gerekirse, İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) Osmanlı’nın ilk şeyhülislamı olarak bilinen büyük âlim Molla Fenârî’nin bütün eserlerini bir külliyat halinde neşretmek üzere bir proje yürütmekte. Bu kapsamda kısa sürede Molla Fenârî’nin ciltler dolusu eseri -on beş cildi bulabilir- ilmî kriterlere uygun şekilde ilim camiasının istifadesine sunulacak. Bunlar ilim mirasının tahsili, tahlili ve bugün için yeni terkiplere ulaşma konusunda atılması gereken öncü adımlardır ve çok şükür ki bu konuda gerek müesseseler gerekse yetişmiş ilim adamları bakımından geçmişe göre oldukça iyi bir konumdayız. Türkiye’de yerli bir müessesenin Türkiyeli ilim adamlarıyla Ebussuud Tefsiri’nin bütün İslam âleminde takdirle karşılanacak bir tahkikli neşrini yapması Türkiye’nin İslam alemindeki vizyonu açısından da son derece önemlidir. Molla Fenârî’nin bahsettiğim külliyatı ve bu türden yapılacak diğer çalışmalar için de aynı durum geçerli. Bunlar ilmî çalışmalar olmanın yanı sıra bu toprakların çocuklarının ilgi, alaka, irade, vizyon ve beklentilerine dair de birer gösterge ve ilim-irfan geleneğimizle günümüz arasında kurulacak düşünce köprülerinin müjdecileri.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.