Hayat Ekolojik camigeleneğin parçası

Ekolojik cami geleneğin parçası

İngiltere’de geçtiğimiz hafta Avrupa’nın ilk ekolojik camisi açıldı. Peki ekolojik cami İslam gelenekleri içinde nasıl bir yere sahip? Mimar Celaleddin Çelik, endüstiri devriminden önce inşa edilen tüm tarihi camilerimizin zaten ekolojik olduğunu hatırlatıyor. Mimar Zeynep Şanlı Iqbal ise, “Geleneksel İslam mimarisinde bu yaklaşımın yeni bir şey olmadığını da dile getirmek gerekir” diyor.

Merve Akbaş Yeni Şafak
 İngiltere’nin önemli mimarlık ofislerinden biri olan Marks Barfield’in tasarladığı bu caminin ‘ekolojik’ olması tabi ki bir çok soruyu da beraberinde getirdi.
İngiltere’nin önemli mimarlık ofislerinden biri olan Marks Barfield’in tasarladığı bu caminin ‘ekolojik’ olması tabi ki bir çok soruyu da beraberinde getirdi.

Geçtiğimiz haftalar İngiltere’nin ilk ekolojik camisi ibadete açıldı. Bölgedeki cemaatin sözcüsü Dr. Abdal Hakim Murad “Aslında Cambridge’de böyle bir cami ihtiyacı uzun süredir vardı, bu geç kalınmış bir proje” sözleriyle anlatıyor konuyu. “Cambridge küresel bir şehir ancak böyle multi-kültürel bir alan oluşturabilmek için geç bile kaldık” diye de ekliyor. Cami, Marks Barfield Architects tarafından tasarlandı. İngiltere’nin önemli mimarlık ofislerinden biri olan Marks Barfield’in tasarladığı bu caminin ‘ekolojik’ olması tabi ki bir çok soruyu da beraberinde getirdi.

Mimar Celaleddin Çelik

SEMBOLİK ANLAMDA ÖRNEK OLMALI

Bilindiği üzere çevre ahlakı İslam dini için önemli bir husus. “Yeryüzü size mescit kılındı” ayetini sıklıkla hatırlayarak bize mescid kılınan yeryüzünü her zaman evimiz gibi temiz tutmaya bir Müslüman olarak dikkat etmemiz gerekiyor. Yine inşa edeceğimiz evlerin, okulların ve mescidlerin çevreye zarar vermeden doğayla dost yapılar olması da sorumluluklarımızdan birisi. Yani İslam dini için ekolojik düşünme ve ekolojik mimari zaten bir gereklilik. Geleneksel mimarinin zaten ekolojik olduğuna dikkat çeken mimar Celâleddin Çelik projelerini de bu hassasiyetle şekillendiren isimlerden biri. Bugün Türkiye’de cami mimarisinin yapı teknolojisi ve niteliği açısından diğer yapılarımızdan kategorik olarak ayılmadığına dikkat çeken Çelik, “Etrafımızdaki yapıları inşa ettiğimiz malzemelerle ve tekniklerle inşa ediliyorlar. Bu açıdan özel, geri kalan yapılardan ayrışan bir durumları olduğunu söyleyemeyiz. Ülke içinde özenli bir projelendirme ve inşaat sürecine muhatap olan cami sayısı zaten toplamın içinde çok küçük bir yüzde işgal ediyor. Bu sebeple düşük bütçeli, hassasiyetle projelendirilmeyen camilerde bu kaygıyı aramak boşuna olacaktır” diyor

Çelik, endüstri devrimi öncesindeki yapıların tümünün zaten ekolojik olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Ekolojik mimari aslında bu devrin kendi problemi, kendi yarattığı soruna çözüm arayışı. Geleneksel dönemde böyle bir sorun yok, elimizdeki örnekler bu açıdan günümüzün problemine doğrudan bir çözüm öneriyor demek zor. Bugün ekonomik yapılar yapmamız gerekiyor, iş gücü düşük, malzeme kullanımı optimum, ekonomik ömrü dengeli vs. Yeni bir durum var ortada, denklemi oluşturan girdiler değişiyor. Değişmeyen sabiteleri bulmaya çalışmak bir tavır olabilir, tabiata nasıl yaklaşılacağına, bir şeyi yaparken başka şeyi bozmamaya, insana, diğer canlılara, tabiata nasıl kıymet verileceğine dair derslerle dolu elimizdeki örnekler. Bunlara odaklanılabilir.”

EKOLOJİK CAMİNİN SEMBOLİK ANLAMI VAR

Çelik’e göre bir caminin ekolojik mimariden beslenmesinin sembolik anlamı var. Çelik şunları söylüyor: “Tüm bu yapıp ettiklerimiz arasında camiler sanırım çevreyi kirletme, kaynakları israf etme ve karbon ayak izi bırakma açısından çok masum seviyelerde kalan, ihmal edilebilecek kadar küçük yapılardır. Dünya, endüstri tesisleri, yönetilemeyen atıklar, canlılığı tehdit eden kimyasallar, bitmek tükenmek bilmeyen inşaatlar ve geri dönüşümsüz atıklar, biyolojik dengeyi alt üst eden düzenlemelerle tehdit altında. Bu tabloda camilerin yeri ne kadar olabilir? Ancak sembolik anlamda bir misyon taşımak, örnek olmak açısından değerlendirilirse camilerin elbette bu enerji israfına ortak olmaması gerekir. Ekolojik kaygı güden ibadet yapılarını suçundan arınan canavarlar olarak görmek abartmak olur, onları daha çok böyle canavarlara örnek olan, yol gösteren numuneler gibi değerlendiriyorum.”

İSLAM MİMARİSİNDE YENİ BİR YAKLAŞIM DEĞİL

Daha önce Cambridge Camii üzerine bir makale kaleme alan mimar Zeynep Şanlı Iqbal de öncelikle bu caminin İngiltere’de inşa edildiğini göz önünde bulundurmamız gerektiğine dikkat çekiyor. Caminin yaşadığı ülkede azınlık konumunda olan bir topluma hizmet ettiğini hatırlatan Iqbal, “camii, İngiliz Müslümanlarının gururla sahiplendikleri temiz ve ferah bir ibadet alanı taleplerini karşılarken, çağdaş bir mimari dil sunuyor” diyor.

GELENEK HATIRLATILIYOR

Iqbal’in hatırlattığı çok önemli bir husus daha var. O da şu: “Caminin mimarisini ekolojik bir düzlemde düşünmek olumlu bir yaklaşım olmakla birlikte, geleneksel İslam mimarisinde bu yaklaşımın yeni bir şey olmadığını da dile getirmek gerekir.” Iqbal bunu şöyle açıklıyor: “Tarihi camiler ekolojik bir yaklaşımdan ilham ile inşa edilmiştir. Yazın güneşin ısısını ya da kışın soğuğu dengeleyecek ve depolayacak yapı malzemelerinin kullanımı ya da bir soğutma yöntemi olarak suyun tasarıma entegre edilmesi ve rüzgarın yönünden maksimum fayda sağlayacak doğal yöntemler üretilmesi buna örnek gösterilebilir. Örneğin kerpiçten inşa edilmiş Cenne Büyük Camii, Kahire’de doğal bir havalandırma yöntemi olarak ilk rüzgar yakalayıcı örneklerinden birini barındıran Salih Tala’i Camii ilk aklıma gelen örnekler. Kahire’de ve başka İslam şehirlerinde, gölgelik, hava şartlarından korunma, doğal havalandırma ve tabii mahremiyeti muhafaza etmek adına sıkça kullanılmış olan maşrabiyeler ve Malezya’da üç katmanlı saçaklarıyla doğal bir havalandırma ve aydınlatma sistemi sunan geleneksel camiler bu ekolojik yaklaşıma Islam mimarisinden verilebilecek örneklerdir. İstanbul’da küfeki taşının, Mali’de kerpiçin, Lahor’da tuğlanın kullanımı gibi örnekler bu hassasiyeti yansıtmaktadır. Bu sebeple Cambridge camisini, bu ekolojik mimari geleneklerinin günümüz teknikleriyle İngiliz Müslümanlara hatırlatılması olarak görüyorum.”

Bir şeyler yapmamız gerekiyor

Çelik’e göre gezegen elimizden gitmeden önce bir şeyler yapmamız gerektiği çok açık. Çelik şunları söylüyor: “Gezegenin elimizden gitmekte olduğunu biliyoruz. Uzun vadeli bir süreç olduğu için görmezden gelmesi kolay oluyor. Bu konuda bir şeyler yapmak, bu gidişi olumlu yönde etkilemek zorunda olduğumuz açık. Dünyayı kirletmekte, kaynakları israf etmekte ve gezegene geri dönülemeyecek zararlar vermekte öncü olan insanoğlu, suçunu hafifletecek, yaptıklarını meşrulaştıracak ve bir şekilde yoluna devam etmesine imkân sağlayacak çözümleri de üretmek zorunda. Yani dünyayı en çok kirletenin, bir yandan da en ekolojik, en çevre dostu tedbirleri almasını normal karşılamalıyız. Yani ekolojik mimari aslında çevreye zarar veren dünya düzeninin doğal bir parçasıdır diyebiliriz. Gelgelelim bu farkındalık çevre dostu mimariyi aşağılamak, yok saymak gibi bir kabalığa vardırmamalı bizi. Bir meşrulaştırma aracı, imaj çalışması, eleştiri savar bir düzenek olmasına fırsat vermemeli sadece.”

Kendi içinde barındırdığı bir çelişki var

Zeynep Şanlı Iqbal

Zeynep Şanlı Iqbal, Cambridge Cami’nin kendi içinde çelişkisi olduğuna da dikkat çekiyor. Iqbal bu çelişkiyi şöyle anlatıyor: “Azınlık konumunda olan Müslüman toplulukların ferah ve çağdaş mekanları deneyimlemeleri ve tekrar ekolojik mimarı hakkında düşünmeye başlamaları gerektiği fikrine katılıyorum. Bu olumlu yaklaşıma rağmen, Cambridge camisinin kendi içinde bir çelişkiyi de barındırdığını belirtmek isterim. Her ne kadar Marks Barnfield mimarlarinin, Ingiltere’de yerel bir İslam mimarisini yansıtma ve oluşturma iddiası olsa da, bunun yeni bir stil kreasyonu olmadığını anlamamız gerekir.Camide kullanılan ve ana mimari form diyebileceğimiz ahşap strüktür Shigeru Ban’ın ve KACI mimarlarının Güney Kore’de tasarladığı ‘Nine Bridges Golf Club House’ binasıyla binasınınkiyle neredeyse aynıdır ve bu yapı Cambridge Camisi’nden önce inşa edilmiş, pek çok mimarlık dergisinde de geniş yer bulmuştur. Bu tür bir konstrüksiyon tasarımı için Shigeru Ban ve KACI’ya teşekkür etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Dolayisiyla, Cambridge Cami tasarımını teknik olarak başarılı bulmakla beraber, Marks Barnfield mimarlarının Müslümanlara 21. yüzyıl cami tasarımı sunduklarını söylemelerini çok iddiali buluyorum.”

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.