Hayat Modern Türk Şiirinin dedikodusu

Modern Türk Şiirinin dedikodusu

Şairaneden Şiirsele’de Modern Türk şiiri akımlar, şairler, ilk temsilciler, ara dönemler bağlamında şairlerin hayatlarıyla birlikte incelenmiş. Murat Belge’nin anıları, şairlerin şahsiyet ve hayatlarının şiirlerine ne kadar yansıdığını göstermesi açısından ilginç.

Ömer Yalçınova Yeni Şafak
Modern Türk Şiirinin dedikodusu
Modern Türk Şiirinin dedikodusu

Murat Belge’nin daha önce de şiir yazılarını okumuştuk, Edebiyat Üzerine Yazılar ve Sanat ve Edebiyat Yazıları kitaplarından. Murat Belge’nin şiir yazıları zayıftı, yüzeyseldi. Daha doğrusu şiire nasıl yaklaşacağını bilmeyen birinin yazılarıydı onlar. Bunu Murat Belge fark etmiş olmalı ki romana yönelmiş, şiir eleştirisinde ısrar etmemiş diye düşünmüştüm. Çünkü roman yazıları kısmen şiir yazılarına kıyasla iyidir, orijinal diyebileceğimiz birkaç bakış açısı sunar. Fakat şiir yazılarında herhangi bir orijinallik bulmak mümkün değildir.

Hatta o yazılarda Murat Belge’nin şiiri neyle değerlendirdiği bile belirsizdir. Gayet keyfidir, izafidir, başka ifadeyle normalden çok çok özneldir. Kendisi “yakın okuma” diyor. Yakın okuma nedir? Şiirdeki metinler arası bağlantıları çıkarırsın ortaya veya tespit edebildiğin kadarıyla şiirde kullanılan teknikleri, edebi sanatları yazarsın, olur. Ya da şiirin sosyolojik, felsefi, edebi, psikolojik bağlamlarını gösterirsin, yazılan şiirlerle toplumsal olaylar arasında paralellik kurarsın, o da olur. Yakın okumadan anladığımız kısaca budur. Zaten Murat Belge roman yazılarında kısmen bunu yapar. Fakat şiir yazılarına baktığımızda, ikinci sınıf bir edebiyat öğrencisinin şiir tahlili diye sunduğu ödevlere benzer açıklamalarla karşılaşırız.

O yüzden Şairaneden Şiirsele, Türkiye’de Modern Şiir Murat Belge’den beklemediğimiz bir kitaptı. Şahsen, kitabı gördüğümde çok şaşırmıştım.

ELEŞTİRİLER TEKNİK DEĞİL İDEOLOJİK

Kitabın üç yönü var. Birincisi, şiir tarihi; ikincisi, şiir çözümlemeleri; üçüncüsü ise, hatıralar. En zayıf halkadan başlayalım. Aslında yukarıda başladık bile.

Şiir çözümlemeleri diyoruz ama Murat Belge’nin yaptığı daha çok şiir açıklamalarıdır. Çünkü çözümleme denince, ilk okumada görünmeyen noktaların, bağlamların, yeniliklerin ortaya çıkarılması anlaşılır. Şair şu mısrada ne demiş, bu mısrada neyi kastetmiş diye bakılmaz. Hele ki söz konusu olan modern şiirse, böyledir. Şiir çözümlemek, derinliğine yapılan bir okumadır. Şiire sondaj vurmaktır. Bol bol tespitte bulunmaktır. Murat Belge’nin, şiirine dair orijinal tespitlerde bulunduğu sadece İlhan Berk var. Örneğin Edip Cansever yazısı baştan sona okuyucuyu esnetecek cinsten. Cemal Süreya yazısı onunla ilgili yazılmış bir biyografinin kısa tartışmasından ibaret. Turgut Uyar yazısı ise, Orhan Koçak’ın Bahisleri Yükseltmek’teki iddialarının ne kadar yerinde olduğuna dair. Turgut Uyar, Edip Cansever ve Cemal Süreya’nın şiirlerine bir türlü girememiş Murat Belge. Sanki şiirlerin hiç çağrışımları, anlam katmanları; şiirde kullanılan tekniklerin sanki hiç anlamları yokmuş gibi, sadece kelime ve tema üzerinden yorum yapmaya çalışmış. Hani Ahmet Haşim, şiir tahlili için bülbülü güzel sesinden dolayı kesip doğramaya benzer diyor ya, onu haklı çıkaran bir yaklaşım bu.

Murat Belge’nin teknik düzeyde eleştirdiği tek şair bile yok. Eleştirilerinin tamamı ideolojik. Çoğu yerde “ucuz solcu numaralar” diyeceğimiz yaklaşımlarda bulunmaktan çekinmiyor. Murat Belge’nin uğraşısı, ya şiirin çevresinde dönüp dolaşmak şeklinde oluyor ya da yüzeyinden geçip gitmek. İmgelerin üzerine bile fazla gidemiyor. Kullanılan sembolleri anlamlandıramıyor. Hepsinden kötüsü, şiiri bütün olarak ele alamıyor. Onu parçalamaya çalışıyor. O parçalardan kendince kırık dökük birkaç anlam çıkarırsa ne ala. Yoksa onu da atlıyor, şair şu kelimeyi bu kadar sayıda kullanmış, bu mısraı şu kadar kere tekrar etmiş biçiminde istatistik bilgi vermeye kayıyor. “O şair neden o kelimeyi o kadar sayıda kullanmış, şu mısraı neden bu kadar tekrar etmiş?” diye sorduğunda Murat Belge’nin buna vereceği ne dil bilimsel, ne edebi, ne de sosyolojik ve felsefi bir cevabı oluyor.

Kitabın büyük bölümü bu şekilde Murat Belge’nin şiir açıklamalarıyla dolu. Kitabın en sıkıcı bölümleri de buralar, çünkü okuyucuya, hele ki şiirden biraz anlayan, biraz modern Türk şiirine dair bilgisi olan okuyucuya yeni bir şey söylemiyor.

KARAKOÇ VE AKİF’SİZ TÜRK ŞİİRİ OLMAZ

İkinci zayıf halka ise, şiir tarihi. Aslında birinci zayıf halkanın sebebi bu ikinci zayıf halkadır. Murat Belge Türk şiirini baştan sona yanlış okumuş. Bir kere Türk şiirinde modernizmin Tanzimat’la birlikte başladığını fakat Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’e kadar bekleme döneminde geçtiğini, onlara kadar şiir yazılmadığını, manzume ve hamasetle vakit öldürüldüğünü söylemek, kısa yoldan “Ben şiirden anlamam, anladığım bu kadar” demektir. Açık bir itiraftır bu. Ve maalesef eskilerin tabiriyle destursuz bağa girmektir. Eğer neden manzumelerin ve hamasi şiirlerin şiir olmadığına dair dişe dokunur tek cümle kurabilseydi Murat Belge, bu da farklı bir bakış açısı veya yorum deyip düşünmeye başlardık. Fakat böyle bir cümleyle karşılaşmıyoruz. Oysa yere göre sığdıramadığı Nazım Hikmet’in, yere göğe sığdıramadığı Memleketimden İnsan Manzaraları, Mehmet Akif’in ustalıkla kullandığı tahkiye, diyalog, tasvir, olay ve portrelerle doludur. Memleketimden İnsan Manzaraları’na Türk şiirinde bir kök aranacaksa ilk karşılaşılacak kitap Safahat’tır. Bu, alenen, yani açık bir şeydir. Bunun için şiir uzmanı olmaya da gerek yoktur. Yüzeysel bir okumayla bile tespit edilebilir. Tabii at gözlüğünü çıkarıp atmayı başarabilirsen.

Tevfik Fikret’in de aynı şekilde yazdığı, çok sayıda şiiri vardır. Ve bunlar şiir değildir, modern şiir hiç değildir, modern şiir Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’in yazdığı gibi saf, arı şiirdir demek, Yahya Kemal ve Ahmet Haşim sonrasını da inkar etmektir. Sonuçta yine Murat Belge’nin yere göğe sığdıramadığı İkinci Yeni şiiri bu tür tekniklerle doludur. Öyleyse birilerinin Murat Belge’ye şiirin kullanılan teknik ve malzemelerle doğrudan alakalı olmadığını anlatması lazım. Şiir, hamasi de olsa, manzume şeklinde de yazılsa şiirdir. Hamasi olduğu veya manzume biçimde yazıldığı için, şiir değildir bunlar denilemez. Bir şiir hece ölçüsüyle yazıldığı için, modern şiir açısından küçümsenemez. Serbest şiir olmasaydı, modern şiir gerçek atılımını gerçekleştiremeyecekti şeklindeki yaklaşım, şiiri biçimlerle kısıtlamaktır. Şiir, her şeyden önce bu tür kısıtlamalara karşı yazılır. Bunu Murat Belge pek ala biliyor. Fakat onun aradığı “ateizm”, “laiklik”, Türk ve İslam kültürünü hatırlatmayan kelimeler Yahya Kemal ve Ahmet Haşim öncesinde olmadığı için, onlar şiir değil deyip geçmeyi yeğliyor.

Sezai Karakoç konusuna hiç girmiyorum. Konu modern Türk şiiri olacak ve sen Mehmet Akif’le Sezai Karakoç’u atlayıp, konuya devam edeceksin. Mümkün değil. Çok yüksek çıtalar bunlar, atlayamazsın. Atlamaya kalktığında mutlaka düşersin. Kırılmadık kolun kanadın kalmaz. Ki Murat Belge’nin Şairaneden Şiirsele dolayısıyla kırılmadık tek kemiğinin kaldığını sanmıyorum.

Murat Belge’de ilginç genelleme, indirgeme ve önyargılar mevcut. Mesela Murat Belge için “vatanperverlik”, “milliyetçilik”, “faşizm”, “ırkçılık” ve “sömürgecilik” arasında neredeyse hiç fark yok. Aynı şekilde “gelenek”le “din” arasında da fark yok. Yahya Kemal ve Ahmet Haşim konusunda da şiiri getirip sembolizmle lirizme indirgiyor. Sırf Namık Kemal, Tevfik Fikret ve Mehmet Akif’i harcamak için. Yahya Kemal’in “Osmanlıcılığından”, Nazım Hikmet’in “milliyetçiliğinden” ise gayet rahatsız. Türk şiirinin epik damarından demek ki hiç haberi yok. Ya da yokmuş gibi davranmaya çalışıyor.

Murat Belge’nin kıyasları da çok zayıf. Bazı yerlerde İngiliz ve Fransız şiirlerinden örnek veriyor, fakat bu örnekleri neye göre verdiği, örnek vererek neye ulaşmaya çalıştığı anlaşılmıyor. Murat Belge ele aldığı herhangi bir şairi Türk şiir tarihi içinde konumlandıramadığı gibi, modern Türk şiirini dünya şiir tarihi içinde de bir yere oturtamıyor. İşte en fazla Edip Cansever’deki T. S. Eliot etkisinden söz ediyor. Bence T. S. Eliot etkisi, Edip Cansever şiirini açıklayan bir tespit değil. Çünkü bu etki, Edip Cansever şiirinde belirleyici unsur değil.

BEKLENTİLER SUYA DÜŞÜYOR

Gelelim Murat Belge’nin şairlerle anılarına. Dediğine göre habercilik olmasın diye İkinci Yeni şairlerinde konuyu kapatıyor. Keşke gazetecilik yapsaydı demek istiyoruz. Çünkü ondan da fenasını yapmış Murat Belge: bol bol dedikodu. Şairlerle ilgili bildiği dedikoduları sıralamış, hatıralarım diye. Bunu bir de onların şiirine biraz olsun ışık düşürmek amacıyla yapmış. Işık düşürmeyi bir yana bırakalım, şiirlerin yanından bile geçmiyor hatıraları. Lafı döndürüp dolaştırıp Cemal Süreya ve Edip Cansever’in ateizmine getirmek -öyle bir şey varsa tabi-, onların şiirlerini daha iyi anlamamızı sağlamıyor. Cemal Süreya’nın Tomris Uyar’la birlikteliği üzerinde bu kadar durmak da, şiir okuyucusuna bir şey kazandırmıyor. Ancak yeni dedikoduların üretilmesini sağlıyordur, bu tür şeyler. Aslında Murat Belge, şair dostlarını enine boyuna anlatmıyor da. Onlarla yaptıkları şiir sohbetlerinden ise, sadece kendi iddialarını destekleyecek kadar aktarıyor. Murat Belge, o anılarla şiir açıklamalarına yeni pencereler açtığını sanıyor ama böyle bir şey de maalesef gerçekleşmiyor. Yine de kitabın en güçlü halkası, Murat Belge’nin anılarıdır. Neden? Çünkü okunması kolay.

Murat Belge, okuyucuda yüksek bir beklenti oluşturmayı başarıyor. Kitabın ismi, arka kapağındaki yazı, çıktığı yayınevi, yapılan reklamları; yazarın arkadaşlıkları… sağlıyor sanırım bunu. Fakat o beklentilerin neredeyse tamamı kitabın sonunda suya düşüyor. Şairaneden Şiirsele’de de aynı şeyi yaşadım. Murat Belge keşke “Şair Dostlarım” benzeri bir kitap yazsaydı, belki o zaman edebiyat tarihçilerine faydası olurdu ya da sevdiğimiz şairlerle ilgili anıları okumaktan alacağımız zevki sunardı. Fakat şu durumda tam bir çorbayla karşı karşıyayız. Şairaneden Şiirsele bir anı kitabı mı, şiir tarihi mi, şiir tahlili mi, hele Murat Belge’nin hiç giremediği bir alan olan şiir eleştirisi mi belli değil. Ortaya karışık sunmuş Murat Belge. İnsan şaşırıyor tabi bu toplama baktığında. İnsan şiirden anlamadığını ispat etmek için neden 581 sayfa yazar diye düşünmeden de edemiyor. Oysa başta dediğimiz gibi, biz bunu zaten Edebiyat Üzerine Yazılar ve Sanat ve Edebiyat Yazıları kitaplarında geçen birkaç şiir yazısından anlamıştık.

  • Kitabın künyesi:
  • • • •
  • Şairaneden Şiirsele Türkiye’de Modern Şiir
  • Murat Belge
  • İletişim Yayınları
  • 2018
  • 581 sayfa

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.