Hayat Peygamber tıbbı

Peygamber tıbbı

Hz. Muhammed sihirden ve büyüden şifa uman cahiliye Araplarının batıl uygulamalarına son verdi. Hazık hekime gitmek, salgın hastalığın bulunduğu yere girmemek gibi tavsiye ve uygulamaların bütünü olan Tıbb-ı Nebevi çağlar ötesinden bugüne mesajlar taşıyor.

Ömer Çakkal Yeni Şafak
​Peygamber tıbbı
​Peygamber tıbbı

Kuran ayetleri ve Hz. Muhammed (SAV)’in hadislerinden kaynağını alan tıbbi uygulamalara Tıbb-ı Nebevi adı veriliyor. Tıbb-ı Nebevi’ye temel teşkil eden Kuran ayetleri ve Hz. Muhammed (SAV)’in hadislerinde, daha çok koruyucu sağlığa dair tavsiye ve uyarılarda bulunuluyor. Sağlığı, imandan sonra insanoğluna verilmiş en büyük nimet olarak tanımlayan Peygamber Efendimiz; hazık hekime müracaat etme, tabip olmayanların verdikleri zararın ödetilmesi, bulaşıcı hastalıklara karşı korunma, salgın hastalığın bulunduğu yere girmeme, vücudun, yiyeceklerin ve çevrenin temizliğine dikkat etmenin önemine temas etti. Efendimiz, “Size ne oluyor ki, dişleriniz sararmış olduğu halde yanıma geliyorsunuz. Misvak kullanınız.” diyerek de ağız ve diş sağlığının önemine değindi.

CAHİLİYE UYGULAMALARINA SON VERDİ

Peygamber Efendimiz, tavşan kemiği taşıdıkları takdirde hastalıklardan korunacaklarına inanan, şaşılığı değirmen taşına baktırarak tedavi etmeye çalışan, hastaları kâhinlere götürüp sihir yaptıran, tapınaklara kurban kesen cahiliye Araplarının batıl ve ilmî değeri olmayan uygulamalarına son verdi. “Bir yerde veba olduğunu işitirseniz oraya girmeyin” hadisi ile bulaşıcı hastalıktan korunmanın önemine işaret eden Hz. Muhammed, hastalanan Sa’d b. Ebi Vakkas’ı dönemin hekimlerinden Haris b. Kelede’nin muayene etmesini emir buyurdu. Baş ağrısından şikâyet eden bir kimseye kan aldırmasını tavsiye eden Efendimiz, şifa amacıyla bal şerbeti içmeyi önerdi.

'Aktar tıbbı' değil

Geleneksel tıp ya da Tıbb-ı Nebevi’den istifade etmek, modern tıbbı tümüyle reddetmek anlamına gelmiyor. Aslolan, insanlığın bugüne kadarki tüm birikimlerinden istifade edebilmek. Diğer yandan Tıbb-ı Nebevi aktar dükkânlarına indirgenecek ve salt para kazanma aracı olarak kullanılacak bir konu değil.

TIBB-I NEBEVİ’DEN İSTİFADE EDİLMELİ

Yarım asır önce tıp fakültelerimizde şarlatanlık diye anlatılan akupunkturun bugün tıp camiasında bir tedavi metodu olarak kabul edilmiş olması, her an değişmekte olan bilimsel doğruların mutlak olamayacağının küçük bir örneği. Modern tıbbın sorgulandığı; alternatif tıp, geleneksel tıp, doğu-uzakdoğu tıbbı, holistik tıp, halk hekimliği, bitkisel tıp, sufi tıbbı gibi birçok terimin araştırıldığı bir ortamda; modern tıp anlayışımızda Peygamber tıbbından da istifade etmeye ihtiyacımız var. Kendine has yaklaşımları ile çağlar ötesinden gelen birikimleri günümüze taşıyan Tıbb-ı Nebevi alanında tıp fakültelerimiz bünyesinde enstitüler kurmak için niçin bekleniyor?

NOBEL’Lİ FRANSIZ: Dua şifadır

Allah (cc) Kuran’ı Kerim’de “Biz Kuran’ı müminlere şifa ve rahmet olarak indiririz” derken, Peygamber Efendimiz de hastalanan müminleri şifa için Allah’a dua etmeye çağırdı. Tedavide duanın önemini kabul eden Batılı bilim adamlarından Nobel Tıp Ödüllü Fransız profesör Alexis Carrel “Dua” adlı kitabında şöyle diyor: “İnsanın iç organları en mükemmel şekliyle ibadet ve dua anında çalışır. Muhataplarım istedikleri kadar bu görüşüme itiraz etsinler. Ben, mevcut tıbbî imkânlarımızla tedavi edemediğimiz pek çok tehlikeli hastalığın dua ile iyileştiğine şâhit oldum.”

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.