Hayat Ramazanlar aynı değişen biziz

Ramazanlar aynı değişen biziz

1890 yılı İstanbul’unda, sur içindeki bir Osmanlı semtinde yaşanan Ramazan ayı maceralarını ekranlara taşıyan 'Ramazan Sokağı' adlı dizi, her akşam iftar saatinde evinize konuk oluyor. Dizinin yönetmeni Vahdet Kural, "Aslında Ramazanlar hep aynı, değişen sadece biziz" diyor.

Ayşe Özleyen Yeni Şafak
Otuz yaş üstü büyüklerimiz şu sözü söylemeden duramazlar: "Nerede o eski ramazanlar?" Acaba ne vardı o eski Ramazanlarda? İşte tam bu soruyu kendimize sorarken Semerkand TV ekranlarında iftar öncesi seyirciyle buluşan 'Ramazan Sokağı' adlı diziye rastlıyoruz. Dizi, bir yandan Osmanlı dönemi Ramazanlar'ını anlatırken diğer yandan da günümüze göndermeler yapıyor. Biz de bu hafta 'Ramazan Sokağı' dizi setine konuk olduk. Dizide Kıraathaneci Haydar Ağa'dan hamalına, aşçısından hayalisine kadar gelenek ve göreneklerimizi yansıtan karakterler, eğlendirici ve öğretici yönleriyle karşımıza çıkıyor. Dizinin yönetmen koltuğunda ise Vahdet Kural var. Eski Ramazanlara olan özlemi bu sokakla yansıttıklarını söyleyen Kural, "Tarih olarak 1890 yılını yaşatıyoruz. Biz daha eski bir tarih verseydik de o duygular değişmeyecekti. Çünkü her geçen gün bir önceki Ramazanları arıyoruz. Aslında Ramazanlar hep aynı, değişen sadece biziz" diyor. Biz de Osmanlı Ramazanlarına hareketlilik katan bu karakterleri canlandıran oyuncularımızla konuştuk.

ZENGİN BİR İFTAR KUŞAĞI

Ramazan Sokağı, oyuncu kadrosu ve set arkasıyla geniş bir ekiple çekiliyor. Osmanlı dönemine ait kurdukları semtin merkezinde camii ve medrese var. Her bölüm camiden dağılan cemaatle başlıyor, medresede yapılan sohbetle sona eriyor. Komik olayların yaşandığı sokak, aşevi ve kıraathanede eğlenceli muhabbetler dönüyor. Hezarfen Salih Efendi'nin sanat atölyesindeki entelektüel sohbetleri ve Kunduracı Hayali Hikmet Efendi'nin hayal perdesinde canlandırdığı menkıbeler ise soluklanma mahiyetinde aralara serpiştirilmiş. Dizi senaristlerinden biri olan Mükerrem Mete, zengin bir iftar kuşağı yapmak istediklerini söylüyor ve ekliyor: "Biz Asr-ı Saadete de büyük bir özlem duyuyoruz. Bizim için geçmiş, geçip giden bir şey değil. Tekrar yakalanması gerekiyor. Köşemize çekilemeyiz. Biz de eğer Osmanlı Ramazanlarını özlüyorsak o dönemde yaşananları bilmeliyiz."

Bize bırakılan mirası anlatıyoruz



Osmanlı döneminde mahallenin nabzını tutan Kıraathaneci Haydar Ağa, dizide çarşı ağası olarak karşımıza çıkıyor. Bu karakteri üstlenen Hasan Nihat Sütçü, geçmişten günümüze Ramazanları, rolü ekseninde şu şekilde değerlendiriyor: "Bu diziden sonra Osmanlı'nın İslam'ı kültürüne çok güzel yerleştirdiğini gördüm. Rahmetli babaannem sofrada kırık olduğunda "Topla" derdi.
Sünnet olmasına rağmen bir gelenek haline gelmiş. Sütçü, "Sete geldiğimde eskileri düşünüyorum. Biz bu diziyle bize miras bırakılanı anlatmak için yola çıktık" diyor.

İftar sofrasında Fodula



Ramazan ayının gelmesiyle besin değeri yüksek yiyecekleri ihtiyaç sahiplerine ulaştıran aşevleri, günümüzde bir gelenek olarak devam ediyor. Dizi de Aşçı Dirhem Süleyman'ı canlandıran Metin Yıldırım, Osmanlı döneminde Ramazan ayına özel kimsesizlere dağıtmak için 'Fodula' adlı yemeğin yapıldığını söylüyor ve ekliyor: "Fodula yuvarlak çavdar ekmeğinden yapılan bir yiyecek. Ekmeğin içini oyarak pamuk olan kısmı çıkarılıyor. İçine bezelye, patates, havuç ve et karışımı ekleniyor. Çeşitli baharatlardan elde edilmiş yağ sosu üzerine sürülüyor. Bu gelenek 4 asır boyunca devam etmiş."

O dönemde çocuklara tembihlenirmiş

Osmanlı dönemi Ramazanlarının eğlencesi Kunduracı Hayali Hikmet Efendi, dizide hayal perdesinde oynattığı oyunlarla çocukları eğlendiriyor. Hacivat ve Karagöz'ün bu geleneği devam ettirdiğini söyleyen Yusuf Duru, tek değişenin çocukları
yetiştirme tarzı olduğunu dile getiriyor. "O dönem Ramazanlarında çocuklar sokakta oynarken bir şey yememeleri için tembihlenirmiş. Çocuklarda ayıp olmasın diye yemezlermiş. Fakat şimdiki Ramazanlar da çekinme yok. Bu algının değiştirilmesi lazım" diyor.



Hamallık artık insanların beyninde

Mahallenin Hamal Hasan'ını canlandıran Eren Sakçı, bu karakterin o dönemde herkesle çatışan komik bir tip olduğunu söylüyor. Hamallığın günümüzde hâlâ devam ettiğini belirten Sakçı, "Osmanlı dönemindeki insanlar daha farklıymış, yardımseverlermiş. Oruçlu olduğu için hamallara iş yaptırmak istermiyorlarmış. Şimdi artık eskisi gibi hamallar göremiyoruz. Hamallık artık insanların beyninde yapılıyor. Birçok sorumluluk üstlerine yüklenmiş" diyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.