Hayat Şehir olmadan roman olmaz

Şehir olmadan roman olmaz

Şehir olmadan roman olmaz

5. Roman Kahramanları İstanbul Edebiyat Festivali, bu yıl “Bir Roman Kahramanı Olarak Şehir” temasıyla çevrimiçi olarak düzenlendi. Dünya ve Türk edebiyatındaki şehir temalarının incelendiği festivalde şehir-roman arasındaki ilişkinin gücü vurgulandı. Prof. Nabi Avcı, “Şehir olmadan roman olmaz” diyor.

Seray Şahinler Demir Yeni Şafak
Dünya ve Türk edebiyatındaki şehir temalarının incelendiği festivalde şehir-roman arasındaki ilişkinin gücü vurgulandı.
Dünya ve Türk edebiyatındaki şehir temalarının incelendiği festivalde şehir-roman arasındaki ilişkinin gücü vurgulandı.

Her romanın olmazsa olmaz temalarından biri içinden geçtiği şehirdir. Dünya ve Türk edebiyatından birçok roman, konusu kadar konu olduğu şehrin anlatımı ve aktarımıyla da okurunu yakalar. Hatta kimi yazarlar şehirleriyle özdeşleşmiştir. Charles Dickens’ı Londra’dan, Balzac’ı Paris’ten, Dostoyevski’yi St. Petersburg’tan, Kafka’yı Prag’tan, Tanpınar’ı İstanbul’dan bağımsız düşünemeyiz.

  • Maltepe Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 5. Roman Kahramanları İstanbul Edebiyat Festivali, bu yıl “Bir Roman Kahramanı Olarak Şehir” konusunu masaya yatırdı. Pandemi nedeniyle çevrimiçi düzenlenen festivalde şehir-edebiyat ilişkisi ele alındı, roman kahramanlarının şehirlerdeki ve şehirlerin romandaki yeri irdelendi.

GEÇMİŞİN RENGİNE SIĞINIYORUZ

Kültür ve Turizm eski Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı şehir ve roman arasındaki ilişkiye değindi. “Şehir olmadan roman olmaz” diyen ve bugünkü romanların temelini oluşturabilecek şehirlerin kalmadığına dikkat çeken Avcı, “Bugün artık şehir dediğimiz zaman eskiden şehir dediğimiz şeyi anlamıyoruz. Zaten böyle şehirler kalmadı. Romanın doğuşuyla şehirlerin oluşumu arasında simbiyotik bir ilişki var. Kendiliğinden şehirleri konu alan, ister istemez belli şehirleri de anlatısına dahil eden romanlar bir tarafa bir de şehir üzerine kurulan yahut şehri anlatmak üzere kurulan romanlar var. Bugünkü şehirlerden çok eski şehirlerden söz ediyoruz. Çünkü artık roman kahramanı olacak kadar şahsına münhasır şehirler kalmadı. Bütün dünya tek düze şehrin görüntüsüne görünüyor. Yazarlar da ne yapsın, roman kahramanı olarak işe yarayamayan şehirlerin yerine geçmişin renkli hem bir bütün olarak başka şehirlerden ayrı hem de kendi içinde renkler taşıyan mahallelerden oluşan şehirlerine dönüyorlar” şeklinde konuştu.

İŞGAL DÖNEMİ EKSİK KALMIŞ

  • Festival danışmanı Metin Celal ise “İşgal altında şehir” başlıklı konuşma yaptı. Mütareke yıllarında yazılan romanların çoğunda dönemin tüm hatlarıyla romana konu edilmediğini kaydeden Celal, “Romanlarımızın büyük çoğunluğu kaçınılmaz olarak İstanbul’dan bahsediyor. Ama İstanbul’un roman kahramanı olduğu romanlara baktığımız zaman işgal döneminin çok fazla ele alınmadığını görüyoruz. Niyeyse çok az işlemiş Hatta Behçet Necatigil romanların aynasında ve I. Dünya Savaşı ve mütareke dönemi sefaletleri toplu olarak işlenmedi der. Bu döneme bakınca daha çok anı romanları çıkıyor karşımıza. Tabii ki Esir Şehrin İnsaları, Sodom ve Gomore, Dersaadet’te Sabah Ezanları gibi dönemi anlatan romanlar var. Ama bunların hemen hepsinde benim aradığım işgal altındaki yaşamı göremiyoruz. Yahut romanın tamamını bunu işlemiyor. Nedense romancılarımız bu işgalin günlük hayatını anlatmamışlar” dedi.
Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.