Yazarlar Öcalan"ın yakalanması "Yunan Ergenekonu"nu deşifre etmiş

Öcalan"ın yakalanması "Yunan Ergenekonu"nu deşifre etmiş

Abdullah Muradoğlu
Abdullah Muradoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Abdullah Öcalan''ın 1999''da Kenya''daki Yunan Elçiliğinden çıkarılarak Türkiye''ye teslim edilmesi, PKK''nın varlığını kendileri için bir güvence sayan Yunan gizli servisi içindeki özerk grupları rahatsız etmişti. Kenya sürecinde Yunan gizli servisi tarafından görevlendirilen Savas Kalenderidis''in oynadığı rol Yunanistan''da "derin devlet" tartışmalarına sebebiyet vermişti. Kenya''da Türkiye''ye teslim edilmeden bir hafta kadar önce Yunan gizli servis görevlisi Savas Kalenderis''e "Bizi Türklerin kucağına tekrar itmeyin, bize sahip çıkın" diyen Abdullah Öcalan, PKK''nın Türkiye''de "İslam toplumu" oluşturmak isteyenlere karşı en önemli koz olduğunu söylemiş. "Öcalan''ın teslimi" başlıklı bir kitap yazan Kalenderidis, "Kenya süreci" ve Yunanistan''daki "derin devlet" tartışmaları hakkında ilginç bilgiler veriyor.

PKK''nın kuruluşundaki giz perdesi aralandıkça Türkiye''ye kurulan tuzaklar da bir bir aydınlanıyor sevgili okurlar.

Savas Kalanderides''in "Öcalan''ın teslimi: gerçeğin zamanı, tarihi tanıklık" kitabını okuyunca kafamdaki kimi soruların cevaplarını da bulmuştum.

Önce gelin Kalenderides''i tanıyalım..

Türkiye''nin sert çıkışları sonucunda Abdullah Öcalan''ın Suriye''den çıkarılması ve pinpon topu gibi oradan oraya sürüklendikten sonra Türkiye''ye teslim edilmesi sürecinde önemli rol oynayanlardan birisiydi Kalenderidis.

Öcalan''ın, kendisini güvenli bir limana ulaştıracağı düşüncesiyle "Musa" olarak nitelediği Kalenderides Yunan istihbaratında önemli görevlerde bulunmuş bir subay.

Kitabın önsözünde verilen bilgilere göre 1987-1998 yılları arasında İzmir''deki Yunan Konsolosluğunda "ticari ateşe" olarak çalışan Kalenderidis iyi derecede Türkçe ve Kürtçe biliyor. Zaten Kalenderidis''in kitabını Türkçe''ye çeviren de Kalenderidis''in kendisi.

3 Temmuz 1997''de Kırıkkale Mühimmat Fabrikası''nda 3 kişinin ölümüyle sonuçlanan yangın ve patlamanın PKK ile bağlantılı ve sabatoj şüphesiyle kovuşturulduğunu, sürülen izin Kalenderidis''e kadar uzandığını keza kitabın önsözünde verilen bilgilerden öğreniyoruz. Fanatik Yunan milliyetçisi olarak bilinen Kalenderidis casusluk suçundan Türkiye''de yargılanmış ve siyasi bir kararla Yunanistan''a iade edilmiş.

Yunanistan''daki PKK kadrolarıyla sıkı bir irtibat içinde olduğu belirtiliyor Kalenderidis''in.

Öcalan''ın Suriye''den çıkartılmasının ardından onu güvenli bir yere yerleştirme opeerasyonu için Yunan Gizli Servisi''nden aldığı talimatları uyguladığını ileri sürüyor. Çünkü Kalenderidis, bu operasyon yüzünden Yunan hükümetiyle ters düşmüş ve çeşitli suçlamalara da maruz kalmış. Öcalan''ın Kenya''da biten yolculuğunun ardından Yunanistan''da yargılananan Binbaşı Kalenderidis bilahere Yunan ordusundan ayrılmak zorunda kalmış.

ÖCALAN YUNAN ERGEKONU''NU RAHATSIZ ETTİ

Öcalan''ın Türkiye''ye teslim edilmesinden sonra Kenya''daki Yunan Büyükelçisi Kostulas''ın konumu da tehlikeye düşmüştü. Bu arada Kalenderidis''in kimliği de deşifre olmuştu. Kenyalılar, Kostulas''ı da, Kalenderidis''i de sınır dışı etmişlerdi.

Başarılı bir Yunan diplomatı olan Kostulas, Nairobi''den ayrılırken Kalenderidis''e şöyle demişti: "Savas, Yunan elçisi görevinden bir hırsız gibi ayrılıyor. Böyle bir kaderi ne ben, ne de vatanımız hak etmedi."

Öcalan''ın yakalandıktan sonra Yunanlıları suçlaması karşısında Kalenderidis hayal kırıklığı yaşadığını ifade edecekti. Bakın ne diyor: "Öcalan ifadesinde mahkemeye ve Türk devletine karşı genel olarak ılımlı bir taktik izledi. Ama, Yunan devletinin ve hükümetinin rolünü teşhis etti. Türk subaylarının ayrıca mahkemenin, PKK''nın mücadelesine Yunanistan''ın etkin karışmasıyla ilgili sorularını, zaten Türk devleti tarafından bilinenlerinden bazılarını doğrulayarak cevaplamıştı. Yalnız, beni ve Yunan kamuoyunu rahatsız eden, Atina''da önemli kararlar alıp, onun tutuklanmasını sağlayanların duruşuyla ilgili yaptığı açıklamalarıydı. Yunan ulusunu, o kişilerle bağdaştırıp, genel açıklamalar yapmıştı. Tarih boyunca ihanete müptela olduğunu, eski çağlardaki Yunanlı komutanların Persler''in avlusuna sığınıp, başarısızlıklarıyla ve vatanı ''peşkeş'' çektikleriyle bağdaştırmasıydı. Apo''nun kendisini sevmiş ve desteklemiş bir halk için bu tür açıklamalardan kaçınması gerektiğine ve sıfatlandırmaları, kendisinin olayında merkezi kararları alan sorumluluğu olanlarla sınırlandırması gerektiğine inanıyordum."

Kalenderidis, Öcalan''ın mahkemede takındığı tutumun Türkleri ve Kürtleri biribirine yakınlaştırdığından şikayet ediyordu. Çünkü o takdirde Yunanistan elindeki büyük bir kozu kaybetmiş olacaktı. Bu noktada Kalenderidis şunları da ekliyordu sözlerine: "Kürt sorunu, PKK ve Apo''nun bizzat kendisi, Türkiye''nin ulusal güvenlik ve bütünlüğü için büyük bir sorun oluşturduklarını bu kitap göstermiştir. Bu sorun devam ettiği sürece ülkemize karşı Türk saldırganlığı zayıflamaktadır."

Gördüğünüz gibi sevgili okurlar Kalenderidis gibi düşünenler Yunan halkını hayali bir Türk tehlikesiyle korkutuyorlar ve aslında böyle yapmakla kendi elleriyle bir düşmanlık yaratıyorlardı.

Öcalan''ın yakın korumalarından Şemse(Şemsi) Dilan, Kalenderidis ve benzerleriyle ilgili şunları söylüyordu:

"Yıllardır tanıdığım ve bir çok platformda karşılaştığım bu şahsiyetlerin Türk düşmanlığı ve sahte Kürt dostluğu yıllar sonra acı bir şekilde kendisini ortaya koydu. 1993 yılında gerçekleştirilen ilk tek taraflı ateşkes Türkiye''nin düşman olarak nitelendirdiği komşularının arasında en fazla Yunanistan''ı rahatsız etmiş ve bu rahatsızlık farklı biçimlerde yansıtılmıştı."

PKK''ya inanarak hayatlarını tehlikeye atan gençlerin aslında ne için öldüklerini bu sözler yeteri kadar açıklamıyor mu?

BİZİ TÜRKLERİN KUCAĞINA İTMEYİN!

Peki Abdullah Öcalan, Yunanistan''ın PKK''ya destek vermesini isterken karşılığında onlara ne veriyordu?

Kenya''da Türkiye''ye teslim edilmeden 6 gün önce Öcalan''ın Kalenderidis''e söyledikleri aslında bu yazının başında değindiğim gibi kafamdaki sorulara cevap olmuştu. Öcalan Kalenderidis''e Türklerin Anadolu''ya girdiklerinden itibaren Kürtlerle kurdukları ilişkilerin bir tarihini özetlemişti. Büyük ölçüde doğruydu anlattıkları, Türkler ve Kürtler "İslam kardeşliği" çerçevesinde Bizans''a karşı birlikte hareket etmişlerdi, sonraki dönemlerde de bu birliktelik sürmüştü. Bu birlikteliğin devam etmesi Yunanlıların da, Batılıların da aleyhineydi.

"Bizi tekrar Türklerin kucağına itmeyin" demişti Kalenderidis''e ve şöyle devam etmişti:

"Gittiğimiz yol, aynı zamanda , onlarca yıldır Türk saldırılarına uğrayan Kıbrıs, Yunanistan gibi komşu ülkeler için bir fırsattır. Çünkü, Kürtlerin bağımsızlıklarını kazanmalarıyla , Türkiye binlerce yıldır Anadolu ve tüm bölgedeki egemenliğinin stratejik temelini kaybetmiş oluyor. PKK''nın devrimi, Türkiye ve Türklerin rolünü sınırlıyor ve yeni stratejik koşullar oluşturuyor."

PKK''nın oynadığı rolü böyle anlatan Öcalan bakın nasıl devam ediyor sözlerine:

"Beni aradan çıkararak PKK''yı göğüslemek ve Kürtlerin ulusal uyanışını etkisizleştirip, halkımızın dini duyguları ile ''oynayıp'', bir İslam toplumu kurmak istiyorlar. Böyle bir gelişme beni kabul etmeyen Avrupa için de bir tehlike teşkil edecektir. Eğer, Yunanistan bu oyuna düşerse, ölümcül bir yanlış yapmış olacaktır. Kürtleri tekrar Türkler''in ve radikal İslam''ın kucağına itmiş olacak. Bunu yapmayın."

PKK''nın işlevini anlatan bu sözler, aslında kimler tarafından kurdurulduğu sorusuna da ışık tutuyor. 1960''larda Suriye''yi halkın ezici çoğunluğunu dışarda bırakan Baas''çı Esad ailesine teslim edenlerle 1970''lerin başında Türkiye''de de "Baas tipi bir rejim" kurmak için darbe girişiminde bulunanlar aynı noktalarda buluşuyorlardı.

Türkiye''yi ve yakın bölgesini bin yıl önceki durumuna kavuşturmayı hayal edenlerin elleri de bu karanlık tezgahların içindeydi. Türklerin de Kürtlerin de, bu ülkeye aidiyet duyan herkesin de neden, herşeye rağmen etle tırnak gibi olması gerektiğini de ifade ediyor bu gerçekler.

Kürtleri zerdüştiliğe, Türkleri şamanlığa, Yunanlıları helenistik Megalo-idea''ya, Musevileri Siyonizme, Arapları Firavunlara, Farisileri Persliğe hapsetmek isteyen türedi ergenekonların arkasında hangi güçlerin, ne amaçla yer aldığını herkesin ciddi olarak düşünmesi gerekmiyor mu?

Yunan gizli servisi ve Pontuslular Grubu...

Yunan istihbarat subaylarından Savas Kalenderidis, "Öcalan''ın teslimi" kitabında, Yunanistan''la ilgili ilginç bilgiler de veriyor. Kalenderides''in Öcalan''ın yakalanmasıyla ilgili süreçte oynadığı rol, Yunanistan''da tartışmalara sebebiyet vermişti. Öyle ki Yunanistan basınında Kalenderidis''in "Mossad ajanı" olduğu bile iddia edilmişti.

Yunan gizli servisi EİP içinde PASOK(Yunan sosyalist partisi)''un sendika grubu yayımladığı bir bildiriyle Kalenderidis için "çift taraflı ajan", "derin devlet ajanı", "Yunan ordusunun yeminini bozan subayı" gibi ithamlar yer almıştı.

Kalenderidis ise Yunan hükümetinin ve gizli servisin kendisini deşifre ettiğini ve sattığını iddia edecekti.

Sözkonusu bildiride şu sözler yer alıyordu:

"Bu bey, karanlık güçlere kendini ipotek ettirmiş olmasından dolayı, kendi üstlerinin talimatlarına uymamıştır. Eğer bu talimatları yerine getirmiş olsaydı, Öcalan sorunu hem ülke için, hem Öcalan için, farklı sonuçlanmış olacaktı. İhanet ve satma ile ilgili en son konuşacak kişi bu beydir."

Bildiride bu vesileyle Yunan istihbaratının yeniden yapılandırması talep ediliyordu. Çünkü bildiriyi yayımlayan çevreler, Yunan istihbaratı içerisinde farklı örgütlenmelerin varlığına dikkat çekiyordu. Bir parça bizdeki "derin devlet" tartışmalarına benziyordu yaşananlar.

Kalenderidis ve destekçiler için bildiride "öngörösüz, hezeyan içinde, dengesiz, tehlikeli ve kuşkulu emekli ya da muvazzaf subaylar"dan söz ediliyordu. Adalet Bakanı Evangelos Yannupulos bile bir televizyon programında Kalenderidis için, "Hangi subaydır bu? Bırak onu, onun için Mossad''ın ajanı olduğunu söylüyorlar" demişti.

Muhabir, "Eğer Mossad ajanı ise, neden onu bu göreve yolladınız. Burada bir şeyler yerine oturmuyor" diye araya girecekti. Yannupulos daha sonra ise Yunan istihbaratının üst düzey yöneticilerinden kendisine iletilen bu mesajla aldatıldığını iler sürecekti.

Ama, Yunan istihbaratı içinde farklı, özerk grupların yer aldığı gerçeği de ortaya çıkmıştı bir kere. Buna göre Yunan gizli servisi(EİP) içinde Pontus kökenli gruplar, diğerlerinden farklı bir ajandaya sahiptiler.

2004''te bir gazeteye konuşan EİP Başkanı Pavlos Apostolidis''e de sorulmuştu bu iddialar. Apostolidis, EİP''nin Öcalan olayı zamanında özerk davrandığını reddediyor ama "bazı memurların özerk davranmaları olabilir. Ama, bu somut olayda emirlerin izlendiğine inanıyorum" diyecekti.

Peki EİP içinde Pontuslu gruplar yahut ortak inançlı yahut ortak kökenli gruplar var mıydı?

Apostolidis bu soruya da şöyle cevap vermişti:

"Dışişleri Bakanlığında eskiden Kalamatiyanuslar''ı hatırlıyorum. Daha sonra İpirutesler. Demek ki, en iyi evlerde bile olabilir. Size şunu söylemek isterim ki, altı yıl boyunca herkese değerleri temelinde davrandım, siyasi inançları temelinde değil."

Pontus kökenli olan Kalenderidis''e göre kendilerini "yenilikçiler" olarak niteleyen çevreler "Öcalan Olayı"ndan yararlanarak Yunan gizli servisi içinde "Pontuslular grubu" yahut "Özerk gruplar" icat etmişlerdi. Bu çevreler Yunanistan''daki Pontus gruplarının ve derneklerinin Türkiye aleyhtarı etkinliklerini de tasvip etmiyor ve şüpheyle yaklaşıyorlardı.

Kalenderidis bu husustaki sözlerini şöyle noktalıyordu.

"O dönem bazı Pontuslu dernekler ve şahıslar, hükümetin bana karşı tavrını açıkça protesto etmişlerdi. Parti ve devlet mekanizmaları, protestoda bulunanları, 1960 dönemini hatırlatacak yöntemlerle korkutmaya çalışmışlardı. O zamandan beri her yerde ''Pontus Grupları''nı görüyorlar. Bu onlarda sabit bir düşünce oluşturmuş."

Zeus''un çocukları Zerdüşt''ün çocuklarına ihanet etmişler!

Yunanistan hükümetinin "Kenya süreci"nde Abdullah Öcalan''a karşı izlediği politika PKK çevreleriyle Yunanlıların arasını bir daha düzelmeyecek ölçülerde bozmuştu. Oysa Öcalan, Savas Kalenderidis''in deyimiyle Yunanistan yolculuğuna "Zeus''un çocukları"yla kucaklaşmak için çıkmıştı.

Kenya sürecini yakından izleyen Mahmut Baksi, "Roma yürüyüşü" kitabında , Öcalan''ın kendisine şöyle dediğini naklediyordu:

"Biz Olympus ile kucaklaşmaya geldik ama tanrıların torunları bizi anlayamadılar."

Kalenderidis de, Öcalan''ın Kenya''da Yunan Elçiliği''nden neredeyse zorla çıkarılarak Türkiye''ye teslim edildiğinde neler yaşadığını şu sözlerle anlatıyor:

"Haber yeni duyulmuştu ki, yumak olma sırası bize gelmişti. (Yunanistan''ın Nairobu elçisi) Kostulas, (yardımcısı) Diakofatakis ve ben kucaklaşıp yüksek sesle hüngür hüngür ağlamaya başlamıştık. Ağıt yakıyorduk."

Mahmut Baksi de kitabında Kalenderidis''i onaylıyordu:

"Önderlik(yani Öcalan), Elçi Kostulas ile ilişkilerinde çok ustaca davranıyordu. Elçi de artık çok iyi anlamıştı ki, Önderlik sıradan biri değildi. Ve kendisini de bir peygamberliğe benzetiyordu. Başkan onu da Savas''ı da çok etkilemiş olmalıydı ki, Önderlik kaçırıldıktan sonra ağladılar. Ve sonraki günlerde de yakınlarıyla telefonlaşırken ağlıyorlardı."

Ağıt mı yakıyorlardı, gerçekten üzülmüşler miydi yoksa timsahın gözyaşları mıydı?

Oysa Öcalan ve çevresi Yunanlıları suçlarken bunların arasına Kostulas''ı da katmışlardı.Hepsi el birlik olarak avuçlarındaki sıcak kestaneyi atıvermişlerdi.

Mesela, Öcalan''ın yolculuklarında hep yanında bulunan kadın PKK''lılardan Şemsi Dilan şöyle diyordu:

"Yunan Dışişleri Bakanı Pangalos, İstihbarat Şefi, Kamu Düzenleme Bakanı ve isimlerini bilmediğim başka bazı yetkililer sürekli olarak Büyükelçi Kostulas ve Savas Kalenderidis ile ilişki içinde Önderliği evden uzaklaştırma planları yapıyorlardı. Tanzanya ve Sudan gibi ülke isimlerinin yanı sıra, Yunanlılara ait olduğu söylenen çiftlikler, kiliseler öneriliyor ve bir an önce evin terkedilmesi isteniyordu."

Mahmut Baksi, Öcalan''ı anlatırken sık sık Zerdüştiliğin kutsal metinlerinden "Yasna"dan alıntılar yapmıştı. Ne ki Zeus''un çocukları, yıllardır destekledikleri Zerdüşt''ün çocuklarını bir kenara bırakıvermişlerdi. Gerçek buydu ve gerisi palavradan ibaretti.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.