|
Tezat yumağı bir politika…

Biden Yönetimi’nin İsrail eksenli Ortadoğu politikası tam bir tezat yumağı. Biden savaşın bölgeselleşmesini istemiyor gibi görünüyor, ancak eylemleriyle bu riski daha da artırıyor.

“Uluslararası Adalet Divanı” Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından sunulan kanıtları İsrail’in yargılanması için yeterli bulmasına rağmen Biden Yönetimi İsrail’in kavalını çalmaya devam ediyor. İsrail “BM-Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı”nda(UNRWA)’da çalışan 12 Gazze’linin 7 Ekim’deki saldırılarda rol oynadıkları iddiasıyla Ajansa yapılan bağışların kesilmesini istedi. Bu çağrıya ilk uyan ülkeyse ABD oldu. Dışişleri Bakanı Antony Blinken yaptığı açıklamada, “kendimiz araştırma imkanına sahip değiliz. Ancak iddialar son derece inandırıcı” bile dedi. Yardımların askıya alınması milyonlarca Filistinli mültecinin yaşamını çok daha zorlaştıracak.

Acaba Biden Yönetimi’nin İsrail’in her yalanını doğru kabul etmek gibi bir mecburiyeti mi var? Avrupa Birliği’nin merkez ülkeleri de ABD’nin kuyruğuna takılarak Ajansa yardımları askıya aldılar. İsrail’in “Hamas’ı cezalandıracağım” diyerek yüzde 70’i çocuk ve kadın 27 binden fazla sivil Gazze’liyi katletmesi gibi ABD de on binlerce çalışanı olan Ajansı topluca cezalandırıyor.

Ajansın kapatılması için uzun süredir bastıran İsrail, Filistinli mültecilerin yurtlarına dönme umutlarını yok etmek istiyor. ABD Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı, İsrail’in kaşarlanmış borazanlarından John Bolton ise “UNRWA’yı lağvedin” başlıklı yazısında “Filistinlilerin daimi mülteci statüsü efsanesini somutlaştırıyor” diyerek Ajansın kapatılması için çağrı yapıyordu.

ABD Başkanı Biden Batı Şeria’daki 4 İsrail’li yerleşimciye yaptırım getiren bir kararname çıkardı. Batı Şeria’da 700 bin civarında yerleşimci var. Yerleşimcilerin önemli bir kısmı aynı zamanda ABD vatandaşı. Kararname bu yerleşimcileri kapsamıyor. Yerleşimleri açıkça teşvik eden İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich bile yaptırım listesinde yoklar. Bu yüzden yaptırımın “göstermelik” olduğuna dair bir kanaat oluştu. Biden’ın yaptırım gerekçelerini “Yahudi karşıtı bir yalan” diye niteleyen Smotrich “yerleşimleri güçlendireceğiz” derken Ben-Gvir ise yerleşimcileri ‘kahraman’ ilân ediyordu.

Biden Perşembe günü seçim kampanyası için Arap-Amerikalılar’ın yoğun olduğu Michigan Eyaletindeydi. Ziyaretten bir gün önce çıkarılan yaptırım kararının Müslüman seçmenlerle genç Demokratları yatıştırmayı amaçladığı söyleniyor. 2020’de Michigan’da ezici çoğunlukla Biden’a oy veren Arap seçmenler Biden Yönetimi’nin İsrail’e silah yağdırması ve ateşkes çağrısında bulunmaması gerekçesiyle ipleri kopardılar. Biden Michigan’da kalabalık gruplarca protesto edildi. Anketlere göre Michigan’da Biden ile Trump arasındaki fark daraldı. Arap seçmenlerin Michigan gibi bazı kilit eyaletlerde Biden’ın seçilmesini zorlaştıracağı belirtiliyor.

“Associated Press- Chicago Üniversitesi Kamuoyu Araştırma Merkezi “işbirliğiyle geçtiğimiz Ocak ayı sonlarında yapılan ankete göre 18-44 yaş arası Demokratların Yüzde 72’si Biden’ın Gazze politikasını onaylamıyor. Demokratlar’ın yarıya yakını Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs’ü kapsayan bir Filistin devletinin kurulmasını destekliyor. Keza yetişkinlerin yaklaşık yarısı savaşın Orta Doğu’da daha geniş çaplı çatışmaya yol açmasından endişe duyuyor.

Haberlere göre ABD Dış İşleri Bakanlığı “iki devletli çözüm” bağlamında Filistin devletinin tanınması için seçenekleri gözden geçiriyor imiş. Ancak Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsünün ABD’nin politikasının değişmediğini açıklaması ise dikkat çekiciydi. ABD Filistin’in tanınması için “BM”de değil, taraflar arasında doğrudan müzakerelerle gerçekleşmesine yönelik bir politika izledi. İsrail’in her defasında akamete uğrattığı bu politika işe yaramadı.

Biden Yönetimi savaşın bölgeselleşmesini gerçekten istemiyorsa, atması gereken ilk adım İsrail’i “kalıcı ateşkes” için zorlaması ve silah transferlerini askıya almasıdır. ABD Filistin’in BM’de “tam üye” olarak yer almasına ilişkin bir kararı veto etmeyeceğini de duyurmalıdır.

ABD İsrail’e her yıl 3.8 milyar Dolar veriyor. Biden ise ilave olarak 14.5 milyar Dolarlık bir yardımın peşinde. Biden Yönetimi Gazze’yi yakıp yıkarak çöle çeviren İsrail’in cephaneliğine cephane yığarken, “ama bakın, size toplu iğne vermeyeceğim” gibisinden hiçbir etkisi olmayan mide bulandırıcı bir politika izliyor. Galiba Biden birkaç yerleşimciye yaptırım uygulamak gibi, inandırıcı olmayan girişimlerle seçime kadar durumu idare etmek istiyor.

#Politika
#İsrail
#ABD
#Abdullah Muradoğlu
2 ay önce
Tezat yumağı bir politika…
Kadın programları, başörtülü sunucular ve kamusal alan
Kara dinlilerle milletin savaşı
Köprü
Yenildiler
Jeopolitik buhran