|
İktidarın idrak sorunu

Lise yıllarımızdan hatırlıyorum. Dersine hiç çalışmamış bir arkadaşımız tahtaya kaldırıldığında, her soru karşısında sırada oturan arkadaşlara bakar, onlardan bir kopya vermelerini beklerdi. Bazı muzip arkadaşlar da, tahtadakinin bu zaafını kötü biçimde kullanır, yanlış cevaplarla onu perişan ederlerdi. Mesela Hoca "İstanbul''u kim fethetti?" diye sorar, tahtadaki bilmediği için sıradakilere bakar, onlar da "Kanuni Sultan Suleyman" diye fısıldarlardı. Tahtadaki hemen atılır "Kanuni Hocam" diye cevap verirdi. Sınıfta kahkaha kopardı. Bu arada bir başkası "Yavuz Sultan Selim" diye fısıldar, tahtadaki bu defa "Yavuz Hocam" diye bilmiş bilmiş seslenirdi. Bu defa Hoca da gırgıra başlar "Peki söyle bakalım, hangi yılda fethedildi İstanbul?" sorusunu sorardı. Tahtadaki sanki bilecekmiş gibi düşünürken, sıralardan "1590, 1590" diye fısıldamalar gelirdi. O hemen cevabı yapıştırırdı. Ve tabii ki, kahkahalar gene kopardı. Bu defa başka fısıldamalar, başka cevaplar, başka gülüşmeler...

Bu masum "Hababam Sınıfı" parodisi, şimdilerde Türkiye''de, Hükümet ile IMF ilişkilerinde yaşanıyor.

Başbakan Ecevit''in IMF''nin "çağdışı" kaldığını keşfetmesinden ve "bundan böyle IMF''den gelecek her öneriye ''evet'' demeyeceklerini" ifade etmesinden sonra, Başbakan Yardımcısı Yılmaz da, IMF programına ilişkin rezervlerini ilan etmiş.

Önce Yılmaz''ın "Bürokratların uyguladığı IMF''nin hazırladığı program tamamen çöktü mü?" sorusuna verdiği cevabı okuyalım:

"Programın para ve kur politikası ayağı çöktü. Bu çöküşün nedeni de bizim programa aykırı davranmamız değil, programı katı bir şekilde uygulamamızdan çöktü. O zaman programı tartışmaya açmak lazım. Bunda da gördüğümüz şudur ki, bu program Türkiye''nin mali sisteminin yapısını doğru biçimde ele alan bir program değildi. Yani Türkiye mevcut mali sistemiyle böyle programı ne yaparsa yapsın başarıya götüremezdi." (Hürriyet, Yılmaz''ın Muharrem Sarıkaya''ya demeci, 9 mart 2001)

Ne diyor Yılmaz: Programın en temel ayağı olan para ve kur politikası, programa aykırı davranmamızdan değil, programı katı bir şekilde uygulamamızdan çöktü.

Buradan çıkan sonuç ne?

Demek ki daha baştan programı anlamadınız, Türkiye gerçeklerini görmediniz, programın Türkiye gerçeklerine ne getirip ne götüreceğini tahmin edemediniz ve elinize verilen şeyin bulunmaz Bursa kumaşı olduğu düşüncesiyle fanatikçe uygulamaya yöneldiniz.

Ne diyor Yılmaz: O zaman programı tartışmaya açmak lazım.

Başbakan yardımcısı bunu 14 ay sonra, programın çöküşünü müteakip söylüyor.

Başbakan Yardımcısı, yine 14 ay sonra IMF programının "Türkiye''nin mali yapısını doğru biçimde ele alan bir program olmadığını" keşfettiklerini bildiriyor, hatta "Türkiye mevcut mali sistemi ile böyle bir programı ne yaparsa yapsın başarıya götüremezdi." Diyor. Buna "ba''de harabi Basra - Basra yıkıldıktan sonra" derler...

14 aylık bir idrak gecikmesi yaşıyor siyasi iktidar... Ya da 14 ay süreyle siyasi aklın IMF gibi uluslararası finans kuruluşlarına kiraya verilmesi gerçeğini...

Neden böyle oldu?

Çünkü IMF''nin şöhreti vardı ve IMF''nin para bulma ihtimali vardı.

Bütün bunlar önemli mi?

Önemli ise, o zaman gelelim bugüne....

Şu anda hükümet uluslararası finans çevreleri için olumlu bir isim olduğu, dolayısıyla para bulacağı ümidiyle ekonominin iplerini Kemal Derviş''e bıraktı.

Şimdi hemen sorabiliriz:

-Acaba bu da bir kiraya verme olayı mıdır? Yani net soru şudur: Yeni ekonomik programı Kemal Derviş inşa edeceğine göre, Derviş''i bu göreve getiren Ecevit''li Yılmaz''lı, Bahçeli''li siyasi irade, onun inşa edeceği programı kavrayabilecek midir? Bir idrak sıçraması mı gerçekleştirmişlerdir? Bu programın Türkiye gerçeklerine uygun olup olmadığını bilecek kadar "Türkiye gerçekleri"nden haberdar mı olmuşlardır? Kemal Derviş''in inşa edeceği programın ne getirip ne götüreceğini "idrak yeteneği"ne mi kavuşmuşlardır?

Lise çağlarının Hababam Sınıfı görüntüleri ve aktörler her şeye rağmen masumdu. Onlar geride sıcak tebessümler bıraktılar. Ya şimdi? Kopya verenler de, kopyaya hiçbir zihni süzgeç kullanmadan sarılanlar da, ülkeye bedel ödetiyorlar. Yüz binlerce işsiz, on binlerce işyeri kapanması, milyonların ekmeğinin yarı yarıya küçülmesi ve ülkenin itibar kaybı...

Türkiye''nin sorunu, bir idrak zaafında düğümlenmiştir. Mevcut iktidar, ne Türkiye''nin sorunlarını ne de onun için üretilecek çözümleri sağlıklı biçimde değerlendirecek bir idrak seviyesinde görünmüyor. Taşıma su ile değirmen dönmediği gibi, ithal akılla da ülke yönetilmiyor. En azından kopyanın doğruluğunu kavrayacak bir fikri altyapı gerekiyor.

23 yıl önce
İktidarın idrak sorunu
Küfre küfür, kâfire kâfir diyememek
Batı çalar, CHP oynar…
Rusya yaptırımları, ABD’nin Türkiye uyarısı ve çifte standardı
Nüfus
Yasa ve toplumsal meşruiyet: 6-8 Ekim davası