Yazarlar Devlet memuru olmanın dayanılmaz cazibesi

Devlet memuru olmanın dayanılmaz cazibesi

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı

Kapitalist sistemin hakim olduğu ekonomilerde her ne kadar işler daha çok piyasa ekonomisi (özel sektör) tarafından yürütülmek istense de kamu sektörünün ekonomide mutlaka önemli bir pay sahibi olduğu görülmektedir.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : Devlet memuru olmanın dayanılmaz cazibesi
Haber Merkezi 01 Temmuz 2018, Pazar Yeni Şafak
Devlet memuru olmanın dayanılmaz cazibesi yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Kamunun çeşitli nedenlerle (kaynak tahsisi, düzenleyici denetleyici faaliyetler, gelir dağılımı adaleti, ekonomik istikrar vs.) ekonomiye müdahalesi bağlamında işgücünün bir kısmının kamuda istihdamı söz konusudur.

Bu noktada, Türkiye’deki kamu personeli istihdamı ve artarak devam eden kamu sektöründe çalışmak arzusu (KPSS sınavlarına yoğun ilgi bunu gösteriyor) irdelenmesi gereken önemli bir konu diye düşünüyorum.

**

2003 yılında kamuda çalışan personel sayısı 1,8 milyon civarındadır. Devlet Personel Başkanlığı’nın Mart 2018’de açıkladığı verilere göre merkezi yönetim kuruluşlarında istihdam edilen memur sayısı 2,3 milyona ulaşmıştır. Bu rakama KİT ve mahalli idare çalışanları, hakimler, savcılar, akademisyenler ve sözleşmeli personeli de eklediğinde genel toplamın 3.129.304 kişi olduğu hesaplanmıştır.

Sadece 2013-2018 yılları arasındaki süreçte kamu personeli sayısı 581.248 kişilik bir artış göstermiştir.

**

Kamudaki istihdam artışının en önemli (olumsuz) yönü devlet bütçesi üzerinde yaptığı gider baskısıdır.

Öyle ki, 2002-2012 yılları arasındaki 10 yıllık süreçte personel giderleri kalemi nominal olarak 5 kat artmıştır.

Bütçe sisteminin değiştiği (analitik bütçeye geçildi) 2006 yılında 37,8 milyar civarında olan personel harcamaları, 2013 yılına gelindiğinde 96,2 milyar seviyesine ulaşmıştır. Yani, 7 yıllık süreçte yüzde 154,5 seviyesinde bir artış gerçekleşmiştir.

2018 yılı bütçe tahminlerinde ise personel giderlerinin 183 milyar TL olması beklenmektedir. Bunun anlamı son 5 yıllık süreçte söz konusu bütçe kalemindeki artışın yüzde 190’ı aşmış olacağıdır.

**

Nominal rakamlardaki artış yanında bütçeden alınan payın gelişimi asıl göstergedir.

2006 yılında personel giderleri kalemi, toplam bütçe giderlerinin yüzde 21,2’si iken; 2017 yılında yüzde 23,9’a çıkmış, 2018 yılı tahminlerinde ise yüzde 24 olması beklenmektedir.

Bu rakamlar, personele yapılan harcamaların diğer bütçe harcamalarından daha hızlı arttığını göstermektedir.

Toplam personel sayısı arttığı için personel harcamalarının payının artışı bireysel anlamda memurların durumunun ne derece iyileştiği noktasında kesin bir fikir vermez. Burada maaşlardaki yıllık reel artışlara bakılması gerekir. Ayrıca, enflasyonun üzerinde bir artışı garanti eden bir endeksle maaşların düzenlendiğini de biliyoruz.

**

Tabii ki memur ve kamu personeli sayısındaki artış trendini yalnızca politika yapıcılarına bağlamak (ihtiyaçtan fazla kadro ilan edilmesi) doğru değildir.

Öncelikle her yıl yaklaşık 800 bin kişinin yeni işgücüne katıldığını belirtelim. Memur olma coşkusunun arkasında ilk olarak nüfus (işgücü artışı) baskısı var.

İkinci bir etken ise çocuklarını üniversiteye gönderen ailelerin büyük çoğunluğunun onların bir devlet dairesine girmesi beklentisi içinde olmasıdır. Bu beklenti gençler tarafından da içselleştirilmiş, KPSS sınavına hazırlanıp devlete kapak atmak başlıca hedef olmuştur.

Bir başka etken ise üniversitelerdeki eğitimin piyasadan kopuk olması (uygulamalı eğitim ve staj imkanlarıyla öğrenci okul döneminde bile piyasayla entegre edilebilir).

Yine, özel sektörün acımasız, zor çalışma şartları ve işgücü fazlalığı nedeniyle çok düşük ücret verdiği örnekleri piyasaya bakışı soğutan diğer bir etken.

**

Az ama düzenli bir maaş, işten atılma ve gelecek kaygısı olmayışı, mesai saatinin, yıllık izin (tatil) ve emeklilik tarihinin belirliliği, ömür boyu sosyal güvenceye sahip olunması gibi faktörler devlet dairesinde çalışmayı cazip hale getirmektedir.

Avantaj gibi algılanan bu saikler kamu sektörünün heyecansız, başarıyı ve çok çalışmayı ödüllendirmeyen, yetenekleri körelten, piyasada hem kendisi hem de toplum için çok daha iyi şeyler yapılabilmesini engelleyen kısır bir yapıyı desteklemektedir.

Yani, ülkenin en yüksek potansiyeli taşıyan beşeri sermaye unsurları (nitelikli gençler) üniversitelerin piyasadan kopuk eğitim vermelerinden, yanlış toplumsal algı ve yönlendirmelerden dolayı heba edilmektedir.

Herkesin devlet memuru olduğu devletlerin, kendi ağırlığı altında ezilen Leviathan misali, tarihin derinliklerine gömüldüğünü unutmamak lazım.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.