Yazarlar Maliyet enflasyonu ve faiz

Maliyet enflasyonu ve faiz

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı

Mayıs ayı enflasyon rakamları açıklandı. Tüketici fiyatları endeksinin yıllık olarak yüzde 12,15, üretici fiyatları endeksinin de yüzde 20,6 oranında arttığı görülmektedir.

Açıklanan veriler enflasyon sorununun bir süre daha devam edeceğinin bir işareti.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : Maliyet enflasyonu ve faiz
Haber Merkezi 01 Haziran 2018, Cuma Yeni Şafak
Maliyet enflasyonu ve faiz yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Tüketici fiyat endeksinin daha çok talep, üretici fiyat endeksinin ise arz ya da maliyet enflasyonu olarak kabul edildiğini belirtelim.

İki endeks arasında uzun dönemde geçiş yaşanmakta ve tüketici fiyat endeksiyle üretici fiyat endeksleri yakınsamaktadır

Buradan da üretici fiyat endeksindeki yüksekliğin tüketici fiyat endeksi üzerindeki artış baskısının devam edeceği anlamı çıkmaktadır.

**

Enflasyonu genel olarak talep enflasyonu ve maliyet enflasyonu diye ikiye ayırmak mümkün. Talep enflasyonu bir ülkede toplam talebin toplam arzdan fazla olması veya talep baskısı nedeniyle ortaya çıkan fiyat artışlarından kaynaklanmaktadır.

Talebin büyük bir kısmını tüketim belirlediğinden, talep enflasyonuna bir anlamda tüketim harcamaları neden oluyor da denebilir.

Başka bir enflasyon türü ise maliyet enflasyonudur. Üretim yapan bir işletmede girdi maliyetlerini artışı nihai ürün fiyatlarına yansıtılmasıyla ortaya çıkan enflasyon türüdür.

Üretim sürecinde istihdam edilen personelin ücretleri, hammadde ve aramalı fiyatlarındaki artış, dolaylı vergiler, finansman maliyetleri ve kur artışları maliyeti enflasyonunu artıran başlıca girdilerdir.

**

Yurt içi üretici fiyatlarındaki artışa ana sanayi grupları itibariyle baktığımızda aramalı fiyatlarını yüzde 24, enerji fiyatlarının yüzde 29,59 ve sermaye mallarının fiyatlarının ise yüzde 22,41 oranında arttığını görmekteyiz.

Verilerden hareketle, kurlardaki artışın ithal malların fiyatlarını arttırdığı ve dolayısıyla yurt içi üretici fiyatları artışının temel belirleyeni olduğu söylenebilir.

Burada bir başka önemli konu; son dönemlerde üzerinde yoğun polemik yaşanan faizlerin finansman maliyeti olarak maliyet enflasyona neden olup olmadığı konusudur.

Bir kısım iktisatçılar faiz maliyetlerinin işletmenin toplam maliyetleri içerisinde çok düşük oranda bir yer tuttuğunu (yüzde 2.5-3) dolayısıyla faizlerle maliyet enflasyonunu ilişkilendirmenin çok da doğru olmayacağını iddia etmektedirler.

Hatta cumhurbaşkanının “faizler enflasyonun nedenidir” açıklamasını iktisat kuralları dışında bir jargon olarak da kamuoyuna aktarmaya çalışmaktadırlar.

Burada söylenmesi gereken çok önemli bir husus, üretim sürecinin her aşamasında; hammadde ve aramalı alınıp işlenmesinden nihai ürüne dönüştürülmesi ve pazarlamasına kadar bütün aşamalarda borç finansman kullanıldığıdır.

Bu finansmanın maliyeti de faizdir. Dolayısıyla üretim sürecinin her aşamasında finansman maliyetleri (faiz) toplam maliyetlere eklenmektedir.

Yani, sadece nakit sermaye kullanımı sonrasında ödenen faizleri işletme maliyetlerinden gösterip faiz ödemelerinin maliyet enflasyonu üzerindeki etkisinin çok düşük olduğunu söylemek rakamlarla göz boyamaktan öte bir anlam ifade etmemektedir.

**

Cumhurbaşkanının dediği gibi; “faizler enflasyonun nedeni midir yoksa enflasyonun yüksekliğinden dolayı mı faizler artmaktadır” söylemi son yıllarda iktisat bilim camiasında özellikle yabancı literatürde tartışılan konuların başında gelmektedir

Bu noktada Fisher hipotezi olarak literatüre giren nominal faizlerin, reel faizlerle enflasyon beklentileri toplamından oluştuğunu ifade eden denklemin yeniden gündeme gelmesi söz konusu.

Bugün Neo Fisher yaklaşımı denilen, argüman (Fisher yaklaşımının güncellenmiş versiyonu) net bir şekilde kısa vadeli nominal faiz oranlarının uzun vadede yüksek enflasyona neden olduğunu öne sürmektedir.

Fisher denkleminde reel faiz oranlarının uzun vadede değişmeyeceği kabul edilmektedir. Dolayısıyla denklemde nominal faizlerin doğrudan enflasyon oranları ile birlikte hareket ettiği ortaya konulmaktadır.

Yani, enflasyon var dolayısıyla faizleri yükseltelim ve enflasyonu kontrol altına alalım uygulamasının-politikasının yanlışlığı dile getirilmektedir.

İşte bu Fisher hipotezi enflasyon yüksek olduğu zaman faizleri yükseltirseniz, enflasyon azalmaz daha da artar demektedir.

Bu tartışma şimdi neden iktisat bilim dünyasının gündemine taşındı. 20 yıllık bir Japonya, 5-6 yıllık ABD ve hatta küresel kriz sonrası AB deneyimi faiz oranlarının olabildiği ölçüde düşürülmesine rağmen enflasyonun artırılamamasından hareketle bu teori yeniden gündeme gelmiştir

**

Şimdi 2001 yılından bugüne kadar Türkiye’de enflasyonun seyrine baktığımızda yüzde 70’lerden bir ara yüzde 6,2’lere kadar gerilediğini görmekteyiz.

Peki, enflasyon 2001’den bu yana düşerken çift haneli rakamlardan tek haneli rakamlara düşerken Merkez Bankası faizleri arttırmış mıdır azaltmış mıdır?

Merkez Bankası politika faizleri ile enflasyon gerçekleşmelerine baktığımızda; faizlerin düşürüldüğü dönemlerde enflasyonun da azaldığı net bir şekilde görülmektedir.

Kaldı ki yine hem dünyada hem Türkiye’de konu ile ilgili nedensellik ilişkilerine veya ilişki olup olmadığını araştıran ekonometrik çalışmalarda büyük ölçüde nominal faizle enflasyon arasında doğrusal bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Tabii ki bunun aksine ilişkileri tespit eden çalışmaları da bulmak mümkün.

**

T.C. Merkez Bankasının Taylor kuralı dediğimiz enflasyon arttığında faiz oranlarının da daha yüksek artması gerektiği kuralına sıkı sıkı bağlı hareket ediyor.

Son yıllarda ülkemizde görüldüğü gibi (Neo Fisheryen yaklaşımı destekler şekilde) yüksek faiz politikasının kaçınılmaz olarak enflasyonu artırdığını görmekteyiz.

2006 yılından bu yana sürdürülen yüzde 5 enflasyon hedefi süregelen paradigma (yüksek enflasyonu faizleri yükselterek kontrol altına alma) ile bir türlü tutturulamamıştır. Demek ki politika seçeneklerini (paradigmayı) yeniden düşünmek/değiştirmek gerekiyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.