|
Ali Taran CHP’ye biraz heyecan getirebilir

Bizce dünün en flaş iletişim haberi CHP’nin seçim kampanyasının Ali Taran’a emanet edilmiş olmasıdır.

Sosyal medya ortamında hemen çemkirmeler, eleştiriler, Ali Taran aleyhinde atıp tutmalar başladı. Bize sorarsanız bu tür reaksiyonlar için henüz çok erken.

Bir kere CHP’nin Ali Taran’a ‘iletişim’i tamamen teslim edip, onun dediklerine harfiyen uyacaklarına inanmak zor. Hani Amerikalıların deyişi “Too many chiefs no indians” . Malum, yapısı itibarıyla CHP şefleri bol, yerlileri az bir partidir. Siyasi iletişimi üst seviyede bilmeyene de CHP saflarında rastlamak zordur. Merkezi bir parti iletişim disiplini yoktur. Her kafadan bir ses çıkma ihtimali büyüktür. Bu nedenle de Ali Taran’ın kısa zamanda, belki de seçimlere çok az kala ‘Ne Şam’ın şekeri ne Arap’ın yüzü’ deyip tası tarağı toplayıp iç huzurunu tekrar bulmak üzere CHP’yle yolları ayırması bizce mukadderdir.

İkinci olarak ise şunu rahatlıkla iddia edebiliriz: Ali Taran eğer ‘bilmişler ordusu’yla karşılaşmaz ve koyduğu stratejileri disiplinli bir şekilde uygulatabilirse kesinlikle başarılı olur. Neden? Burada daha önce de ifade ettiğimiz bir fıkrayla açıklamaya çalışalım.

Bektaşi’nin önüne iki şişe şarap koyup, sormuşlar:

-“Erenler, bir zahmet şunların tadına bir bak. Sence hangisi daha iyi?”

Bektaşi almış şişenin birini, bir dikişte lıkır lıkır içmiş. Sonra demiş ki:

-“Öteki şişedeki şarap daha iyi.”

Şaşırıp sormuşlar:

-“Nereden bildin? Diğerine henüz dokunmadın bile!”

-“Gerek yok.” diye cevap vermiş bizim arkadaş;

“Bu içtiğimden daha kötüsü olamaz!”

CHP’nin durumu da ortada. Ali Taran ne yaparsa yapsın CHP’nin puanları daha aşağıya inmez. Hatta bir iki puan yukarı bile çıkabilir.

Üçüncü olarak da şunu sorabiliriz:

CHP’nin AK Parti’nin iktidarını tehdit etme şansı var mıdır?

Bu sorunun yanıtı çok açıktır:

Hayır yoktur. Çünkü Ali Taran’ın elindeki lider aynı liderdir. Parti üst kademeleri aynı üst kademelerdir. Dünya görüşünde ise birdenbire büyük farklılıklar beklemek ‘ortaya karışık’ bir ‘Çipras hareketi’nin doğacağına inanabilmek için saflıktan öte başka naif hasletler de geliştirmek gerekebilir.

Şunu açıkça ifade edelim ki bizim adımıza Ali Taran’la birlikte olaya nihayet bir miktar heyecan geleceği kesindir. Hepsi o kadar.

‘Evlenmek için ehil misiniz?’

Bakanlar Kurulu, “evlenme ehliyeti belgesi” alma zorunluluğu getirmiş. Haberi okuyunca birden Claude Lelouch’un en beğendiğim filmlerinden biri olan ‘Tüm Bir Yaşam’ın (Toute une vie) final sahneleri aklıma geldi. Yönetmen filmde bir gelecek soyutlaması yapıyordu ve bu soyutlamaya göre çocuk doğurmanın insanların fiziksel, zihinsel, ruhsal ve sosyal sağlık durumlarının iyi ve müsait olduğunu kanıtlamaları ve bunun için bir belge almaları gerekiyordu. Pamukkale travertenlerinin mekan olarak kullanıldığı görsel zenginlikte insanlar sınavdan geçtikten ve belgelerini aldıktan sonra müthiş bir disiplinle sağlıklı bir şekilde besleniyor, spor yapıyor, esenlik içinde çocuklarını doğurmaya hazırlanıyorlardı. Öyle ya yönetmene göre toplumsal yaraların temelinde çocuklarını kötü yetiştiren ebeveynlerin sorumluluğu büyüktü. Bu sorumluluğa müdrik olunmadıkça ve de gerekli koşulları sağlamadıkça dünyaya getirilecek çocuklar toplum için en büyük tehdit unsuru olabilirdi...

Bakanlar Kurulu’nun evlenme ehliyeti belgesi üzerine aldığı kararı duyunca birden sandım ki, özellikle büyük kentlerde yüzde 40’ları aşan boşanma vakaları ve mutsuz evliliklerin, uyumsuz çiftlerin yol açtığı toplumsal yaraların önlenmesi için yukarıdaki bilim kurgu yaklaşımına benzer bir bakış açısıyla olaya yeni bir ufuk getiriliyor. Oysa öyle değilmiş.

Haberin devamını okuyunca biraz düş kırıklığına uğradığımı itiraf etmeliyim. Yönetmelikte ülkemiz bürokratik yapısı içinde evliliğe toplumsal sağlık adına ileri bir dokunuş yerine yeni bir bürokratik engel getiriliyor hissine kapılmam için her türlü gerekçe vardı.

Bir tek ‘ehliyet’ kavramı umut veriyordu. Yani ‘Evlilik için ehil misiniz?’, ‘Dünyaya bir çocuk getirmek için ehil misiniz?’ Bu soruların cevapları bir gün mutlaka aranacaktır. Bugünden bunları düşlemek hemen faşizan bir siyasetin ürününü savunuyormuşuz algısı yaratabilir. Onun için erken ötmenin hiçbir alemi yoktur.

Geçmiş hangimizi kovalamıyor ki?

Şimdiden uyarmak istedik:

Gelecek hafta sinemalara Birdman adlı film geliyor. Filmin bir de alt başlığı var. İngilizcesi: The Unexpected Virtue of Ignorance. ‘Cahilliğin Umulmayan Erdemi’ diye tercüme etmişler. Bu film, ikinci haftayı zor görür; aynen Mr. Turner’ın başına gelen, bu filmin de başına gelir. Bir, hadi bilemediniz iki hafta sonra sinemalardan gider. Sinemayı seyretmek ve okumak arasında ikinci yolu tercih edip, bundan gerçek tat alanların Mr. Turner’ı bulup izlemeleri gibi Birdman’i de gözden kaçırmamalarını tavsiye ederiz.

Mr. Turner 4 dalda Oscar’a aday gösterilmişti. Fenomeni, biçimi, içeriği son derece itici ve felsefi deyimle ‘makabre’ olan İngiliz ressam William Turner’ın özü itibarı ile tanrısal dünyasını pırıl pırıl görüntülerle anlatan film sessizce vizyondan çekildi.

Birdman 9 dalda Oscar’a aday. (En iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi yardımcı kadın oyuncu, en iyi yönetmen (Alejandro González Iñárritu), en iyi senaryo, en iyi görüntü yönetmeni, en iyi ses kaydı ve en iyi ses kurgusu.) Iñárritu daha önce Paramparça Aşklar, Köpekler, Babil, 21 Gram, Biutiful, gibi filmlerle hafızalarda yer etmişti. Birdman, yaşlanmakta olan bir Hollywood starının Broadway’de sahnelenecek oyunla ‘geri dönüş’ hikayesini anlatıyor. Kendisini kovalayan geçmişiyle dramatik hesaplaşması filmin ana eksenini oluşturuyor.

Geçmiş hangimizi kovalamıyor ki?

Kaçırmayın, mutlaka izleyin.

Bu hafta ise K.O.Z. başlıyor. Merakla bekliyoruz.

#CHP
#Ali Taran
#AK Parti
9 yıl önce
Ali Taran CHP’ye biraz heyecan getirebilir
Küfre küfür, kâfire kâfir diyememek
Batı çalar, CHP oynar…
Rusya yaptırımları, ABD’nin Türkiye uyarısı ve çifte standardı
Nüfus
Yasa ve toplumsal meşruiyet: 6-8 Ekim davası