Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar CHP çözüm sürecinde etkin olmalı

CHP çözüm sürecinde etkin olmalı

Ali Saydam
Ali Saydam Gazete Yazarı

"Siyasal partiler, önceden belirlenmiş temel ilkeleri varsa kararlarını daha çabuk ve kolay alabilirler. Bir parti, iyi düşünülmüş ve tartışılmış güncel bir programa sahip değilse ve olaylar karşısında konunun genişliğine uygun politikalar belirleyemiyorsa, konuların dışında görülebilir. CHP, durumunu doğru tanımlayıp bu görüntüden hızla sıyrılmalıdır."

Konda Genel Müdürü Tarhan Erdem Taraf gazetesinde yer alan beyanında, bu tespiti yaparken "CHP programı güncellenmeli" diyordu.

Eminim bazı CHP"li arkadaşlarımız, sayın Tarhan Erdem için de "Hadi canım bıraksın bu lafları... O zaten..." diye başlayan cümlelerle meseleyi geçiştirmeyi tercih edeceklerdir. Nereden biliyorum? Tecrübeyle sabit çünkü... Düşünceye düşünceyle değil, "Sen zaten..." diye başlayan kişiselleştirmeye ayarlı "taraftar" muhabbetiyle karşılık vermek yükselen trendlerimizden biridir, ondan...

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu"nun sürecin en başındaki hükümete kredi açtığını ifade ettiği beyanını hatırlayınız... Doğru tutum buydu. Sürdürülmesi gereken tutum da buydu. "Ama efendim, Başbakan kredi meselesinde nasıl tepki verdi hatırlamıyor musunuz?, "Sen kimsin ki bize kredi açıyorsun, sen krediye muhtaçsın" demedi mi?" diyenler, tam da sözünü etmeye çalıştığım, "düşünceye düşünceyle değil, "o dedi, bu dedi" havasıyla karşılık vermeyi marifet belleyenlerdir.

"Büyük fikir" varsa, partinin, sayın Erdem"in vurguladığı gibi "önceden belirlenmiş temel ilkeleri varsa" daha süratli kararlar alınabilir ve hedefe giden yolda, yani iktidar yarışında, polemikle fikriyatı birbirine karıştırmadan, ayrıca ikisinin önem ve değerini bilerek tutarlı stratejiler hayata geçirilebilir. Fikriyat ne kadar güçlüyse retorik sanatının da çıtası o kadar yükselir çünkü... Polemiğe ve iletişimin tamamına lezzet katan da bu değil midir?

Türkiye gündeminin ilk maddesi olan çözüm sürecinde CHP, mutlaka ama mutlaka yerini almalıdır. Eğer Türkiye"de "demokrasinin yerleşmesi" derin bir arzu olarak tüm taraflarda şimdi ve gelecek için bir ihtiyaç halinde hissediliyorsa...

İtalyan usulü kendi ayağına kurşun...

Düşünsenize; bizim büyük bankalarımızdan birinin Yönetim Kurulu Başkanı çıkıp "Türk şirketlerinin yüzde 20"si batacak" dese ne olur?..

Yer yerinden oynar…

İtalya"nın ikinci büyük bankası Intesa"nın CEO"su Enrico Cucchiani "Krizde İtalyan şirketlerinin yüzde 20"si batacak" demiş.

Kapitalizmi reddedip de yerine "işleyen" başka bir sistem koyamayan günümüz dünyasında aygıtın çalışmadığı hallerde mekanizmayı harekete geçirecek benzini, yağı bulma derdine düşen Batı"yı doğru anlamadan kendimizi de doğru değerlendiremeyiz. Ekonomi kökenli bazı köşe yazarlarımızın "çözüm önerileri" konusunda gerçekçi yaklaşımlar sunmaya hiç mi hiç yanaşmadan, örneğin aile başına düşen gelir ortalamalarından yola çıkan sonuçlarla "ekonomi böyle mi yönetilir?" diye bodoslamadan döşendikleri "giydirme" yazılarına rastladıkça, İtalyan bankacının feryadı sanki daha da iyi anlaşılıyor.

Meseleyi bankacı ile yoksul karşılaştırmasına çekmenin kapitalizmi sarsacak bir argüman olmadığını, iletişimin ancak gerçekler üzerinden yürüyebildiğini ve öz"e temas edebilmek için özlü bilgilerin zorunlu ama yetersizliğini görebilmemiz lazım. Bilgileri sıralamak, yorum yapmak anlamına gelmiyor çünkü.

İtalya"da dev iflaslar bekleniyormuş. Kapitalizmin yasalarıyla beşeri hisler çatıştığında sistem her zaman galip gelmiştir. Kızsak da, üzülsek de o sistem, yerine başka bir modelle "işleyen" aygıtı keşfedemediği sürece tüm ekonomileri belirlemeye, yasalarını uygulamaya davet edecektir. Kendi canını yakması gerekse de. Alternatifi olmayan her yapı için geçerlidir bu.

"e-şerefsizlere" yasal darbe!..

Son günlerde iletişim ve bireysel hak ve özlükler adına atılmış adımlar en önemlilerinden biri hiç şüphesiz, digital medyada ve internet ortamından yapılan hakarete getirilen hapis cezalarıdır. İlk verilmiş olan ceza ertelenmiş ve tekrarından yeni verilecek ceza ile birlikte uygulamaya alınacakmış. Olsun!.. 1 – 3 yıl arası hürriyeti kısıtlayıcı ceza, internet ortamının verdiği "vahşi özgürlük ortamını" kullanıp, dilediğine sütre gerisinden dilediği hakareti yapma ve itibarsızlaştırma özgürlüğünü (!) kullanmaya yeltenenleri biraz olsun frenler belki…

Bu sayede, gazetelerden harfler keserek tehdit mektupları yollayan "sapıklardan" hiç farkları olmadığını düşündüğüm "sosyopatlar" biraz olsun gemlenirler belki… Herkesin kendi kimliği ile dilediğini söylemesine hiçbir itirazım yok. Katılımcılığın ve Atina demokrasisinin üst sınırlarının kapısını aralayan bu özgürlükçü ortamın "sosyopatların" elinde heder edilmesini engelleyen her girişimi destekliyorum. Hürriyeti kısıtlayıcı uygulamaların hayranı olmasam da…

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.