Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar İstanbul Ulaşım"dan iletişim kazası

İstanbul Ulaşım"dan iletişim kazası…

Ali Saydam
Ali Saydam Gazete Yazarı

İletişim mesleğinde mesai bitmez… İşiyle barışık bir iletişimcinin, giderek sadece toplantı mekânı haline gelmeye başlamış olan ofis ortamının dışına çıktığı zaman da "algısı" sürekli açıktır.

İletişim Danışmanı arkadaşlarımızdan Rasim Yılmaz Taksim"den Levent"e gitmek üzere bindiği metroda bir ilana rastlamış. Hemen fotoğrafını çekmiş bana yollamış… "İmaj" kavramı konusundaki alerjimizi biliyor. "Koca belediye "algı araştırmasının" adını kurumsal "imaj araştırması" koymuş ve halktan geri dönüş bekliyor..." diye de bir not düşmüş…

Metrodaki ilan şöyle: "Değerli yolcularımız. İstanbul Ulaşım AŞ olarak "Kurumsal İmaj Araştırmasında" bulunmaktayız. Lütfen 1 Şubat 2013 tarihine kadar www.istanbululasim.con adresini tıklayıp, anket formunu doldurarak, bize destek olun."

"Araştırmada bulunmak" nasıl bir Türkçedir, tabii ki anlayamadık; ancak bu özensizlik, işin aslındaki ciddi "iletişim kazasının" yanında solda sıfır kalacağı için o konuya pek girmeyeceğiz…

"İmaj" kavramı "Neşeli Cahiliye Dönemi" diye adlandırabileceğimiz tüketim toplumu yıllarının ürünüdür… Olmayan bir şeyi varmış gibi göstermek, ya da var olanı pek de hak etmediği boyutta "parlatmak"la eş anlamlı kullanılan bu laf, hele de bilgi toplumuna geçişle birlikte tamamen demode olmuş, "imaj yönetimi" ya da "image making" gibi kullanımları, "göz bağcı", "iletişim jonglörü", havası bilgisinden fazla, görüntüsü akıl ve zekâsının önünde, yarı cahil (tam cahilden daha beterdirler) "halkla ilişkiler müsveddelerinin" dilinde kalmıştır… Bir de tabii bunlardan etkilenen ve işin aslını araştırma zahmetine katlanmayan iyi niyetli fakat "iletişim özeni zaaflı" karar vericilerin…

Sadece biz söylemiyoruz; bu işin en "uleması" Prof. James Grunig söylüyor. İmaj, "imitari" yani "taklit" kavramından gelir, diyor hoca, sonra Webster"e gönderme yaparak ekliyor: "İmaj, bir kişi veya şeyin reprodüksiyonu veya taklididir." Sonra da sınırı net olarak çiziyor: "Biz halkla ilişkilerde "itibarla" ilgilenmeliyiz, "imajla" değil"… Bunu hangi yıl yazıyor Grunig? Tam 22 yıl önce, 1991"de… Biz 1993 yılında Public Relations Review Sayı 19-2"deki tekrar yayınına dayanarak kitabımıza almışız (Bkz. Algılama Yönetimi, 5. Baskı S. 125)… Hani adımız John Smith değil diye bazı vatandaşlar söylediklerimizi kaale almayabilirler, onun için ilmin sahibinden alıntı yapalım, dedim…

Peki İtibar, Algı, nasıl ölçülür?.. Bu sorunun yanıtı için size beş adres verebilirim 1. İtibar Yönetimi Enstitüsü 2. GFK 3. Kurumsal Algı Endeksi, Era Research & Consulting 4. Türkiye İtibar Endeksi 5. İDA (İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği)… Bu kuruluşlara sorun bakalım, "İmajımızı ölçtürmek istiyoruz" deyin. Bakın size ne diyecekler…

İstanbul Ulaşım"a hayranım… Müthiş işler yapıyorlar… İstanbul"da hayat hâlâ devam edebiliyorsa, biraz da onların sayesinde… Bütün bunlar tamam. Ancak her zamanki problem burada da var. Alt yapı (hard issues) sağlam, ancak üst yapı (soft issues) sorunlu… Zurna da orada zırt diyor zaten, başka yerde değil…

Sinan"ın eserlerinin musikideki karşılığı…

Dün ofise geldiğimde, sevgili dostumuz Gülper Refiğ hanımefendiden "beklediğim" iki mükemmel yayını masamda buldum. İkisi de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Yayınlarından. Biri 300 adet basılmış olan (her kıymetli şey gibi nadir bulunan), hakemli Müzik – Bilim Dergisi, diğeri ise bir kitap… Dostumuzun "Müzikoloji Bölüm Başkanı Prof. Gülper Refiğ" imzasıyla yayınladığı Necil Kazım Akses üzerine çalışması… Keşke ikisini de edinebilseniz…

Refiğ"in dergideki "Dünya Saygun"u dinlemeli" başlıklı makalesinin (S. 53) giriş cümlesini tadımlık olarak sunayım size: "Goethe, mimarlığın dondurulmuş müzik olduğunu söyler. Sinan"ın Süleymaniye ve Selimiyesi"nin çağımız musikisindeki karşılıklarını Saygun yaratmıştır"…

Aile dostumuz olan Gülper Hanım aynı zamanda Hocamızdır. Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi"nde kendisinden "Doğuda ve Batıda Müziğin Ruhu ve Etkileşimi" başlığı altında, dolu dolu, unutulmaz bir seminer almıştık… İşte o günün büyüsü, bu makale ve kitapta da sürüyor. Üst yapı (soft issues) meselelerine (ve de eksikliklerine) kafayı takma büyüklüğünü gösteren, milli kültür politikası üzerine odaklanmanın önemini kavramış herkesin dikkatine sunulur…

Ellerine sağlık Gülper Hoca…

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.