Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Light Komutanlar

Light Komutanlar...

Ali Saydam
Ali Saydam Gazete Yazarı

Ülkenin bazı yörelerinde ve bazı törelerinde bu laf Allah korusun cinayet sebebi olabilir: "Yumuşak" ya da "Hafif" anlamına gelen "Light"… Mesela "Amma light erkeksin!"... İnsanımızın değer sistemine "dokunabilir" ve bizi dağıtabilir…

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı resepsiyonuna Türk Silahlı Kuvvetleri"nin üst yönetiminin katılacağı yolundaki haberler üzerine CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce içini dökmüş (Tam bir kontrolsüzlük, çam devirme örneği):

"Yalova"dan light komutanlara ve NATO paşalarına selam söylüyorum"…

İstedikleri gibi kendilerine iktidar yollarını açmadıkları için Generalleri eleştirmelerini, katılmamakla birlikte anlamak mümkündür. Ancak "Kâğıttan kaplan", "Light" vb. gibi hakaret sınırlarını zorlayan, Silahlı Kuvvetleri horlayıp aşağılayan, itibarsızlaştırmaya hizmet eden kavramlarla bir zamanlar ağızlarının içine baktıkları generallere saldırmak, kimin işine yarar, bir düşünmekte fayda vardır. Türk Silahlı Kuvvetleri Allah"tan tüm saldırılara rağmen hâlâ açık ara ülkenin en itibarlı kurumlarından biridir. 100 üzerinden 75 - 85 bandında Cumhurbaşkanlığıyla birinciliği ve ikinciliği paylaşmaktadır. Muharrem İnce zekî bir siyasetçidir. Araştırmalara bakacak kadar akıllı olduğunu da tahmin ediyorum. O araştırmaları "okuma" konusunda bir "feraset" gösterse bu türden savrulmaların önüne kendisi geçebilecektir.

Navigasyon aleti (araştırmalar) olmadan siyaset yönetilemez. Halkın en çok itibar ettiği kurumun liderlerine bu kadar açık saldırılamaz. Saldırılırsa, halk o saldıranlara itibar etmez, Silahlı Kuvvetler değil. Ayrıca Silahlı Kuvvetler"in itibarsızlaştırılması süreci bölgede Türkiye"nin zayıflamasını isteyenlerin dışındahiç kimsenin işine yaramaz. Real politika budur. Tercih tabii ki ana muhalefet liderlerinin…

Köpek maması diyeti!..

Dile kolay. Ameliyat mameliyat… Estetik mestetik. Fark etmez. 1960"larda Ben orta okuldayken Ajda Hanım vardı. Hâlâ var… Hem de nasıl var? Hâlâ popüler. Hâlâ star. Hem de süperinden…

Ajda hanımı örnek alan, idol olarak gören kaç kuşaktan bu yana ne kadar çok kadın vardır, kim bilir… "Star" demek "taklit edilen" demektir zaten. Bu bir de "Süper star". Örnek alınma sorumluluğu katmerli yani… O nedenle de Ajda hanımın ağzından çıkanı kulağının duyması yerinde olur.

Bir profesyonel içinden geldiği gibi davranabilir mi? Seçilmiş, ölçülmüş, biçilmiş, planlı davranış sergilemesi gereken starların "dağıttıkları" izlenimini veren davranışlarının dahi bilinçli, planlı olduğunu biyografilerden öğrenmiyor muyuz?...

O nedenle Pekkan"a zayıflamak için "Köpek maması yerim" şeklinde açıklama, hiç yakışmamış. Mehmet Öz ve Osman Müftüoğlu Hoca, hanımefendinin ağzına ne kadar biber sürseler yeridir. Onlar bu işten ekmek yiyorlar, değil mi?

Ye köpek mamasını zayıfla… Yok ya!.. Onca makale, TV programı, seans ne olacak sonra?… Ajda Hanım tez elden bir açıklama yapsa, krizini çözse gayet yerinde olurdu…

"Garp Cephesinde Yeni Bir şey Yok"…

Dün sabah haberlerde rastladım. Milli Merkez Kurultayı Ankara"da toplanmış.

Kongre yerine kullanılan ve kullananlardan başka kimsenin anlamadığı ve de itibar etmediği bu halka "inememiş" Kurultay lafını ne zaman duysam biraz irkilir, "Yine elit bir şeyler var havada" diye düşünürüm. Oysa elit olan sanattır, felsededir; siyaset değil.

Haberin ilk birkaç saniyesinde açıkçası umutlandığımı itiraf etmeliyim. Çünkü bu kez bir de "Millî" demişlerdi, "Ulusal" değil. Yoksa muhalefetin derlenip toplanması; yeni bir lider, yeni bir fikir, yeni bir ruh ve yeni bir teşkilatla ortaya ciddi bir alternatif olarak çıkma ihtimali mi vardı? Herhalde bir hayli tartışmışlardır, diye düşündüm. Millî mi desek, ulusal mı desek?.. Türkçe"de şapkalar kalktı - kalkmadı, şeklindeki abuk tartışmanın bir benzeri yapılmıştır büyük olasılıkla.

Ancak sonunda doğru yolu bulmuşlar herhalde, diye geçiyordu ki içimden, konuşmacılar birer birer sökün etmeye başladılar. Ve böylece takke düştü ve kel gözüktü. Erich Maria Remarque"ın ünlü eserinin adı bu kez yine geçerliliğini koruyordu: "Garp Cephesinde Yeni Bir Şey yok"… Bildiğimiz, sen ben bizim oğlan bir araya gelmiş yüksek sesle konuşuyorlardı yine… Hele de İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal"ın konuşması… Büyük beklenti belki… O yüzden de büyük düş kırıklığı…

10 yıldır küresel konjonktürü, kapitalizmin ve liberalizmin bugüne kadar sarsılsa da yıkılmamış duvarlarını görmezden gelerek bağırıyorlar: "Cumhuriyet elden gidiyor"... Hakaret dozuna baktığınızda sanki seçimle tek başına iktidar olmuş bir hükümete karşı siyasi mücadele değil de, işgal kuvvetlerine karşı bir bağımsızlık savaşı veriliyor hissine kapılmamak elde değil.

Bu halka karşı bir türlü güven duyulmamasının doğal sonucu, onu "aptal sanmanın", "hor görmenin", nefretle bilenmiş ağır bir "kibir" duygusuyla yaklaşmanın, iktidara giden yolu kendiliğinden tıkadığını görmek çok mu zor?..

Aslında "çözüm süreci" ilaç gibi bir fırsattı. Tıkanma noktasına gelmiş bir çözümsüzlüğün içinden çıkabilmek için taze bir zemin... Bunu savunan Gülseren Onanç"ı yönetimden atacaklarına sahip çıksalar daha doğru olmaz mıydı? Siyasi iletişim, transformasyonu anlamakla başlıyor. Arkasından koşmakla ya da onu yok saymakla değil…

"Seni olmadığın bir şeye çeviriyorlar"

ABD"de eski başkan aday adaylarından Alaska eski valisi, beş çocuk annesi Sarah Palin"i tam da bir file benziyor; züccaciye dükkânına girmiş file… Jullian Moore"un inanılmayacak derecede Sarih Palin olduğu "Game Change" adlı, bir anlamda siyasi iletişim dersi de veren o hoş filmin de etkisiyle bu yakıştırmada bulunuyor olabilirim.

Sarah Palin"in son gafı, malum Çekoslovakya"nın işgal edilmesini önermesiydi. "Ama onların Çek Cumhuriyetinden gelen müslümanlar olduğunu biliyoruz. Soruşturmayı yürütenler çalışmalarını tamamlamadı ancak harekete geçmenin tam zamanı" derken, kastettiği ülke elbette Çeçenistan"dı.

Cahil Alaska Valisi"nden Amerikan Başkanı çıkarma fikri ve gayretinin, büyük paralar harcanarak gerçekleştirilen PR çalışmalarının nasıl da hiçbir işe yaramadığı, hedef kitlesinde ancak kısa vadede etkili olabildiğini "Game Change"de açıkça görülüyordu.

Tek bir sahnesi bile yeterliydi. "Liyakat sahibi olmayan" biri için istediğiniz PR çalışmasını yapın, bir işe yaramaz. Bilgi sahibi olmadığı Gürcistan"a dair ezberletilen cümlecikleri birbirine karıştırıp çuvalladığı sahne harika anlatıyordu bu durumu...

Sarah Palin"in filmde eşini canlandıran aktör, PR çalışmalarının hiçbir işe yaramayabileceğini şöyle dile getiriyordu: "Çünkü seni, olmadığın bir şeye çevirmeye çalışıyorlar."

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.