Yazarlar İdlib ve Srebrenica

İdlib ve Srebrenica

Aydın Ünal
Aydın Ünal Gazete Yazarı

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Aydın Ünal : İdlib ve Srebrenica
Haber Merkezi 03 Eylül 2018, Pazartesi Yeni Şafak
İdlib ve Srebrenica yazısının sesli anlatımı ve tüm Aydın Ünal yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

1995 yılı başlarında Bosna-Hersek’te Hırvatlar savaştan çekilmiş, Bosna Ordusu, Sırplara karşı üstünlük elde etmeye başlamıştı. Müslüman Boşnak ordusunun özellikle kuzeyde kazandığı zaferler Sırplar ve Ruslar kadar Batı’yı da tedirgin etmiş, bir ateşkes imzalanması için Merhum Aliya İzzetbegoviç üzerindeki baskılar artmıştı. Artık ufukta bir ateşkes ve barış antlaşması görünüyordu. İşte Srebrenica katliamı tam bu anda geldi.

Srebrenica ve Gorazde, Bosna Sırplarının Belgrad’la irtibatını sağlayan önemli şehirlerdi. Hatta o günlerde bir Fransız general Srebrenica ve Gorazde’yi “barışın önündeki en büyük engel” olarak tanımlıyordu. Ateşkes ve barış görüşmeleri için masaya oturulmadan önce, Srebrenica ve Gorazde mutlaka Sırpların eline geçmeliydi. İşin acı tarafı, Srebrenica BM tarafından “Güvenli Bölge” olarak ilan edilmiş, küçücük şehrin nüfusu sığınmacılar nedeniyle 10 binden 60 bine yükselmişti.

11 Temmuz 1995’te Mladiç komutasındaki Sırp vahşileri Srebrenica’ya saldırdılar. BM’nin ve Hollanda askerlerinin gözü önünde, “Güvenli Bölge” Srebrenica’da birkaç gün içinde 12 bin insan katledildi ve toplu mezarlara gömüldü. Srebrenica Müslümanlardan “temizlendi”. Dayton Barış Antlaşması da bu katliamın ardından geldi. Tarihin hiç unutmayacağı Srebrenica katliamının ardından silahlar sustu.

İdlib’deki manzara Srebrenica’ya benziyor; inşallah İdlib’in akıbeti Srebrenica gibi olmaz.

İdlib, tıpkı Srebrenica gibi stratejik öneme sahip bir şehir. Yine İdlib, Srebrenica gibi, Suriye İç Savaşı boyunca nüfusu ikiye katlanmış, mültecilerle dolup taşmış bir şehir.

Esed, artık masaya oturmadan önce, İdlib’i de işgal etmek istiyor.

Türkiye ise, Suriye’de, Srebrenica benzeri bir katliamın, bir soykırımın yaşanmaması için adeta çırpınıyor.

Tahran Zirvesi gösterdi ki, Rusya ve İran, Suriye’de iç savaşı bitirecek İdlib düğümünü çözmekte kararlılar. İdlib Esed’in eline öyle ya da böyle geçecek. Mısır ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkeleri gelişmeleri umursamıyor. Avrupa Birliği, İdlib’in düşmesiyle başına gelebilecek mülteci felaketini görmesine rağmen tedbir almıyor, alamıyor.

İdlib ile hem canhıraş, hem de samimi şekilde ilgilenen tek ülke Türkiye.

Türkiye, İdlib’i koruyamasa bile İdliblileri koruyabilir. Ancak burada da sorun, İdlib içindeki radikal örgütler. Türkiye’nin de terör örgütü olarak kabul ettiği bu oluşumlar İdlib’den çıkmaz, sivillerin çıkmasına da izin vermezlerse, İdlib kan gölüne dönebilir.

Türkiye, bedeli ne kadar ağır olursa olsun, İdlib’de bir soykırım yaşanmaması, İdlib’in yeni bir Srebrenica olmaması için elinden geleni yapıyor ve yapmaya da devam edecektir.

Şunu da görmemiz gerekiyor: İdlib Türkiye için bu aşamadan itibaren sadece insani bir mesele olmaktan ibarettir. Türkiye’nin buradaki kazanımı, sivillerin korunması ve tahliyesi olacaktır. İdlib, öyle görünüyor ki, Esed yönetiminin kontrolüne girecek, Esed Suriye’deki iç savaşta hâkimiyetini daha da güçlendirmiş olacaktır.

Esasen, Suriye meselesinde şimdi çok kritik bir aşamaya geçiyoruz. Rusya ve İran’ın desteklediği Esed güçleri Suriye’nin büyük kısmında kontrolü ele geçirdiler. Savaş öncesi haritanın önündeki tek engel, ABD destekli PKK/PYD güçlerinin elde tuttukları kesim.

Rusya, İran ve Esed, Suriye’nin kuzeyi için ABD ile savaşacaklar mı, yoksa burada bir PKK terör devletine göz yumup anlaşacaklar mı?

İdlib sonrası savaş bitip taraflar anlaşsalar da, çatışmaya devam da etseler, Türkiye için önümüzdeki süreçte çok zor denklemler kurulacak.

Türkiye, ya İran ve Rusya ile birlikte “Esed lehine” ABD ve NATO’ya karşı savaşacak, ya da sınırının ötesinde ABD eliyle, İran ve Rusya desteğiyle bir PKK terör devletinin kurulmasını izlemek zorunda kalacak.

Diplomasinin bütün hünerlerinin sergilenmesi, eldeki tüm imkânların seferber edilmesi gereken bir sürece giriyoruz. En çok da içerde güçlü olmamız gereken, tahriklere karşı çok daha dikkat gerektiren bir eşikte bulunuyoruz.

Ekonomide zor günler geçirirken, bir de dış politikada oldubittilere maruz kalmak Türkiye’ye sadece mevcut kazanımlarını kaybettirmekle kalmaz, gelecekteki onlarca yılını da heba eder.

Cenab-ı Hak Türkiye’nin ve Erdoğan’ın yardımcısı olsun. Allah idarecilerimize daha çok basiret, daha çok feraset versin.

Kansız olsun da, İdlib’in düşmesi çok sorun değil; yeter ki son kale Türkiye düşmesin…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.