Yazarlar Evi yıkmak

Evi yıkmak

Ayşe Böhürler
Ayşe Böhürler Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Kısa adıyla AOC, uzun adıyla Alexandria Ocasio-Cortez…

New York’un 14. Bölgesi Bronx ve Queens’i temsil eden Latin kökenli senatör. Sadece Amerika’da değil bizde de gençlerin takip ettiği bir siyasetçi. 12 milyona yakın takipçisi var. Pek çok gencin “çok beğeniyoruz” dediklerini duyunca ben de izlemeye başladım.

Alexandria gibi yeni nesil siyasetçiler sadece gençlerin, kadınların değil medyanın da ilgisini çekiyor. 2018 seçimlerinde seçkin zümreleri temsil etmeyen, girdikleri ilk seçimlerde köklü adayları deviren kadın siyasetçileri anlatan “Knock Down The House-Evi Yıkmak” isimli belgesel bu başarının sebeplerini çok iyi hikâyeleştirmiş. Bir iletişimci olarak Alexandria Ocasio Cortez’in iletişim biçimi ve söylemlerini yeni dünyada giderek yükselen yeni nesil siyaseti anlamak açısından önemli buluyorum. Profesyonel siyasete rakip olarak gelişen bu yeni akımda kadınların etkisi çok büyük. Siyasetin tartışma konularını artık onlar belirliyor. Statü siyaseti, yerini yeni nesile bırakmaya başlıyor. Elbette direniyorlar.

Amerikan Kongre’sinin %81’i erkek, çoğu beyaz ve milyoner.

Alexandria kariyersiz siyasetçilerden. New York’un en yoksul üçüncü bölgesi olan Bronx ve Quenns’ten aday oluyor. Burada yaşayanları kaderlerini değiştirmek için birlikte çalışmaya davet ediyor. 28 yaşında bu barmen kadının yılların siyasetçisi Joe Crowley’e karşı kazanacağına kimse ihtimal vermiyor. Bugün dünyada Amerikan başkanlarından bile daha ünlü olduğunu söyleyenler var.

Zengin bir ailede doğmamış, harika bir eğitim geçmişi yok. Barmen Sandy ismiyle biliniyor. Garson olarak çalışıyor ve garson olmasının siyasette ona kattığı avantajları da şöyle sıralıyor: “Günde 18 saat çalışmaya rağmen ayakta kalmaya, eleştirilere karşı durmaya ve kendimi kötü hissetmem için uğraşanlara cevap vermeye alışkınım.“

Alexandria’yı 2016’da kardeşi aday gösteriyor. Bölgede yılların siyasetçileriyle yarışarak kazanması iki yıllık bir çabayla gerçekleşiyor. Detroit’ten 20’li yaşlarda sosyalist görüşlere sahip film yapımcısı bir çift onu “cesur bir işçi” olarak çerçeveleyen düşük bütçeli bir reklam üretiyor. Reklamın mesajı “ekonomik eşitsizlik, zamanımızın sorunudur.” Reklam hızla yayılıyor, bağışçıların sayısını artırıyor.

Cortez Lobicilerden, şirketlerden yardım almıyor, “Onlara karşı çıkarsan seni yutarlar” diyenlere kulak tıkıyor. Seçim finansmanını kendisi gibi çalışanlarla, işçilerle birlikte sağlıyor. “Emlak şirketlerinden, ilaç şirketlerinden para alanların işçileri savunmak için cesareti olmadığını” söylüyor. Senatör olduktan sonra da sosyal medya tanıtımında bunun altını hep çiziyor. İsminin altında “lobici değil, halk fonlaması” yazıyor. Lobicilerin ve özel menfaat guruplarının desteği olmayan bir siyaset ürettiğini her yerde vurguluyor. Modern moral değerleri savunuyor. Bir tür milli halk hareketinin senatoya gönderdiği isim oluyor. Eski siyasetçilerin gücünü “illüzyon” olarak görüyor. Şirketlerin insanı “emtia” olarak gördüğünü söyleyerek, siyasetin “hissedarlar için optimum kâr elde etme amacı taşıyan” şirketler tarafından finanse edilmesine karşı çıkıyor. Sınırdaki insanlık dışı kafeslerden dehşete düşenlerle, göçmenler için insanlık dışı kafeslerin yapımına yardım edenlerin aynı kişiler olduğunu söylüyor. İkiyüzlülüğe, göçmen politikasına karşı çıkıyor, kafesleri ölümcül tesisler olarak nitelendiriyor. Mücadelesini kendi çektiği videolarla anlatıyor. Çok hızlı konuşuyor! 5 dakikada göçmenlik sorunlarını özetliyor, 2 dakikada 2 yıllık icraatını anlatıyor.

Yeni nesil siyasetçilerde tecrübe farklı alanlarda yükseliyor. Dünyaya sol ve sağ, yukarı veya aşağı şeklinde bakmıyorlar. Belgeseli izlerken Cumhuriyetçi-Demokrat klasik kavgalarının seçim kampanyasında hiç dile gelmediğini gördüm. Cortez duygularının aktarımını ön plana çıkararak bölgenin poker suratlı siyasetçilerine meydan okumuş. Ayrıca kadın siyasetçilere ilişkin “böyle konuşmalısın, böyle giyinmelisin, gülümsemelisin” akıllarına da kulak vermemiş.

SAĞLIKTA POST TRUTH ÇAĞI

Dr. Tomris Cesuroğlu okulların açık kalmasını savunan, bunu da kaynak ve dünya ölçeğinde raporlarla veri tabanında gerekçelendiren bir hekim. Okulların açık kalması gerektiğini söylüyor. Covid 19 nedeniyle oluşan kayıp kuşaktan söz ederek, kapatmanın açmaktan daha çok zararı olduğunu söylüyor.

Toplum sağlığı ve genombilim üzerine çalışıyor. Her gün televizyonlarda izlediğimiz birçok profesörün “sosyal medyayı veri kaynağı olarak kullanmasına” itiraz ediyor. Salgına ilişkin haberlerin bilimsel veri yerine geçemeyeceğini, epidemiyoloji bilimi açısından yorumların yanlış olduğunu söylüyor. En çok üzerinde durduğu konulardan birisi de mutasyon virüsün çocuklara daha çok bulaştığı iddiası! Bu iddianın bilimsel bulgularla uyuşmadığını, takipçi kazanmak isteyen sosyal medya fenomenleri tarafından uydurulduğunu söylüyor.

Ona göre İngiltere kaynaklı mutasyona uğrayan virüs varyantının İngiltere’de ve Danimarka’da baskın durumda olduğu gerçek. Ancak bunun çocukları daha çok tuttuğu haberleri yalan! Çocuklara daha çok bulaştığına dair haberleri İngiltere Pediatri Birliği doğrulamıyor. Her iki ülkede de çocuklar maskesiz şekilde okullara devam edebiliyor.

Sağlık konusunda yalanlar bununla da sınırlı kalmıyor. Bu varyant yüzünden İsveç’te çocuk vakalarının %123 arttığı yalanı da twitter fenomeni olan Eric Ding’e ait. Bu iddiayı doğrulayan tek bir veri yok.

Sabahtan akşama televizyonlarda bilgi veren uzmanlarımıza elbette çok minnettarız. Ancak böylesi veriler üzerinden yapılan yorumlar endişeyi artırıyor. Bir yıl oldu hayat eve kapanalı. Çocuklarda kalıcı davranış değişiklikleri çoktan oluştu bile! Okulların açılmasından başlayarak, kısıtlama getirilen günlerde mahallelerde çocuk parklarının açılması konusunu uzmanların bir kez daha değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.